belki ilginizi çeker
  1. · ruhi ayangil
  2. · erkan mutlu
  3. · vedat kaptan yurdakul
  4. · ruhi ayangil
  5. · uyan ey gözlerim
  6. · cinsel içerikli başlık açmak
gündem
  1. · disko kralı
  2. · aşk ı memnu
  3. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  4. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  5. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  6. · giyotine yolladılar gitmedim
  7. · colin kazım richards
  8. · postmodern şiir denemeleri
  9. · beni bu masum gözlerle yalnız bırak

uyan ey gözlerim gafletten uyan*  

  1. bir de uygun bir hikaye olsa tam süper olacak dedirten söz öbeği.

    delikanlının biri, vaktiyle, aradıklarını kitaplarda bulmuş. kitapları okudukça merakı artmış! çok etkilenmiş. öğrendiği hakikatler karşısında hayretler içerisinde kalmış. “hay allah” demiş, “hakikatin ne olduğundan kimsenin haberi yok oysa! dünya alem bilgisizlik ve gaflet içinde yaşıyor. insanlar daha allah’ı bilmiyorlar, kendilerini tanımıyorlar. din diye putlara ya da hayallere tapıyorlar. boş yere de kavga gürültüyle birbirlerini üzüp kırıyorlar” demiş. “bu yaşta bunları fark etmem çok iyi oldu!” diye düşünmüş. “benim şimdi esas işim bu bilgileri tüm dünyaya yaymak, insanlara işin gerçeğini açıklamak olmalı. eğer, insanlar bu hakikatleri fark ederse, her şey değişir, kimse karşısındakine zarar veremez; o zaman dünya güllük-gülistanlık olur, insanlar huzur içinde yaşar. ben de insanlığa iyi bir hizmet vermiş olurum.”

    derken düşmüş yollara, bir memleketten ötekine başlamış dolaşmaya. gittiği her yerde anlaşabildiği insanlarla dostluklar kurup, bildiklerini başlamış paylaşmaya! dinleyen buldukça anlatmış; anlattıkça kendisi de yeni şeyler fark etmiş. yıllar geçmiş. gel zaman git zaman, yaşı gelmiş yirmilerden otuzlara... bir gün, sakin bir köşeye çekilip düşünmeye başlamış. geçen zamana dönüp şöyle bir bakmış; gösterdiği gayreti ve olup-biteni muhakeme etmiş. bakmış ki sonuçta dünya yine hep aynı, değişen hiç bir şey olmamış! dostluklar da, kavga gürültüler de aynen eskisi gibi devam edip gidiyor. bilen biliyor, bilmeyen bilmiyor. “ya hu” demiş, “ülkeler değiştikçe, insanlar da değişiyor; her milletin farklı değer sistemi, farklı birikimi ve farklı bakış açıları var. bilip tanımadığım toplumlara benim bu bilgileri anlatıp, birşeyleri değiştirebilmem çok güç! en iyisi ben kendi memleketime emek vereyim! kendi lisanımdan anlayanlarla daha iyi paylaşırım bu bildiklerimi”...

    başlamış bu kez, köy köy, kasaba kasaba gezmeye memleketini. her gittiği yerde ilgiyle karşılanmış. sohbetler etmiş, kitaplardan pasajlar okumuş... derken, yaşı gelmiş kırklara... bakmış ki, kendi memleketinin insanları da çeşit çeşit. her bir köyün farklı adetleri, farklı anlayışları var. kime ne söylerse söylesin, kolay kolay vazgeçmiyor insanlar bildiklerinden. kimi söylenenleri öyle anlıyor, kimi böyle! bilen yine biliyor, bilmeyen bilmiyor! seven yine seviyor, söven yine sövüyor. “hey hat” demiş, “bu insanlara benim bir faydamın olması çok zor! içlerinde tek tük anlayan çıksa da, onlarla da bütün ömrümü geçirmem mümkün değil! ben bunun yerine, hiç olmazsa kendi eşime-dostuma yöneleyim. biraz onlara tatlı dille birşeyler anlatayım. başkaları nasıl olursa olsun, beni tanıyıp sözümü dinleyenlerle sevgi ve hoşgörü yayan örnek bir topluluk olalım, bari...

    ama ne fayda sonuçta bir kez daha aynı gerçekle karşılaşmış. bu arada kırklı yaşlar da kalmış geride. derken, son çareyi bulmuş! “ben kimseden mesul değilim, kendi ailem ve çocuklarımdan başka”, demiş. “o zaman kalan zamanımı çoluk çocuğuma ve yakınlarıma bildiklerini anlatarak değerlendirmeye bakayım” demiş.

