bu yıl içerisinde bir zamanlarda(kasım civarı) vizyona girecek olan film. alan moore'un ünlü çizgi romanından esinlenerek güftelenecek, bestesi ise matrix serisinden hatırlayacağımız james mcteigue tarafından hazırlanacak olan filmin başrollerinde hugo weaving(nam-ı diğer agent smith) ve natalie portman(2 numara saçlarıyla) var.
remember remember the fifth of november filmin vizyona giriş tarihini belirten bir anektod olmasının yanısıra aslında film ve çizgi roman içinde geçen bir bölümdür..haa başarabilseler çok şekil olurdu orası ayrı..
guy fawkes isimli bir şahıs bir 5 kasım gecesi faşist hükümetin hükümet binasını havaya uçurmak için temeline barut doldurur, fakat başaramadan yakalanır..
v için devrim başlangıcı bundan iyi bir tarih olamaz, hazırlığını yapar..kaza sonucu tanınmaz hale gelen yüzünü gizlemek için maskesini takar ve işe koyulur..o gece üstüne üstlük bir de kızın hayatını kurtarır..evey hammond isimli bu kız daha sonraları v'nin en büyük destekçisi ve aşkı olacaktır..
başka bir 5 kasım gecesi hükümet binası havaya uçar, artık faşist ingiltere'de bir kıpırdanma başlamıştır..
shakespeare'e, charles dickens'a ve ve başta 1984 olmak üzere distopya kitaplarına göndermeler dolu epik bir kahraman öyküsü. zorro'dan daha karizmatik, casanova'dan daha etkileyici ve othello'dan daha iyi işlenmiş dersem az biraz abartmış olurum ama abartıyorsam da abartıyorum ulan çok beğendim.
natalie portman, ki zerre hoşlaşmadığım bir aktristtir, ve v'nin öyküsü çok ama çok yaralayıcı. bir çizgi roman daha anlı şanlı aktarıldı beyaz perdeye.
lakin bir ufak tavsiyem, yanınızda soulforged, assassin, wolfshade, man on the moon, azureel ve spyder gibi duygusuz yüzeysel adamlarla gitmeyin, filmin son yarım saatinde sizi zorlayan göz yaşlarına hakim olmak zorunda kalmayın, doya doya ağlayın.
kimilerinin hissiyat yoksunu insan yakıştırmalarına rağmen burnumun direğini ağlama noktasında sızlatan bir film olmuştur. yerinde göndermeler ve nokta atışları ile 10 numara bir eser. demek ki bu wachowski biraderler iki değil dört tane falan olsa piyasayı ölümüne domine edecek, seyirciye daha bir çılgın attıracaklar diyorum. (düz mantığın gözünü seveyim)
adettendir: "beneath this mask there is more than flesh. there is an idea and ideas are bulletproof."
wachowski kardeşlerin bir çizgi roman uyarlamasını nasıl bir şölene dönüştürdüklerini gördüğümüz film.
remember remember the fifth of november sözleriyle başlayan, guy fawkes'ın esasen bir terörist değil onun düşüncesinin tamamen adalete dayalı olduğununun, devrimin halk için yapılacağını göstermiştir film. kişiler ölür, düşünceler ölmez.
-kısaca konu-
faşist bir hükümet bir egemenlik düzeni kurmak istediği dönemde ingiltere'de çoğu şey yasaklanmış, halk bir nevi köle haline getirilmiştir. bir haber kanalıyla* halka yalan haberler yapılmakta ve halk da bunların doğruluğuna inanmaktadır, yada inandırılmaktadır. ta ki karşımıza devrimi gerçekleştirecek eski bir denek* çıkana kadar. kendisine v adını koyan bu insan faşist yönetimin ilk zamanlarında insanları daha kolay yönetmek için uygulanan bir biyolojik virüs vakasının kurbanlarından biridir. bu deneyden kaçıp kurtulmuş fakat kendini tamamen değiştiren bu olaydan sonra bambaşka bir insan haline gelmiştir. ölümden korkmayan ve intikamını almak isteyen biri. önce birkaç binayı havaya uçurarak hükümeti tehdit eder, daha sonra ise kendisini bu hale getiren insanları teker teker öldürerek intikamını alır. kendisini bu hale getiren insanlar hükümetin alt kademesinden üst kademesine açılan bir yelpaze olduğu için kendisinin davası, kendisinin intikamı ülkenin davası, ülkenin intikamı haline gelecektir. karşıtlığı ve düşüncesi ile halkı uyandıracaktır. demokrasiye, düzene parmak basacaktır. maskesini gösterecektir.
