unutulmak 

adana çık aradan

  1. (bkz: eski sevgili)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 23.11.2004 18:59)


  2. (bkz: oblivion)
    (jugis nomen, 10.03.2006 19:20)
  3. en iyi arkadaşın sevgili bulması sonucu gerçekleşebilecek durumdur. * üzücüdür.
    (perileyn, 24.07.2006 20:28)
  4. (bkz: kendine yakıştırmamak)
    (roxanne, 24.07.2006 20:35)
  5. özel olan anların ve duyguların bir anda zihninizden silinmeye başladığını görmektir. unutan kişi için bile çok acı verici bir durumdur.
    belkide elveda demenin farklı bir yoludur.
    (şerbet, 30.04.2007 21:49)
  6. sevildiğiniz bünyeden dışarı atılmaktır.
    (charlie, 30.04.2007 22:23)
  7. nerelerde hata yapıyorum diye çok düşünürüm ben, böyle düşünmek mayamda var sanki, her bir kırılışların, olmayışların ardından bir de kendimi acıtmak. evin içinde ne idüğü belirsiz bir şeyleri arayıp dururken elime geçti senin kaç yıl öncesinden kalma davetiyen. hayatının en mutlu gününde, öyle yazmışlar işte, bu en mutlu günümüzde blah blah blah, halbuki senin en mutlu günlerin hep benimle yaşadıklarındı, hep söylemiştin bunu bana ve hep inanmıştım sana, işte o en mutlu ve kahrolası günde güzel bir elbise giyip eski arkadaş pozlarında seni tebrik etmem, yanındaki aşiftenin suratına tükürüp binbir küfür sıralamak için kendimi zor tutarken yalancıktan sırıtıp en kötü gününüz böyle olsun inşallah diyebilmem, ayağa fırlayıp sevgili eşinin alnından öperken sen, sizi avuçlarım patlarcasına alkışlamam için çağırmıştın beni de. kafanı patlatmaktan başka bir şey düşünmezdim ben orada aslında, insan sevdiğinin mutluluğunu ister derler ya, ne yalan ama, ne mutluluğu ulan, ben deliriyorum, çırpınıyorum burada, iki makyaj yapıp saçımıza özen gösterdiysek sırf bak gör ne kaybettiğini diye. gerçi yanındaki hatun benden güzel, hele gelinliğin içinde çok daha güzel. oh sen göbek at, deli ol mutluluktan, akşama oynaşacaksınız da doya doya, ben ağlayıp duruyorum, hala geçmişte debeleniyorum, sen bir de karşıma geç insan sevdiğinin mutluluğunu ister de. siktir lan oradan. sen de bir kere benim mutluluğumu istesene. ama doğru pardon, sen beni sevmiyordun değil mi?

    benim için bu kadar sarsıcı, bu kadar ayaklarımı yerden kesici, bu kadar unutulmaz şeyler senin için nasıl uçup gidici, herhangi birisiyle de yaşanabilecek herhangi şeyler, önemsiz ufak detaylar olabiliyor? her insanın üniversite aşkları olur canım, herkes yaşar birşeyler, abartmaya lüzum yok. yok mu gerçekten? peki ben niye hala kimseyi koyamıyorum yerine, elinden tuttuğum senin yüzünü bir başka adamın yüzüyle değiştiremiyorum? sen nasıl hemen benden sonra başkalarını koluna takıp gezebilirken, ben içip içip efkar dağıtıyorum, hatta dağıtamıyorum?

    eski bir arkadaş görmüş seni geçen gün. benden açmış lafı, niye yaptıysa böyle bir şeyi, bir an bakmışsın boş boş, öyle derinden falan değil, inanamamazlıkla da değil, nasıldır diye sormamışsın, neler yaptığımı merak etmemişsin, anında laf değişmiş zaten, başka meseleler açılmış, yeni telefon numaraları, yeni adresler, yeni işler ve arkadaşlar...sizin yenileriniz var tabii ki. kıçını kaldırıp da on beş yıl sonrasına, günümüze dönemeyen benim. ve sen beni unutmuşsun. adın her kızın ismi olmalı, diyen sen, bir kızımız olursa senin adını vereceğiz, itiraz yok diyen sen, unutmuşsun adımı, sanımı, sıfatımı, eski sevgili olarak bile hatırlanmak ne büyük nimetmiş meğer. kızına da benden sonraki sevgililerinden birinin adını vermişsin, belki de bilmeyerek yada daha da kötüsü bilerek ve isteyerek.

