1. kişinin kendisine yapılan tecavüzün sahneleri hiç unutulmaz. saldırganın çıkardığı sesleri, kokusunu, sizi nasıl bağladığını veya yere yatırdığını falan unutmanız zordur.

    bu satırları yazarken karşı komşum "şaka mı lan bu başlık?" diye bağırıyordu, neden bilmem.
  2. şimdi adını hatırlayamadığım bir türk filmi. mekan göl kenarı.

    bir köylü kızı tek başına göl de çamaşırları mı ne yıkıyor. bir grup adam (tahmini altı kişi) göl de ayılar gibi çimiyorlar. kaba kahkahalar filan derken, kızı görüyorlar. sanki planlanmış anasını satıyım, görür görmez altısı birden çapada çupada kıza koşmaya başlıyorlar. kız bırakıyor çamaşırları kaçıyor da nereye kaçıyor, ormanın derinliklerine. sonra efendim yakalıyorlar kızı, yatırıyorlar, tünüyorlar başına, kızı çevrelemiş kalabalıktan kızın sadece havadaki bacakları gözüküyor, bir de iç don gibi bir şeyi kızın bacaklarından sıyırdıkları...

    çok küçükken şöyle bir gördüğüm bu film sahnesi beni derinden yaralamıştı açıkçası, ne olduğunu o zaman pek anlayamamıştım gerçi.

    sonra banu alkan'ın bir filmi vardı hani, kız kardeşinin sevgilisi olarak banu alkan'a yanaşan bir fotoğrafcı genç, banu alkan'ı yatağa bağlıyordu filan. sonra banu alkan o gencin erkekliğinden apaçık çok etkilenip rüyalarında görüyordu o çocuğu. oha.

    unutmadan müjde ar'ın apartman kapısında uykuya daldıktan sonra, tinerciler tarafından tecavüze uğrayıp çöplüğe atılma sahnesi vardı amanin... o filmleri çektikten sonra, müjde ar'dır, banu alkan'dır, hiç mi psikolojiniz bozulmadı arkadaş diye sordurtur adama.

    edit: ilk anlattığım sahne "fatmagül'ün suçu ne" imiş ve hülya avşar ile aytaç arman oynuyormuş. çok fazla bilgi mesajı geldi, editlemeyi borç bilirim efendim.
  3. tecavüzcü coşkun'un oynadığı tüm tecavüz sahneleri unutulmazdır.
    nuri alço'nun sahneleri ise, unutulmazlığının yanı sıra kişinin insanlara güvenini de yok eder.