-kısaca konu bitmiştir-
hugo weaving v'ye karizmatik havasını, sesini aktarmıştır gene. zaten v'de özünde karizmatik ve elit bir karakter olduğu için karizması 2ye katlanmıştır. natalie portman ingiliz aksanını çok iyi yansıtamasa da iyi bir oyunculuk sergilemiş, evey karakterinin hakkını vermiş. 2 numara saçla dahi çekiciliğini kaybetmemiş, ağlarken sinema seyircilerini dahi ağlatabilmiştir.
uzun zaman sonra izlediğim güzel filmlerden biri. üstüne çok şey yazılabilir, çizilebilir, tartışılabilir.
öncelikle burada yorum yapmayacağım konusu hakkında, tavsiye ederim herkese gitsinler görsünler bu filmi..abuk subuk filmlere kafa yorup, tonlarca para döken hollywood sinemasında nasıl oluyorda böyle bir özeleştirisel film çıkabiliyor görsünler..hiç olmadı wachowski brothers adına gidilir izlenir diyecem ama siz yine derince oturup üzerinde düşünülecek bir film olduğundan lütfen biraz günümüz dünyasının da (ki konuların hepsi güncel) aklımıza getirerek izleyelim..
spoiler dolu diğer dikkat çekmek istediğim noktalar;
* öncelikle casting..evet agent smith olsun kraliçe amidala olsun süpper, bal gibi akan bir ingiliz aksanı ile tüm filmi hakkıyla oynamışlar..ağızlarına sağlık, yüreklerine sağlık diyorum..özellikle hugo weaving filmde bir kere bile görünmeden harikalar yaratmış ve özellikle sesi ile başta beni olmak üzere çoğu insanı hayran bırakmıştır (wachowski biraderlerin bu adamı sevdiği belli)..filmin süslü ve derin anlamlar yüklü tüm konuşmaları karizmatik v karakteri ve onun etrafında toplaştığı için bu role gelecek olan aktörün sesinin de önemli olduğuna dikkat çekilmiş ve çok başarılı bir seçim yapılmış..natalie portman hakkında birşey söylemeyeceğim, monster'daki charlize theron (ki kendisini severiz) gibisinden bir vefakarlık örneği göstermiş ve saçlarını bu rol için kazımıştır..hem de bu sahneyi filmde görebiliyoruz..başarılı olmuş..daha önce de bahsettiğim gibi ingiliz aksanı ağzından akıyor bal gibi..yalayasım geldi walla..(hooşt!)
* filmdeki yokoldu denilen faşizm teması ve akabinde bunu destekleyici tüm kaos durumları insanın tüylerin ürpertici bir şekilde ekrana yansıtılmış..durumun aslında farklı olmadığı bizlere gösterilmiş..nitekim günümüz dünyasından da çarpıcı detaylar ile süslenmiş bu tema insanın içine işliyor..bu sabah saat başı haber bültenini izlerken daha da etkilendiğimi hissettim..resmen hepimiz birer koyun gibiyiz ve iyice b.k çukuruna doğru yuvarlanıyoruz..buna gidişhata dur diyecek, bunu değiştirebilecek , herşeyi mucizevi bir şekilde düzeltecekbir kahraman yaratılmasını istiyoruz..filmde bu duygular üzerine yoğunlaştırılmış sahneler mevcut..nitekim filmin konusuna hükmeden, çok da bilgi sahibi olmadığım ve simgeselleştirilmiş bir bombalama olayı vardır..bunun gibisinden ateşleyici bir oluşum beklenmektedir ve/veya herşey yakın zamanda daha da değişik olacaktır, bunların mesajları gözümüzün içine sokularaktan gösteriliyor, altı çiziliyor, gönderilmesi gereken yere nokta atışı yapılıyor..
