italya napoli'deki nato üssünün taşınacağı söylenen ilçe. ayrıca incirlik üssü iran ve suriye menzilinde olduğu için mordoğan'da da bir havaalanı inşa edilecekmiş. bu projeyle 4000 amerikan askeri urla'ya yerleşecek. emlakçıların dediğine göre ev tutmaya başlamışlar bile. ayrıca ileride uzunada'nın da kullanılması planlanıyormuş ki uzunada izmir körfezinin yani donanmamızın çıkış kapısı. işin ağlatan tarafı ise 'amerikalılar geliyor işler açılacak' diye kazanacağı paranın hayaliyle göbek atan yöre esnafı. bayrak yakma eylemi ile denenen ulusal bağımsızlık tepkimiz yeterli bulunmadı herhalde ki işleri ilerletiyor amcalar. yavru vatan satılıyor diye yakınırken anavatan kiralığa çıkmış haberimiz yok...
izmirin çeşme yolunun üzerinde bulunan ufak bir ilçe ..devlet hava meydanları işletmesinin kampı haritada neden "deniz kamp yeri" diye yazar hala anlamış değilim..ama çok güzel bir yer olduğu aşikar oranın da
diyelim bir masa önümde
elimde bardak
oturmuş içiyorum
bardak mı urla mı tuttuğum
bardağı masaya
tak!
vurdum mu vurdum
masaya dönüyorum
urla uzak, uzak, uzak
diyelim oturmuş yazıyorum
birden duruyor kalem
bir görüntü ak kağıtlarda
ev ev, sokak sokak
yine urla oluyor konum
bir ağız mızıkam var
üflüyorum
re mi fa sol la
bir es giriyor araya
- ya urla?
bardak değil o baylar
tak!
masaya vurduğum
hak arıyorum
düpedüz hak!
bütün mahpus kasabalar
küçük ölü kentler
soyulan tarla tarla
onlardan biridir urla!
izmir de tıpkı ege'nin tüm kıyıları gibi öylesine yumuşak bir iklime sahip ki; kışı, rüzgarı, yağmuru göz açıp kapayıncaya kadar geçer.. yağmur, hatta fırtınanın öncüsü bulutlar dolu dolu indiğinde yer gök karışacak zannedilirken; çok geçmez siyahtan maviye dönüverir tüm gökyüzü. buram buram toprak kokusu kalır yalnızca geriye...
işte urla'da öyle. hava sürpriz çıkışlar yapar bazen. gökyüzünde sahne alan öfkeli bulutlar günlerce ağlayacak derken, yazdan kalma bir gün sarıverir sizi hemen...
arıtma tesisleri bulunmaması yüzünden pis suların denize verilerek denizi günden güne bile bile kirletilen izmir'in sahil ilçesi
yerli halkı genelde tarimcılıkla uğraşır bamya ve nohutu meşhurdur. bunun yanı sıra bağcılık ve zeytincilik de yapılmaktadır
çok sevimlidir görülmesi gerekir...
bilenler bilir,ege üniversitesi su ürünleri fakültesi'nin bir binası da urla iskelededir.öğrenciler haftada 1 kez lab dersleri için oraya gitmek zorundadırlar.düşünün sabahın köründe sıcacık yataktan kalkıp sert rüzgara rağmen gidersiniz urla'ya.ilk başlarda hiç sevmezsiniz.urla'ya derse gitmek ölümdür.para ve zaman kaybıdır.ama günler geçtikçe öyle olmaz;çok şirin ve güzel gelir burası insana.her sokaktan duyulan iyot kokusu aklını başından alır.
bir gece yakın bir arkadaşınla taa karşıyaka'da balık yer rakı içersin.sarhoş olursun;hayatında ilk defa.araba kullanmayı bırak yürüyecek halin kalmaz.arabaya binersin,saçmalarsın ama canın eve gitmek istemez.dersin ki 'urla'ya gidelim'.aylardan aralık,rüzgarın en sert estiği zamanlar.saat gecenin bilmem kaçı..yavaş yavaş urla'ya gidersin hiç üşenmeden.limandan sonraki ilk tahta iskelenin üzerine çıkarsın,elinde bira şişesi...o muhteşem koku ve sert esen rüzgar var ya,seni kendine getirir.sabaha kadar gitmezsin o iskeleden,oturur içersin.sarhoşluğun gider,ayılırsın.sonra bir bakmışsın sabah olmuş.anlamazsın zaman nasıl geçmiş.toplanıp eve gidersin.
sonra her sarhoş olduğunda canın urla'ya gitmek,o iskelenin üzerine çıkmak ister.sanırsın ki o geceki kadar yakın.aklına gelmez dünyanın bir ucunda olduğun.özlersin,özlersin ve yine özlersin.urla öyle bir yerdir;hep özlersin.o iskelenin üzerinde olsan bile...
çocukluğuk-yaz-tatil üçlemesinin kilit noktasını oluşturan ilçe. son zamanlarda kasaba görüntüsünden çıkıp, modern bir ilçe olma yolunda ilerlemekteydi. cuma günleri izmir'den gelecek anneyi beklerken, dolaşılan cuma pazarının kokusu hala silinmemektedir aklımdan. ben bu ilçede yaşadım bir zamanlar diyebilmek, mutluluk kaynağıdır şahsım için.
sağlık bakanlığının karantina adasındaki eğitim kampı vesilesiyle müşerref olduğum ilçe. iskele civarıyla yorgo'dan gayrı bi tek tansaşını görebildim ama hakkat rakı balık yapılası bi yandan masanın altında gezinen kedileri beslenesi ilçe... lakin bakanlığı da burdan tebrik etmek isterim adından coğrafyasına o nasıl bi eğitim kampı düzeneğidir denizini gösterip vermezler, şahane yemek yapıp kan şekerinizi yüksek tutarlar, kaçacak yeriniz yoktur zira adaya gelen vasıta yoktur, kampın tek kapısı bekçi doludur alkollü gelmeye utanırsın... ama her şeye rağmen o nasıl güzel bir personel topluluğudur:)
bu arada adada bi de karantina müzesi var daha doğrusu tahaffuzhane eskiden yolcular gemilerden alınıp binaya getirilir şu an halen çalışmakta olan büyük buharlı etüvlerde eşyaları dezenfekte edilir kendileri de kontrol edilirmiş... termal kameraları yok gerçi ama o dönem için iyi bi yöntem gidilmeli görülmeli...