    başlangıçta her şey yolunda gitmiş. adam, her sabah yeni bir hevesle uyanmaya başlamış. derken, zaman her zamankinden hızlı geçmeye başlamış! yıllar birbirini kovalamış... yaş ellilere varınca, yine bir gün durup düşünmüş. bakmış ki, aslında ev halkında da değişen pek bir şey yok. her şey değişmiş, iyi gidiyor gibi görünse de, bir gün ola ki tabiatlarına ters gelen bir şeyle karşılaşsalar, al takke ver külah, yollar yine karışıyor. konuşulanlar unutuluyor, herkes kendi tasasının peşine düşüyor. büyükler büyüklüğünü, küçükler küçüklüğünü devam ettirip gidiyor... çaresiz, adam çekmiş elini eteğini etraftan. “demek ki takdir böyle” demiş; “benim pek de yapabileceğim bir şey yokmuş”...

    zamanla adamın saçı sakalı ağarmış, bembeyaz olmuş. altmışlar da birer birer tükenmiş. artık, ömrünün son günlerinin yaklaşmakta olduğunu hissetmiş. günler geceleri, geceler gündüzleri takip ederken, yine bir gün sabaha doğru rüyasında nur yüzlü, ak saçlı bilge zatı görmüş ve ondan yaşamın gerçeğine dair şu sözleri işitmiş:

    “kalktığın bir sabah kesinlikle son sabahın olacaktır!”

    o an kafasında bir ışık yanmış: “hey hat” demiş, “dünya alemi değiştirmeye çalıştım, ömrüm geçti!.. meğer gözüm hep dışarıdaymış! oysa, benim esas değiştirmem gereken kendimdi, kendime bakmalıydım; onu unuttum!.. her şeyi yerli yerince göremedim, değiştirmeye çalıştım! onun için de hiç değişemedim, hiçbir şey de değişmedi...”

    ve seslenmiş kendisine gün doğduğunda: “uyan ey gözlerim uyan!.. uyan uykusu çok olan uyan!..”

    “kalktığın bir sabah kesinlikle son sabahın olacak!”
    (uhud, 06.01.2007 18:33 ~ 18:36)
  2. ağlatan şarkıları solda sıfır bırakacak kadar ağlatan bir ilahi...
    (haşmet asilkan, 06.01.2007 18:35)
  3. erkan mutlu'nun yorumulamasıyla daha da bir aşmış, dinleyeni derin düşüncelere gark ettiren, nadide bir ilahidir.
    (niphrendil, 06.01.2007 20:08 ~ 20:08)
  4. bir gün sabah namazını kaçırması üzerine üçüncü murat tarafından kaleme alınmış şiir.

    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…
    azrail’in kastı canadır, inan.
    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…

    seherde uyanırlar cümle kuşlar...
    dill-u dillerince tesbihe başlar...
    tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar…
    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…

    semâvâtın kapuların açarlar.
    mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
    seherde kalkana hülle biçerler.
    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…

    bu dünya fanidir sakın aldanma.
    mağrur olup taç-u tahta dayanma.
    yedi iklim benim deyu güvenme.
    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…

    benim, murad kulun, suçumu affet.
    suçum bağışlayub günahım ref’ et.
    rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
    uyan ey gözlerim gafletten uyan!...
    uyan uykusu çok gözlerim uyan…
    (peasklepios, 28.05.2007 21:23)
  5. (speedy gonzales, 28.05.2007 21:50)
  6. insanın bir an durup, "ulan ben şimdi ne yapıyorum" sorusunu sormasına ve üzülmesine neden olan ilahidir.
    orkestra ile daha etkileyici olmuş.
    http://www.youtube.com/...
    (mustafa, 10.07.2007 00:44)
  7. zara hanımefendinin seslendirirken resmen ağzına sıçtığı*,
    şimdiye kadar dinlediğim en güzel yorumun sahibi yolcular olan, dinledikçe ağlatan müthiş ilahi.

    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (azimlii, 10.10.2007 22:39 ~ 22:40)
  8. en beğendiğim yorumu ruhi ayangil e ait olan, kimilerine göre 3. kimilerine göre 4. murat 'ın söz ve guftesinin sahibi olduğu ilahi.
    (cursedsw, 12.02.2008 23:07 ~ 23:07)
  9. pekçok makamda seslendirilmiş,hepsinin de çok yakıştığı ilahi.
    önemle tavsiye olunur!
    (bkz: www.uyaneygozlerim.com)" onmousedown="return bkc('2243553','+www.uyaneygozlerim.com')">www.uyaneygozlerim.com)
    (benden biri, 29.02.2008 02:37)
  10. güftesi 3. murat han'a bestesi kesin olarak bilinmemekle birlikte ortak kanı olarak büyük ihtimalle santuri ali ufki bey'e ait olan ilahidir. bestesi konusundaki bilinmezliğe ruhi ayangil şu şekilde değinmiştir.