* dediğim gibi bu film hollywood yapımı bir filmdir ve kesinlikle amerikan yönetimi de dahil olmak üzere çoğu konuşulurken bile dikkat edilmesi gereken konularda keskin yorumlara sahiptir..ondan dolayıdır ki izlenmesini istiyorum..nitekim konuşulacak bir film olacaktır..
* çok detaylı izlenecek olursa nitekim çok saçmalık yakalanıyor..bunlar mantık hataları da dahil olmak üzere yine bizi kızdaracak, genel geçer bir yargı olarak tüm dünyanın bizim üzerimizde düşündüğü yanlış şeyleri kapsıyor..nitekim bir diyalogta bir kürdistan devleti varlığını bastırarak ima etmeleri, kuran ve müslümanlar hakkında yıkıcı yorumların bulunması baya ters geldi bana..dışarıdan görüntümüz değişmedi halen ve değişmemekte de inat ediyor..
* filmdeki çekim sahneleri görüntü yönetmeni olan wachowski brothers imzalı ve biraz da olsa equilibrium kokuyor..konu ile beraber güzel birleşiyor ve filmi çok canlı tutuyor..eheeehe, biraderler yine çoğaltılma (agent smith) ve bol kapılı uzun beyaz koridorlara takmışlar..(güzel, birşey demiyorum tamam)
öncelikle şunu belirtmek istiyorum, bu filmin ilham aldığı çizgi roman klasik bir deney sonucu süper güçlere nail olan ve dünyayı kıçıyla kurtaran bir kahramanın hikayesi değil..
hoş dünyayı kıçıyla kurtaran çizgi roman karakterlerine de büyük sempati beslemişimdir her zaman, ama bu çizgi romanın olayı apayrı..tabii ki burada da bir deney var, adamın anasını belliyorlar ama burada olay deney veya süper güçler değil, olay sistemin insanlara yaptıkları yaptıklarının cezası..
v: what was done to me was monstrous..
evey: and they created a monster..
yıllarca uyutulmuş, sindirilmiş bir ülkenin insanlarını harekete geçirmenin zamanı gelmiştir..biyolojik bik bik sebebiyle ölen onca insanın intikamının alınmasının zamanı gelmiştir..v için kendisine yapılanların intikamını almanın zamanı gelmiştir..faşist bir dünyada bunu yapmanın tek bir yolu vardır : saf anarşi..
üzerlerine "itaat" toprağı serpilmiş bu halkı uyandırmanın zamanı gelmiştir artık..
5 kasım film ve çizgi roman için çok ironik bir tarihtir gerçekten..5 kasım'da guy fawkes başarısızlığa uğramıştır, 5 kasım'da st mary's hastanesindeki "devrimci" deneklerin bulunduğu bölüm yanmış ve v intikam yeminini orada etmiştir..ve yine bir 5 kasım gecesi bütün ingiltere v kostümleriyle sokaktadır..
bu bir tiyatro gösterisi değildir, bu fikrin yayıldığının simgesidir artık..
filmin bir diğer tapılası tarafı inanılmaz bir şekilde yoğurulduğu sanat öğeleridir bence..zaten vyi diğer süper kahraman üslerinden ayıran en önemli özelliği de budur..
hafif deli, hafif çılgın, yeteri kadar komik ama aynı zamanda inanılmaz esrarengiz ve bir o kadar da ölümcül..
filmin yapımcıları wachowski kardeşler olunca kendi icatları bullet time bir kavga sahnesi olmadan olmazdı elbet..ama o bile dozunu kaçırmadan yapılmıştı..film bize aktarmak istediklerini inanılmaz bir mükemmellikle aktarıyordu..
