|
|
- nasıl olacağı düşünülürken komik olacağı kesin olan yaşam tarzı. ayda mı ikamet edeceğiz? vergimizi nereye vereceğiz? uzayda cinsel hayatımızı nasıl sürdüreceğiz?kıble için hangi koordinat düzlemini kullanacağız? dünyaya gidiş geliş nasıl olacak? nasıl? nasıl? nasıl?
- uzayda yaşama başladıktan itibaren bir avustralya veya paris turunun fiyatı ne kadar olacak? dünyaya yaklaşan gökcisimleri hala teksas'ın yüzölçümüne göre mi tanımlanacak? olası uzayda yaşam ile önemli bir mizah malzemesini kaybedecek olan insanoğlu yeni espri kaynağını nereden alacak? burçların durumu, hatta yükselen burçların hali ne olacak? astroloji yükselen meslek haline mi gelecek?
geleceğe ait öngörüler sf.64
yıldız tarihi: 2006(köpek)
- (bkz: uzaya çıktık da sevişmesi kaldı)
- siz insanoğlunun en çok merak ettiği şeylerden biridir bu kavram. başkalarının hayatına müdahaleden pek hazzedersiniz çünkü.
girmediğiniz kılık, yapmadığınız şebeklik yoktur bunu öğrenmek için. kıçınıza giresi teleskoplar yaparsınız ölmek pahasına da olsa. 1 milyar avroyu gözden çıkarmayı bilirsiniz ama kendi türünüzden olanlar umurunuzda olmaz. varsa yoksa uzaylı. yeter ulan! bıkmadınız mı röntgencilikten?
yok efendim neymiş? 100 metre çapında aynası olan teleskop yapacakmışlar da uzayın her bir noktasını göreceklermiş de... görseniz n'olur ulan? bizde sizin spermken çekilmiş fotoğraflarınız var. söylüyor muyuz her yerde? her neyse... bu konulara girmek istemiyorum şimdi. ama çok merak ediyormuşsunuz, söyleyim: uzaylılar vardır. hatta 'düşünüyorum o halde varım' diyim de anlayın artık siz de. (bi descartes'ınız bi de sokrates'iniz vardı zaten sizlere ömür. tek o ikisini sevmişimdir içinizde.)
abuk subuk filmler çekiyosunuz paso, biz burda izlerken triplere giriyoruz sinirden. hayır, en büyük eğlencemiz siz olmasanız mağara adamı bob'la falan uğraşmadan sıçmıştık ağzınıza da neyse. bak şimdi, senaryoya gel: herifin teki mesaj alıyo, abuk subuk sinyaller falan. çözemiyo ne olduğunu. sonra anlıyo ki uzaylılar bunla iletişime geçmeye çalışıyo. neyse arada sevişme sahneleri giriyo renk katsın, heycan olsun diye. sonra bi bakıyosun, ne olduğunu anlamadan uzaylılar dünyaya gelmiş. 'melapa dünyalı biz dostuz! vik vik vik vik..'. sonra siz sazan dünyalılar yiyosunuz tabi. tam her şey aşmış güzellikte giderken uzaylının teki (ki görünüş olarak bizle alakası yok!) çıkarıyo aşmış ışın tabancasını, sırayla başlıyo insan ırkını gebertmeye. ama insanoğlu bu. pes eder mi? ı-ıh! etmez! hemen çakal misali planlar yapıyo, dünya liderleri bir araya geliyo, durum değerlendirmesidir odur budur... bi bakmışın uzaylıları postalayıvermişiniz.
adam gibi şeylerle gelin bize yahu. bizim ilkokul müsamerelerimiz tadında filmler çekiyosunuz, gişe rekorları kırıyo sonra.
neyse bak, nerden başladım nereye geldim. ne diyeceğimi unutturdunuz bana.
aslında size bazı gerçekleri anlatmayı düşünüyorum. bilmiyorum bunlara hazır mısınız ama bu böyle gitmez. yanlış tanıdınız bizi bu güne kadar.
var ya, en büyük eğlencemizsiniz. hakkaten siz olmasanız oralarda çok sıkılırdık. zira bizim orda herkesin aklı fikri ilimde bilimde. e arada canımız sıkılmıyor değil tabii. işte o an siz geliyosunuz aklımıza. 'dalga geçelim hıyarlarla zıhe zıhe' deyip başlıyoruz makaraya.
şimdi öncelikle unidentified flying objects gibi zıbındırık bir isim koyduğunuz o şeyler moron kardeşimin oyuncaklarıdır. ilk başta benim de hoşuma gidiyodu ama bokunu çıkardı kerata. atma diyorum, gene atıyo. yapıcak bişey yok yani. gerçi gülmekten altımıza sıçıyoruz ev ahalisi olarak verdiğiniz tepkileri görünce ama gene de size de yazık. 'tanımsızlık' gibi bir şeyden tanım yapma raddesine getirdik sizi. yakında alayınız peynir ekmekle yer o kıvrımsız et parçasını.
bir de bu kardeşim olacak sıpa huy edinmiş, hep amerika'ya atıyo oyuncaklarını. bush diye bir maymun var ya, sevemedi gitti onu. devlet başkanı olacağını biliyoduk biz tabii bunun sittin sene evvelinden. o da gıcıklığına yapıyo.(dedim ya miniminnacık spermken bile biliyoruz ne mal olduğunuzu)
geçenlerde deneysel bir çalışma yaptı kendisi. 'türkiye taraflarına atayım bakayım nolucak? oranın insanı çok eğlenceliymiş' falan dedi. (tayyip'e de ısınamadı zannedersem. gerçi komik adam, ben seviyorum.) ama bu sefer, benim çocukluğumdan hatıra bebeğimi fırlatmış. bastım iki tokat kafasına, geçti sinirim. sonra da seyre koyulduk zaten ailecek. bir de ne görelim? sizinkiler 'daş' attı oyuncağıma. nasıl yarıldık anlatamam. adam daşı tuttuğu gibi doğru oyuncağa savurdu. neymiş efendim? uzaylı görmüşler de saldırmasın diye daşlamışlar uzaylıyı. valla alemsiniz. gerçi şimdi oyuncak bebeğimden bahsedince hüzün bastı birden. bakın bu da resmi: http://img.blogcu.com/...
neyse ya. gözlerimden yaş akıyo allah sizi inandırsın. keşke hiç girmeseydim bu oyuncak bebek muabbetine. ya, daş attılar bebeğime ya şerefsizler. ben ne güzel oynardım onla çocukken.
elim ayağım titriyo şu an. yazamıyorum daha fazla. çok sinirlendim yine. ama intikamım acı olacak! bekleyin ve görün...(arkhe, 07.07.2007 13:11)
|