efsane dizi. uzaylılar dünyaya gelip kendilerini kabul ettirmişlerdir. hamamböcüğü filan yerlerdi. dünyayı ele geçirmeye filan çalışırlardı. entrika tüm evrene mahsus herhalde
hayatımın en ürkünç dizisiydi, yeşil kanlara sahip tipler, çöp tenekelerinden çıkardıkları fareleri ağızlarına tıkıyorlardı, kocaman yeşil bir "v" harfi dizinin jeneriğinde beynimizi yıkarcasına bir ileri bir geri gidip gelirdi.
ingilizce orjinali : "visitors from space", yaa işte böyle
10 küsur sene önce trt 2 de cumartesi öğlenleri yayınlanan güzel dizi . zira burda ziyaretçi olan kişiler misafir umduğunu değil bulduğunu yer felsefesinden mi yola çıkmıştır bilinmez ; fare den tutup bin bir türlü tuhaf iğrençlikteki yaratığı mideye indirmişlerdir . bir de maskelerinin altındaki iğrençliği görmek de cabasıdır .
fareleri çıtır çıtır nasıl da yerlerdi var ya, küçük olmanın verdiği korkaklıkla şimdiki en azılı korku filmlerinin veremediği korkuyu vermişti o zamanlar. (izi kalmış hafızamda bayağı)şekerleme yer gibi fare atıyorlardı ağızlarına.
"barış için geldik. size kanserin çaresini getirdik" sözleriyle selamladılar bizi önce. sonra dediler ki: "karşılığında sadece sizin için işe yaramaz bir atık bizim için ise vazgeçilmez bir maddeyi almak istiyoruz." ama bu maddenin su olduğunu az sayıda bir grup amerikalı kahraman * farkeder ve direnişe geçer.
uzaylılar esas oğlanın oğlunu bile ele geçirirler ama onlar yılmadan mücadeleye devam ederler. ve sonunda insanlık kazanır.
sadece fareleri değil bilimum çeşitli iğrenç yaratıkları yalar yutar gibi yerlerdi.akrepleri yeyip (yeyiveriyorlardı) , kuyruklarını atarlardı.uzaya camekanlı bir tabut içinde canlı canlı bir kadının gönderildiğini hatırlıyorum.
'filyuv filyuv....' şeklinde yeşil ve kırmızı lazer makineleri var idi.ziyaretçiler denen uzaylı varlıkların kanları yeşil idi.
danovan(danıvın) var idi , bir de çocukken danıvın'ın manitası olarak gördüğüm juli , ben o juliyi hep hayal etmişimdir çocukken , ona tapardım , 80 neslinin , yani bizlerin bir 1984 etkisi altında olduğumuzu , tv ile apolitikleştirme dışında bilinçaltı mesajları ile kontrol edildiğimizi göz önünde bulundurursak , birçok nesildaşımın da juli'ye hasta olduğu sonucunu çıkarırım.
ayrıca elın (alan) var idi , o da bizim freddy'nin kabusları'ndan bildiğimiz freddy'nin ta kendisidir.o iyi uzaylılar içindeydi , hani insanlara yardım eden ziyaretçilerden.
bir de ziyaretçiler her yere sprey boya ile kocaman v işareti çizerler idi.
yaa böyle uyutulduk , kandırıldık , delirtildik işte biz 80 nesli , bilinçaltımıza böyle mesajlar verildi , tv il yetişen ilk ve tek nesil olacağız tarih boyunca türklerdeki en psikopat karmaşaya sahip nesil olacağız , ...
çocukluk yıllarında izlemiş olanların hatırlayınca tekrar ürpermesine neden olan dizi. yanlış hatırlamıyorsam bu yaratıkların özgün halleri üç parmaklıydı. en çok da bu kalmış aklımda.
latince bir karakter. formülleri simgelemek için kullanılan fakat bir çok formülde farklı eylemleri karşılayan bu yüzden de öğrencilerin kafasını karıştıran türkçenin 27. harfi.
filmde (bkz: v for vendetta) kendini evey'e tanıtmak için kurduğu süslü cümlelerde dahi imzasını taşıyan öte karizma bir karakterdir..nitekim şöyle dile getirmiştir;
"voilà! in view, a humble vaudevillian veteran, cast vicariously as both victim and villain by the vicissitudes of fate. this visage, no mere veneer of vanity, is it vestige of the vox populi, now vacant, vanished, as the once vital voice of the verisimilitude now venerates what they once vilified. however, this valorous visitation of a by-gone vexation, stands vivified, and has vowed to vanquish these venal and virulent vermin vanguarding vice and vouchsafing the violently vicious and voracious violation of volition. the only verdict is vengeance; a vendetta, held as a votive, not in vain, for the value and veracity of such shall one day vindicate the vigilant and the virtuous. verily, this vichyssoise of verbiage veers most verbose vis-à-vis an introduction, and so it is my very good honor to meet you and you may call me v.."
tam bu sahneden sonra natalie portman'ın şaşırmış bir şekilde "siz deli misiniz?" demesi çok tatlı..dikkatinizi çekerim..
orta çağ fransasında hırsızları cezalandırmak için sırtlarına kızgın demirle yapılan işaret.
"hırsız" fransızcada "voleur" olduğundan sözcüğün ilk harfi olan "v" damgası vurulurdu suçlulara.
(bkz: midem bulandı)
v for vendetta'nın esas karakteri. herşeyden önemlisi londra'daki devrimin hazırlayıcısı ve hatta yaratıcısı. ayrıca çok estetik dövüşen kibar bir beyefendi. onu dövüşürken izleyince aklıma niyeyse drizzt do'urden geldi.
monte cristo kontu filmini izlerken, aynı anda elinde kılıcıyla dövüştüğü sahnede evey e yakalandığı sıradaki utanması ve çocuksuluğu, evey için süper kahraman modunu kapatıp, önüne önlük bağlayarak ona kahvaltı hazırlayıp, çay servisi yapmasındaki inceliği, her sorusunun başına "would you...?" koyacak kadar nazik ve beyefendi olması, prothero yu ben öldürdüm diyecek kadar dürüst olması, devrim yapacağı gecenin akşamında evey e "benimle dans eder misin(iz)? diyecek kadar duygusal olması, öldüreceği insanlara infazın hemen öncesinde laflarını dolandırmadan içinde kalanları ve intikamını çok açık, net ve de insanın icine evlat acısı gibi oturtacak şekilde söylemesiyle iyi bir konuşmacı olması malesef hayal ürünü bir erkeğin özellikleridir.. darth vader dan sonra aşık olunacak karakterdir.