büyük bir yapım, casting, kamera, kurgu gibi oyunların kalitesiz olması zaten beklenemez. terorist nihayet muvaffak oluyor. masum insanları da öldürmekten veya siper olarak kullanmaktan çekinmeyen terorist v ingiltere'nin (aynen 1984 romanındaki (filmi de var tabii) gibi big brother'lı bir ingiltere) despot idaresini hayatı bahasına da olsa yıkmayı başarıyor. film teröre mesihi bir vazife yüklüyor olması itibariyle hiç olumlu değil. seyirci teröristin davasına sahip çıkarken metoduna da (terör) sahip çıkıyor filmi izlerken, filmin arka planında harap olmuş bir dünya var.
yüzünü hiç göstermemesine rağmen sadece sesiyle bile iyi bir oyunculuk çıkaran hugo weaving, çocuk yıldızlıktan aktrisliğe başarılı bir geçiş yapan natalie portman, stephen rea ve diğerleri...
eğer kahramanların sadece çocuklar için olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz zira ben kendi kahramanımı bu filmde buldum.
bravehearth ve gladiator'dan beri süregelen güzel ve büyük film açlığımı büyük ölçüde giderdim.
film hakkında en beğendiğim taraf v'nin kendisiydi. yukarıda kendisini kahraman olarak tanımladım ama aslında kendisi mükemmel bir anti-kahraman. chaotic-good kişiliğiyle insanların haketmediği yönetim şeklini ortadan kaldırıyor. bunu yaparken son derece zeki davranıyor ve halkı uyandırarak başkaldırmalarına önayak oluyor, cesaret veriyor. yöntemleri herkes tarafından onaylanmayacak şekilde olsa da v bildiğinden şaşmıyor ve insanlara filmin de ana teması olan şu mesajı veriyor:
- people shouldn't fear their governments, governments should fear their people!
oyunculuk, senaryo, verdiği mesaj, çekimler, aksiyon sahneleri, final... film tek kelimeyle mükemmel...
bu filmi sinemada izleme fırsatını kaçırmayın, gözünüzün sulanmasına da şaşırmayın
son zamanlarda izlediğim ve en çok hoşuma giden filmlerden biriydi kendisi. film hakkında bolca yorum yapılmış, ben uzun uzadıya yazmayacağım ama gidin derim ben. aksiyon içinde var ama bir aksiyon filmi değil kendisi. yüzeysel bir film değil, gayet derin anlamlar taşıyan bir film. hafiften 1984 ve fight club'ı da andırıyor.
gidilmesi gereken bir film.kurgu,oyuncular,senaryo gerçekten profesyonelce.seyirciyi filme bağlamayı çok iyi başarmışlar.her sahnesinde acaba ne şimdi ne olacak gibi bir duyguya kapılıyorsunuz.tavsiye ederim...
gül verme konusuna gelince konu şu şekilde 5 numaralı odadaki mahkum bir çok deneyden sonra ölmediği için doktor ablamız ona bir bahçe ayarlar vede bahçede 5 numaralı odadaki adam gönlünü o güzelim kırmızı gülleri yetiştirerek eyler. filmde havada kalıyor bazı şeyler ama çizgi roman daha bütünlüklü ısrarla tavsiye edilir okuyun okutun
"l is for love, baby
o is for only you that i do
v is for loving virtually all that you are
e is for loving almost everything that you do
r is for rape me
m is for murder me
a is for answering all of my prayers
n is for knowing your loverman's going to be the answer to all of yours"
kısaca son dönemde izlediğim en güzel film (son dönem nedir birader açık konuş) atmosferini, dayandığı sağlam çizgi roman altyapısını ve muhteşem oynayan kadrosunu bir yana bırakıyorum, kurgusu ve konuyu anlatış biçimi ile bile hayran bırakan bir eser olmuş. yalnız filmi hiçbir kategoriye hapsetmek istemedi canım. gerçi imdb abimiz bile bu konuda zorlanmış, "action / drama / sci-fi / thriller ve hatta (more)" demiş türü için ki yerinde bir tespit olmuş. gidin görün diyorum ama sinema ortamında ya da sağlam ses düzeneği olan bir mekanda izleyin ki güzelim yemeğin sosunu kaçırmayın.
dikkat! bundan sonrası derin "spoiler" içermektedir.................
sanırım çizgi romanın ve dolayısıyla filmin seyirciyi en etkileyen yanı suratımıza tokat gibi patlayan, çizdiği politik çerçeve. hatta kuvvetle muhtemel bir yakın gelecek bile diyebiliriz. çok kısa da olsa özetlenen bir amerika örneği ile lokal terörün global terör uygulayarak çözülmediğini ve geri teptiği görüyoruz. sonrası karmaşa, kaos ve yıkım zaten. işte tam da bu ortamdan yararlanan, yükselen bir demokrasinin bir toplumu nasıl ilk çağlara döndürdüğünü farkediyoruz. hakları korumak bahanesi ile kısıtlanan hakların yaşamlarda bıraktığı derin izlere ve sindirmeye şahit oluyoruz. açıkçası bu noktada hafif bir "equilibrium" tadı almadım desem yalan olur. ama vendetta gerek dahice hazırlanmış ve muhteşem ağızlardan dillendirilen diyalogları, gerekse bütünlük taşıyan politik söylemi ile 3-4 boy fark yaptı gözümde.
v karakterimize gelirsek wachowski biraderler kantarın topuzunu bu kez iyi ayarlamışlar diyebilirim. yer yer doğa üstüne atıf yapacak eylemler ekleseler de v'yi asla bir neo ermişliğine büründürme çabası hissetmedim. etten, kemikten, düşünen, karar veren, daha insancıl bir v şahsen daha bile hoşuma gitti. yalnız filmin sonuna yayılan zoraki bir aşk atmosferi biraz canımı sıktı. elden ne gelir ki, yönetmen abilerimiz "duygusal çalışma"larıyla ara sıra damardan girmeyi seviyorlar. yine de geneli bozacak bir durum değildi.
yerleşik düzen, adalet ve dünya yönetimleri üzerine bir tez izledik desem yeridir. halkını unutan bir demokrasinin varolmaması gerektiği fikrini çok net anlatıyordu. katılmamak elde değil.
bir de son olarak natalie portman'ı dünyanın en güzel ağlayan insanı seçiyorum. bu 2. oldu, aynı dalda ilk ödülünü leon'da almıştı.
mükemmel bir film. izlendikten sonra equilibrium da izlenmeli. içinden yüzlerce mükemmel quote barındırıyor. hakkında 10000 kelimelik bir yazı da yazılabilir; ancak filmi özetleyemez bile. gidilip izlenmesi lazım.
(bkz: v)
an itibariyle izlediğim, ve bir daha izleyeceğim filmdir. v için söyleyebileceğim şey; sanki darth vader ın ruhunun bu adamın (v) bedeninde tekrar ortaya çıkmasıdır. aynı intikam duyguları, aynı nefret, biri aşkı için biri özgürlük için savaşıyor ve gene ikisinde de ortak nokta ikisi de malesef natalie portman a aşık oluyor (bkz: ühühühühü). film boyunca v konusurken, darth vader ın ünlü nefes sesi aklımdan çıkmadı. maskeli adamlara aşık olma eyilimim v içinde devam etti, o kibarlık, o konuşma aksanı, o ses, suratta sadece maske olmasına karşın mimikler, jestler her şey harikuladeydi. darth nın sesi için zilyon kere izledim star wars serisini, v for vendetta için de herhalde en az yüz kere izlerim. darth vader karakteri için de v karakteri içinde söylenecek şey; mükemmel oldukları ve malesef hayal ürünü olmalarıdır.
amerikan sinema endüstrisinin son çizgi roman uyarlaması.
sistem karşıtı maskeli faşist v , anarşizmin sadece yıkıcı değil aynı zamanda yeni fikirler , yeni oluşumlar yaratılmasında da gerekli olduğunu düşünen bir karakter görünümünde.çoğu kişiye antipatik gelse de aslında bir kahramandır bu adam.filmin sonuna dair cümleler kurmaktan kaçınarak izlenmesi gereken filmler listesine alıyoruz bu yapımı.
(bkz: remember remember the fifth of november)
zorla götürdüğüm dostlara "matrix gibi" dediğim ve bittiğinde de "amma sallamışsın, matrix'le alakası yok" tepkisi aldığım muhteşem film.
kabul etmiyorum, sırf yazarlarından dolayı değil, kesinlikle konusunun ne kadar görmezlikten gelirsek gelelim, içinde yaşadığımız düzene sapladığı kılıçları var. gerçek olmasa da, 10 kişiyi çatır çatır kesebilen bir kahraman saçma gelse de kimilerine, adamlar yine düzeni kurcalıyorlar. hatta şu an içinde bulunduğumuz duruma öyle yakın ki herşey. olmayan şeyler değil hiçbiri bir kere, hala birileri bir yerlere gelmek için, halklarının hep en hassas noktalarından vurmayı, onların korkularının üzerine kulelerini inşa etmeyi başarı sayıyorlar. "düzeni sorgula" diyor kardeşler inatla.
son 30 dakikada ki hareketlilik de zaten bu filme mırın kırın edenleri bağlayacak nitelikte olduğundan genel beğeniyi topluyor ama bence kesinlikle mükemmel bir film.
adeta vurulduğum filmdir. çizgiromanını hiç okumamıştım, bu yüzden konuya tamamen yabancıydım. ancak filmin adını duyduğum andan itibaren gösterime gireceği günü iple çekmeye başladım. son yıllarda hiçbir film, hiçbir konu, bukadar heyecanlandırıcı değildi.
filmi izledikten sonra da sinemadan eve dönüş yolu boyunca kulaklarımda hugo weaving'in o inanılmaz sesi çınladı. düşmanlarıyla konuşurken oldukça tehditkar ve kararlı, sevdiği kadınla konuşurken zaman zaman heyecandan titreyen, gidip gelen muhteşem etkileyicilikteki sesi... bir insan bir maskeye sesiyle ancak böyle hayat verebilir, donuk bir maskeye ancak böyle mimik yükleyebilirdi.
--------------spoiler--------------
en etkileyici sözlerinden birisi de, v'nin yüzlerce kurşun yedikten sonra baş kötülerden creedy'ye doğru yürümeye devam ederken, creedy'nin ''neden ölmüyorsun?'' sorusuna verdiği cevaptı:
''bu maskenin ardında bir yüzden çok daha fazlası var. bu maskenin ardında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmezdir!''
sen kimsin sorusuna verilebilecek en kıllı cevabı içinde barındıran film. adam bi v demek için en kadar çok v diyebilir sorusunada cevap olur sanırsam:
voilà! in view, a humble vaudevillian veteran, cast vicariously as both victim and villain by the vicissitudes of fate. this visage, no mere veneer of vanity, is it vestige of the vox populi, now vacant, vanished, as the once vital voice of the verisimilitude now venerates what they once vilified. however, this valorous visitation of a by-gone vexation, stands vivified, and has vowed to vanquish these venal and virulent vermin vanguarding vice and vouchsafing the violently vicious and voracious violation of volition. the only verdict is vengeance; a vendetta, held as a votive, not in vain, for the value and veracity of such shall one day vindicate the vigilant and the virtuous. verily, this vichyssoise of verbiage veers most verbose vis-à-vis an introduction, and so it is my very good honor to meet you and you may call me v.
fena gaz verici, intikam duygularını körükletici gibi görünse de sinema salonlarında görmek istediğimiz filmlerden. gidiniz, görünüz. sinemadan çıktıktan sonra bir oturuşa bir kitap bitirmiş hissine kapılacak kadar tatmin olacağınızı tahmin ediyorum.
insanların nasıl bu kadar beğendiğini anlayamadığım film
pek çok sahne havada kalmış
film çok yerde gereksiz uzatılmış
izleyiciyi boğuyor
maske çıksa da şu herifin suratını görsek
dense de maske hiç çıkmıyor
kısacası yakın zamana kadar
karşıma gelen en bayık filmdir kendileri