kötüdür. hem de çok kötüdür. sevdiğiniz insanın sizden uzaklardayken başka biriyle olduğunu öğrenmek aradaki hasreti acıya dönüştürüp duygu yoğunluğunu ikiye katlar. daha önce hiç girmediğiniz ruhsal bir bunalıma girip hiç dinlemem dediğiniz şarkıları dinletebilir. cengiz kurtoğlu'nun nasıl saygı değer bir insan olduğunu idrak etmenize sebebiyet verir.
sevigilinizin uzakta olmasına katlanmak en öncelikli yanlışınızdır bu durumda. olmuyor, uzaktan ilişki olmuyor... hele bahar gelince ve millet öpüşmeye, elele, sarmaşdolaş gezmeye başladı mı bünye bu, yakınlık istiyor..
işte bu zaman ne bağlılık kalıyor ne de "uzakları yakın eden" hedeler.
sonuç olarak, bu olası durumun en iyi ilacı misilleme*dir.
uzaktaki sevgilinin arayışları sonunda her zaman olmasa da muhtemelen ulaşacağı sonuç.
öncelikle sevgilinin neden uzakta olduğu sorgulanmalıdır. acaba uzaktaki sevgiliyle arada sadece kilometreler mi vardır yoksa başka mesafeler de oluşmuş mudur? bu soruların cevaplanmasından sonra ancak sevgilinin başka birini bulmasına bir yorum getirilebilir. *
buradaki asıl sorun sevgilinin uzaklarda başıboş bırakılmasıdır. aslında sen sevgilin nereye giderse gitsin oralarda ona göz kulak olacak birini bulacaksın ki kaptırmayasın dimi.
sık karşılaşılan bir durum olması sebebiyle, üniversiteyi başka bir şehirde okuyacak olan veya askere gitmek üzere olan bünyelerde panik yaratan durumdur. ama bu durum gerçek aşklar için geçerli değildir.uzak yakınlıkların yakın uzaklıklara tercih edileceğini, dünyanın öbür ucunda da olsa sevginin azalmayacağını unutmamak gerekir.
işin en kötü tarafı siz onun için yanıp tutuşurken, her dakika onun hayalini kurarken ufacık bir fırsat olsa da yanına gidebilsem diye hesaplar yaparken, etrafınızda ki herkese onu ne kadar çok sevdiğinizi ve onun sizi ne kadar çok sevdiğini anlatırken, onun çoktan başklarına ait olduğunu kendinden de değil yine başkalarından öğrenmektir.
tasvip edilemeyecek bir eylem, hazmedilmesi güç bir hareket. aradaki mesafenin verdiği bir soğukluk varsa, nispeten çok koymaz fakat çok sevilirken başa gelmesi, bunalım perdelerini aralar, kalıcı etkiler bile bırakabilir kişi üstünde.
(bkz: kafada sertlik hissetmeye başlamak)
(bkz: boynuzdur o boynuz)
yakındaki sevgilinin başka birisini bulması durumundan daha kolay kaldırılabilir bir durumdur bence.. yakındaki sevgiliyle sık sık görüşmeler, hayatına iyice girmiş olması, daha çok şey paylaşmak vs. bir alışkanlık durumu yaratır. ve sonra o bir başkasına gittiğinde birden bire boşlukta kalırsınız. yokluğuna alışmak daha uzun sürer. fakat sevgili uzaktaysa yapabildiğiniz sadece telefonda konuşmak, msnde konuşmak, mail atmak, ayda yılda bir görüşmek olacağından bu gibi şeylerin yarattığı alışkanlığın etkisi daha kısa sürede atlatılır gibi geliyor.. tabi ikiside çok üzücü, çok yıpratıcı.. ama öyle işte.. yine de ben ikisi için de allah düşmanımın başına vermesin diyorum..
üzerinden bir sene geçtikten sonra sizde kalan tek etkisi geçmişteki kendinizin o zavallı haline acımanızdır. onun dışında başa gelse de çok koymamalıdır, size de yazık. (bkz: kendimden biliyorum)
siz ona sevginizden emin,onu bekleyeceğinizi söylerken,onun bu zaman içerisinde "duygu değişikliği yaşanabilir,beklemek anlamsız"cevabı ile sevgisini gayet net bir şekilde anlamanız ve hayatınıza yeni bir yön verip,sevginizi hakedecek,sevgisini hakedeceğiniz yeni bir insanın hayatınıza girmesi gayet normaldir.bu durumda kabızlık sizde değil sizi kısa bir süre bekleyemeyecek şahıstadır.