estaban güneşin oğlu, mendoza, şnaydır, rakstedi, bibap, alis ile uçan kaz, alis harikalar diyarında, clementin, voltran, he-man .... kiminin karakterlerini yazdığım kimininde filim adlarını yazdığım harika ötesi hayal metaforları...gelişimimizin sağlıklı ve ya sağlıksız temel etkenleri...kimimiz bu çizgi filimleri izleyerek en büyük hayallerine kavuştular avukat oldular doktor oldular ..kimimiz ise bu çizgi filimleri izleyerek psikopat şizofren bir hayat sürüyor..ibne oldular dilenci oldular... voltranı izleyip hayalinde voltran kurgusu yapıp mahallede bunu gerçekleştirmeye çalışan bir gurup vardı hepsi önce ibne oldu sonra da istanbulda müşteri bekleyen transeksüel olarak hayatlarını idame etmektedirler...meğer voltranı oluşturalım derken birbirlerine oluşturuyorlarmış tabi bu durum bir süre sonra alışkanlık yapınca işin rengi değişti... bir arkadaşım ben süpermenim diye ortalıklarda geziyordu ... süpermen ahmet derdik garibana sevinsin deyü..sonra duyduk ki gaza gelmiş damdan boşluğa uçacağım diye koyvermiş kendini... meğer kendine koyvermiş haberi yok .... süpermen ahmet oldu çolak ahmet hala dilencilik yaparken görürüm garibanı...annesi ile babasının kripton dan gelmediğini bildiği halde bi şansımı deneyeyim demiş...bende büyüdüm avukat oldum... işte böyle...hayat çok garip...kimine gülüyor...kimine de gülüyor...
heidi.canım arkadaşım benim ne çok severdim heidi'yi.alpleri,erimiş peyniri,keçinin altına yatarak ağzının içine sıktığı sütü,ona samandan yatak yapan büyükbabayı,peter'i,joseph'i,clara'yı,şınoki'yi,şiverli'yi,berli'yi hepsini.heidi'nin frankfurt'ta ki odasında duvarda ki manzara resmine bakıp kendini bir an için alpler de sandığı hızla koşarak o manzaranın içine girmeye çalıştığı ve sonunda sertçe duvara toslayıp gözyaşlarına boğulduğu bir sahne vardı ki beni benden almıştı.tıpkı peter'in kör olan büyük annesine götürebilmek için beyaz ekmek çalıp gardrobuna sakladığı sahne gibi.aman kötü oldum yine.
benjamin ve arı maya vardı. sabah 9.30 da arı maya akabininde banjamin başlardı. benjamin'le turnuvalara giderdik; o kartal vuruşunu yapmasını beklerdik. okulda konu hep benjaminin o haftaki maçı olurdu. eric'ten çekinirdik, sevmezdik; çünkü o, benjamin'in rakibiydi. şimdi saçma geliyor hepimize biliyorum; ama inanın şimdinin o yapmacık sabah programlarını izlemektense - işim olmasa tabi ki - tekrar benjamin'i izlemek isterdim. çizgi film de olsa en azından insanları kandırmak üzerine bir reyting kaygısı yoktu. düşünüyorum da bizim çocukluğumuz şanslı bir devirde, belki de son şanslı devirde geçmiş; nitekim şimdiki çocuklar hayata yalan dolanla dolu saçma programlarla başlıyorlar. yazık çok yazık.