costa gavras'ın sıkıyönetim filmindeki iki havalimanı sahnesi...
filmin başında 1. sahnede uçak havaalanına iner. uçağın içinden abd elçisi çıkarken kamera onu gözleyen işçinin gözlerine zoom yapar.
2. sahnede ve filmin sonunda uçak havaalanına iner. içinden farklı bir abd elçisi inerken gözleyen gözlerin sayısı artmıştır. kamera onların gözlerine zoom yapar.
leon da mathilda'nın saksıdaki çiçeği okulun bahçesine dikmesi ve "sanırım burada rahat edeceğiz leon" dedikten sonra shape of my heart'ın başladığı sahnedir.
saray bosnalıların en mutlu oldukları sisli günlerden biridir. yine saklandıkları deliklerden sokağa çıkıp gezip eğlenceklerdir. "a" isimli yunan yönetmen de tanıştığı ve yakınlaştığı kalabalık bir boşnak grupla dışarı çıkar. grup ondan biraz uzaklaşır. cip sesleri duyulur. sonra asker sesleri ve sonunda da silah sesleri. "a" yavaş yavaş sislerin arasında merakla ilerlerken yerdeki cesetleri görmeye başlar. çocuklar, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hoşlandığı genç kadın. durur, başını eğer ve hıçkırarak ağlamaya başlar.
yunanistanlı ünlü yönetmen theo angelopoulos'un 1995 tarihli başyapıtı "to vlemma tou odyssea"(odessa'nın bakışı) daki bu sahne aklımdan hiç çıkmaz. harvey keitel'in derinlikli ve içten oyunculuğu özellikle bu sahnede beni benden alıp götürmüştür.
serendipity'deki lars'ın sara'ya evlenme teklif ettiği sahne.sara evin kapısını açtığında içeri giren hafif meltemle yerleri kaplamış kırmızı gül yaprakları hafiften uçuşur.yerlerde yanan beyaz mumlar vardır ve slow bir müzik çalmaktadır.sara salona girer ve onu kocaman bir paket ve paketin üzerinde tek bir gül beklemektedir.sara gülümseyerek paketi açar ve içinden bir paket daha çıkar.onun içinde de bir paket vardır.sara bir yüzük kutusuna ulaşana kadar paketleri açmaya devam eder.yüzük kutusuna ulaştığında gülümser ve kutuyu açar.paket boştur.lars o sırada ortaya çıkar ve ona doğru yürür,elinde bir yüzük vardır.saranın saçlarından öpüp kulağına fısıldar;"önce bana evet demen gerekiyor" diye.her ne kadar sara'nın lars'la evlenmesini hiç istemesem de o sahne çok hoşuma gitmişti.
scarface filminin sonlarına doğru her şeyi batırmış tony montana koltuğunda amaçsız bir şekilde otururken, son işinde ki ortağı olan mafya babası evine onu öldürmek için azmanlarını gönderir. onlarca adam ellerinde otomatik tüfeklerle eve sızarken tony masada bulunan kokainle meşguldür. silah seslerinden tepesi artan tony çıldırmış bir vaziyette küfürler saçarak silahını alır ve o on dakikalık müthiş final sahnesi gerçekleşir. ölüme meydan okuyan tony hepsini tepeler ama arkadan gelen gözlüklü dallamanın biri çifteyle kahramanımızı süs havuzunun içine fırlatır.
closer filminde clive owen'ın* aldatıldığını öğrendiği anda julia roberts'a* sorular sorduğu sahne.
yine closer filminde jude law'ın * natalie portman'ı * terketmek istemesi, jude law natalie'ye çay demlemeye gittiğinde natalie'nin ortadan kaybolması.
vanilla sky filminin final sahnesi.
the usual suspects'te kayser soze'nin seri halde yürümeye başlaması.
the godfather ı'de michael'ın sicilyalı karısı apolonia'nın arabası ile havaya uçması.
the godfather ı'de sonny corleone'nin turnikelerdeki ölümü
fight club'ta edwart norton'ın jared leto'nun ağzını gözünü kırması.
hannibal filminde hannibal lecter'in kurbanını ilaçlarla uyuşturduktan sonra yemek masasında kafatasını açıp beyninden aldığı bir parçayı tavada kızarttığı ve kurbanın da etrafa yayılan kendi beyninin kokusundan habersiz aptal aptal yemk yediği sahne
one flew over the cuckoo's nest'de mcmurphy'nin kapalı televizyona bakıp, izleyemediği maç için tezahurat yapması akabinde diğerlerinin de kendisine katılması.
cidade de deus'un final sahnesinde ufaklıkların lilly ze'yi harcayışları.
the usual suspects'in finalinde topallayan adımların yavaşça düzgün adımlara dönüşmesi.
memento'da "remember sammy jankis, dont believe his lies" yazılı not kağıdının göründüğü sahne.
leon'da, matildanın "hayat hez zaman bu kadar zor mu, yoksa sadece küçüklere mi zor gelir?" diye sorması. "bu her zaman böyle matilda" şeklinde cevap alması.
big lebowski filminin sonunda dani nin küllerinin ahbabın üzerine uçması.
schindlerin listesi filminde, foseptik çukuruna sığınan çocuğun korkulu gözlerle yukarı baktığı sahne.
ve tabiki şener şenin gulyabani diye birşey yoktur ama olabilirdeeee demesi.
(bkz: ulan sayın müdürüm)
leon filminde mathilda'nın kendi evindeki adamları gördükten sonra leon'un dairesine yönelmesi. oranın kapısını çalması. sadece dudaklarını kıpırdatarak leon'a yalvarması. leon'un tereddütleri sonra yavaşça kapıyı açması. kapı açılırken mathilda'nın yüzüne yavaş yavaş içerinin aydınlığının vurması. (güneş doğması gibi bir sembol)
'dikey limit' filminde baba,kızı ve oğlu dağa tırmanırken bir aksilik olur ve ipler kopmaya başlar,işte burada babanın,çocuklarının hayatını kurtarmak için kızından kendi ipini kesmesini istediği ve kızın da o ipi kestiği,babanın aşağıya uçtuğu sahne.