    "bestekâr, ııı. murat han olabilir. bestekârı belli olmayıp “anonim” olabilir. ali ufki bey olabilir. bu konuda belli bir yazılı kaynak yoktur, ancak başka evc ilahinin üslup benzerliği ve bestekâr kaydına nisbetle bunun da ali ufki bey’e aidiyeti düşünülebilir."

    çukurova devlet senfoni orkestrasının yorumu da dinlemeye değerdir.

    www.youtube.com/watch?v=vnwtfruzrpu
    (diazepam, 25.12.2008 14:02 ~ 26.12.2008 11:46)
  11. çukurova devlet senfoni orkestrasının hacı sabancı'yı anma konserinde çaldığı yorumu tek kelimeyle inanılmaz.

    şiir ile ilgili genel efsane şöyle ki; sultan 3. murat epey dininde imanında namazında falan bir adammış. günün birinde sabah namazına kalkamamış, kahrolmuş ve bu şiiri yazmış. adamın girdiği tiribe gülsem mi yoksa hani dolaylı yoldan böyle bir şeye sebep olduğu için sevinsem mi bilemedim.

    çukurova senfoni yorumu şuradan dinlenebilir:
    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (radiance, 03.02.2009 02:56 ~ 02:58)
  12. ara sıra dinlenmesi insana iyi gelen, 3.murat han ın sabah namazını kaçırması üzerine yazdığı şiirdir.
    (tersinir adyabatik, 05.07.2009 00:17)
  13. bu eserin bulabildiğiniz tüm yorumlarını dinlemeniz gerekir. öyle ki her biri kendi icracısının, kendi yorumcusunun kendi nefsiyle olan kavgasını; kendi mahçubiyetini anlatışıdır. her farklı nefs mücadelesi ve her utanç sizin içinizdeki farklı noksanlıklara basılacak bir tutam tütün misalidir.
    (galak, 10.08.2009 14:49)
  14. dinlemeyin: ruhunuz çekilir, elleriniz titrer, gözünüz kararır.
    (usuyitik, 04.09.2009 22:30 ~ 13.09.2009 11:04)
  15. yıllar önce bir gün sahur yapmak için eyüp taraflarında bir tanıdığa minibüsle gidiyorduk, ve yarı uykulu yarı uyanık o halette radyoda bu eser çalıyordu. artık gecenin bir vakti yollarda olmaktan mı, birlikte sahur yapılan insanların güzelliğinden mi, radyoda bunu söyleyenin muhteşem icrasından mı nedense bu parça beynimin derinliklerine kazınıverdi. yıllardır o zaman dinlediğim yoruma rast gelmeye çalıştım ama bir daha da karşılaşamadım.

    bu arada bu eseri yorumlayan o kadar farklı sanatçı varmış ki, (erkan mutlu, nida ateş, ahmet özhan, yolcular, zara, trt4'teki amcalar -best versiyon-, fahri önoğlu [çukurova devlet senfoni orkestrası], sonsuzluğa hasret, aykut kuşkaya, ayangil korosu [prof. ruhi ayangil], vedat kaptan yurdakul ...)
    burak kut [sbkk senfoni] söylemiş en son.
    sanki parça her söyleyende farklı bir güzelliğe bürünüyor. belki hayko cepkin falan da söylemiştir.. bir gün senfonik rock tarzı da çıkar. kim bilir.

    aslında 30 kadar farklı sanatçı yorumunu bir araya getirip değişik bir albüm bile olabilir.
    (anka, 12.09.2009 14:48 ~ 15:01)
  16. kıskanmanın ne kadar hayırsız bir şey olduğunu bile bile:

    böyle sözler yazan insanı kıskanıyorum, o nunla olan irtibatını, kaçırdığı sabah namazının verdiği acıyı, o acının yazdırdığı dizeleri kıskanıyorum...

    gönül deryası bu denli derin, bu denli uçsuz bucaksız olanları kıskanıyorum, kendime bakıyorum, yüzüme sürecek kadar su bile bulamıyorum.

    keşke kaçırdığım sabah namazı içimi parçalasa, ama yok, içim boş.
    (leyl, 20.09.2009 20:10)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil