vardır bir bildiği denilebilecek yegane kişidir usta. her söylediği karşılık beklemeden yapılan adamdır, babadır yeri geldiğinde, baba yarısıdır. saygıda kusur edilemeyecek adamdır. yeri geldiğinde dövendir yeri geldiğinde iki çift cümle ile hal hatır sorarak insanın içinde haftalarca süren bir samimiyet hissi uyandıran, kendisini tüm mesai saatleri içinde seyretsende yine birşeyler öğrenmek için doyamayacağın yanında huzur, korku, güven, cehalet karışımı birşeyler hissedeceğin kişidir usta..
yanında boynuzsundur. baş vermeden önce deri üzerinde kaşıntı yaratacağın için kaşınansındır. zamanı geldiğinde dibinden fışkıracağın kulağı geçeceksindir. ama o zaman bir türlü gelmez. ve kulağı geçtiğinde sen bile anlayamazsın nasıl geçmiş o sıkıntılı zaman..
gün gelir ayrılırsın ustandan. ama ondan öğrendiklerin ile iş başında olduğun her an yad edersin ustanı. ustam şöyle derdi, ustam böyle derdi, ustam böyle yetiştirdi beni gibi cümleler kurarak çevrendekilere ustanı tanımadıkları için acıyarak bakarsın.
sonra biraz daha zaman geçer. sende tıpkı ustan gibi çıraklar yetiştirmeye başlarsın. çırakların senin ustandan korktuğun gibi senden korkarlar, çekinirler. sen de ustan gibi diyalog kurarsın onlarla. severler seni, sayarlar. kimseye laf söyletmezler seninle ilgili.
bir gün ustan çıkar gelir seni ziyarete. yanında kuzu kesilenler senin ustanı gördüğünde süt dökmüş kediye döndüğünü gördüklerinde anlarlar usta-çırak ilişkisinin hiçbir zaman kopmayacak çok güçlü iplerle bağlanmış kimsenin çözemeyeceği bir düğüm olduğunu.
harika müslüm gürses parçalarından sadece bir tanesi.
çilesiz bir günüm olmadı gitti
bilmedim ömrümün suçu ne usta
allah'ın gücüne gider mi bilmem
verdiği bu candan ben bıktım usta
mutluluk kapımı çalmadı gitti
dalımda bir yaprak görmedim usta
murat yalan imiş umutsa hayal
böyle yaşamaktan bıktım ben usta
bıktım ben usta
böyle yaşamaktan bıktım ben usta
bu kötü yazıma kader diyorlar
dertler zincirine vuruldum usta
gittiğim bu yolun dönüşü yoktur
hakkını helal et elveda usta
kendisine yöneltilen " insanlar bu filme gittiğinde hangi dersi çıkartacaklar?" sorusuna;
- filmin ders verme kaygısı yok. gelen herkes ders almak için gelmeyecek ancak herkes kendi dersini alacak.
şeklinde cevap vermiş ve birkez daha soru soran bünyeleri sanatıyla ezip geçmiştir.
8 mayısta gösterime girecek olan film. fragmanına bakılacak olursa yine yurdumdan insan manzaralarına biraz daha ayrıntısal bir bakış açısıyla yaklaşılacaktır.
gösterimdeki en güzel filmlerden biri. son dönemlerde seyrettiğim en güzel türk filmi. muhteşem diyaloglarla süslenmiş, hiç olmadık yerde kahkahalara boğacak kadar ince ve ve "bizden" detaylar yerleştirilmiş. filmin bazı sahneleri uzun süre akıllardan çıkmayacak gibi (en azından benim aklımda kalacak). oyunculara, alkışlarımdan başka herhangi bir eleştiri getiremeyeceğim. gerçekten çok başarılı olmuş.
yarısı gündüz , yarısı gece olsada;
herkes yaptıklarına alaylı kahkahalar atsada;
yaşamak için mi seviyorsun
sevmek için mi yaşıyorsun
sorusuna bir türlü cevap bulamamış olsan da;
tutkuların ve aşkın yolundan yürü !
diye algı oluşturan türk filmidir. devrim arabalarının ardından yayınlanması bu ülkenin en çok kendi kendine zarar verdiğini aşikar eder filmdir.
"türk filmi izlemem arkadaş ! " diyenler için özenle imal edilmiş bir kapaktır.
2008 yapımı bahadır karataş' ın uzun metraj ilk sinema filmi. bi anda daha az oyunculu, araba yerine uçak koyarsak devrim arabaları' nı anımsatan film olmuş gibi geldi. izledikçe çok daha fazlasını gördüm elbet. yetkin dikinciler, şevket çoruh, fadik sevin atasoy ve hasibe eren muhteşem bi kadro oluşturmuşlar. yetkin dikinciler hakkaten büyük oyuncu. bunun yanı sıra şevket çoruh tam bi yörem insanı. bi insan bu kadar mı güzel rolüne, şivesine adapte olur. bu filmden sonra hepsini tek tek bir kez daha sevdim. takdir ediyorum. şu çılgın dersane tarzı komedi yapılmaya çalışılan türk filmleri de var malesef ama böylesine güzel filmleri de görmezden gelmemek lazım. yarısı gündüz yarısı gece' nin mutluluk göklerdedir uçuşunu görmek lazım..