"herkes bir uzlaşma halinde yaşamla. düşünsenize razı gelmesek de başta, kabulleniyoruz sonra. işimizi, sevdiklerimizi hatta sevmediklerimizi, bunaltan trafiği, bir gün bırakıp gitmeyi hayal ettiğimiz şehri. uzlaşıyoruz yaşamla. bir nevi yetiniyoruz elde olan olanaklarla."
*
elia kazan 'ın uzlaşma adlı romanında eddie arness, kayseri'den amerika'ya göç etmiş bir amerikan yurttaşıdır. yazarmış aynı zamanda. büyük paralar kazanıyor, ev, araba kısacası orta halli bir amerikan yurttaşının ulaşmak istediği her olanağa sahip. bir uzlaşmaya varmış çevresiyle, eşiyle, dostlarıyla, işiyle.
derken birdenbire bozuluyor bu uzlaşma. bir tutku oluyor her şeyi yıkan. genç bir kadına duyduğu korkunç bir yakınlık duygusu. gwen bu kadının adı. eski uzlaşmayı ise karısı florence temsil ediyor. eddie ise, içinde yaşadığı uzlaşmanın aslında ne kadar yanlış olduğunu düşünüyor.
arabasıyla yolda giderken oluyor bu. yaşamak istemiyor, kırıyor direksiyonu bir kamyona doğru. sonra hastane, uzun bir dinlenme. sıkıldığı şey, yaşadığı düzen. gereksizdir yerleşmiş düzene uyma çabaları.
karısından gitgide uzaklaşıyor sonra. karısı için " ama iyi bir kadındı" diyenlere " iyi bir kadındı, ama beni öldürüyordu, ben de onu" diyor. karısı ise eski yaşamlarına dönmelerini öneriyor her fırsatta.
şöyle bir konuşma geçiyor aralarında:
- her şey eskisi gibi olsun istiyorum
+ ne eskisi gibi olsun?
- seni eskiden olduğun gibi istiyorum
+ ama florence, yıllardan beri seninle değildim aslında, öyle değil mi?
sonrasında bırakıyor her şeyini eddie.
gwen'in yanında buluyor yeni uzlaşmayı.
şöyle bitiyor roman:
"tutkumu doyurdum mu? neydi tutkum? hatırlamakta güçlük çekiyorum. bunun, tutkumun tatmin edildiği anlamına geldiğini umuyorum... ama burada kendimi bir yabancı gibi hissetmiyorum."
uzlaşma'nın kahramanı, kurtuluşu kendini bir yabancı gibi duymamakta bulmuş.
kendinle çelişki halinde yaşamadan, kendi varlığınla uzlaşmaya varmak...
kendi kişiliğinize yabancılık duymadığınız sürece, başkalarının dayattıklarına aldanmadığınız sürece uzlaşabilmek mümkün galiba hayatla.