    nefret ediyorum bu akşam senden. aradığım o ne idüğü belirsiz şeyi de bulamadım zaten. ev darmadağın, oturdum kanepede, içiyorum yine. sahi ben ne arıyordum, unuttum bak, görüyor musun?
    (atalantavanessa, 30.11.2007 22:30 ~ 22:32)
  8. ben senin lunaparkın değildim diye insanı anırtan durum..
    (madhate, 30.11.2007 22:50)
  9. sevdicek tarafından hatırlanmamaktır.. doğum günü, sevgililer günü, ilişkiye başlanan günün yıl dönümlerinde..
    ben bilirim hala o soğuk kış gecesini.. sonbahar kokan doğum gününü.. unutulmak bunlar hatırlandığında daha çok acıtıyor canımı, anlamsız yere.. ne kadar anlamsızsam onun için, bu onu hatırlayışlarım da bi o kadar anlamsız geliyor şimdilerde bana.. 5 sene geçmiş.. birliktelik 3 sene.. hoppalaaa.. gitmiş 8 senem elimden.. sonunda ne olmuş, unutulmuşum..
    buymuş yani payıma düşen.. eyvallah deyip acımı da çektim.. yarama tuz da bastım.. sineye de çektim çoğu şeyi.. hatta affettim de seni.. ama unutuldum, unutturduğum için, affetmiyorum kendimi.. mıh gibi kazımalıydım aklına beni..
    kene gibi yapışmalıydım kalbine.. yapışamadım.. senden sonra yaşamadım desem yalan ama.. yine aşık oldum, yine sevdim.. yine unutulucam.. rutin işler bunlar.. hatırlamak benim mucizem.. unutmak sizin..
    (sezenehir, 30.11.2007 22:53 ~ 26.03.2008 18:46)
  10. unutulmak aslında alabildiğine doğaldır sadece bunu kabullenebilme gücü vardır ve vaktinde sende unutmuşsundur.hemde o çığlık çığlığa bağrırken sen kulaklarını tıkamıştın duymamak için.bu duruma kızmak sen beni unutamazsın demek insanın benciliğinden durduramadığı egosundan kaynaklıdır.
    hem unutmuşsa seni mesafe yada zaman her neyse girebilmişse araya unutturabilmeşse seni arada bir düşmemişsen aklına.aradaki bağ aşkla sevgiyle dostlukla yada artık neyle kurulmuşsa geçek değilmiş deyinilip hafızamıza yenik düşmeli.
    (ruhani oyun havaları, 30.11.2007 23:09 ~ 23:12)
  11. unutulmak koyar adama. sen unutmak istesen bile, unutsan bile hatta, karşı taraf unutmasın ister ego. öyle de bencildir insanoğlu.
    (closer, 25.02.2008 11:33)
  12. bazen gerçekten unutulmak ister insan. özellikle terketmekten dolayı suçluluk duyuyorsa unutulmak en iyisi gibi gözükür. karşındakine fazla zarar vermediğini düşünüp rahatlarsın en azından bu sefer de unutulmanın verdiği buruk hüzünle.
    (cilekprenses, 25.02.2008 11:36)
  13. sen değer verirsin haddinden fazla,bazen aldığı nefesi bile özlersin,elini uzatsan dokunabilirsin ona.ama o seni unutmuştur,bunun farkında bile değildir.unutulmanın en acısı yanındayken unutulmaktır..
    (violets, 25.02.2008 13:03)
  14. yaşarken unutulmak en acı olanı olsa gerek. zaten hep yaşayanları unuttuk, öldüklerinde sahip çıktık, öldüklerinde tanıdık. düşünürüm hep; ben öldükten sonra ismim tarih kitaplarında, resmim duvarlarda olsa ne yazar. ölü hissetmez duygu sel olup aksa da ama unutulmak derinden etkiler nefes alanı. yani kılıç yarası gibi iz bırakır unutulmak.
    (penche, 04.03.2008 19:47 ~ 19:49)
  15. kalabalıklarda bir köşede kalmaktır. boşlukta düşüyor hissi, bir el uzatan yok hissi vs. ama ya, yetişkin olduktan, yorgun düştükten sonra, elalem ve sorumluluklar sizi boğduğunda, birileri beni bir delikte on gün unutuverse de kafamı dinlesem hayallerine ne buyrulur?
    (heidi, 14.06.2008 10:02 ~ 10:03)
  16. birinin gözünde hiçe dönüşmenizdir. çok can acıtır.

    (bkz: @2395227)
    (nott, 02.07.2008 04:53 ~ 04:54)
  17. unutulmak acıdır da buna cevaben unutabilmek zamanın bize yapacağı en güzel iyiliktir.

    şarkılarla ona edilen duadır bazen tıpkı bir beddua gibi, sizi unutamaması için;

    "boğazında düğümlenen hıçkırık olayım
    unutma beni unutama beni
    gözünden damlayamayan gözyaşın olayım
    unutma beni unutama beni"
    (ayka, 02.07.2008 08:53 ~ 08:59)
  18. en zor çıkmazlara götüren,hep 'şimdi ne olacak'dedirten,geçmişin sorgusuyla seni başbaşa bırakan,başbaşa bıraktığı gibi belkide alay eden,uzun süredir akmayan gözyaşlarını tek bir kelimede sular gibi akıtan,hayatta her insanın korktuğu,en acımasız bir o kadarda umursamaz haldir.
    düşünüp eskiye baktığında hep aynı şeyi görürken,seni 'suç bende mi'diye düşündürmeye sebeb edendir unutulmak.ardından yalnızlığın geldiği,seni insanlardan hatta yaşamdan soğutan en kırık en çaresiz hissettirendir.yalnızlıkla göğüs gerebilme düşüncesi güçlü olduğun anlamına gelsede uygulamaya geçtiğinde günlerini dolu gözlerle,herşeyden bıkkın geçirmene sebeb olan yeğane şeydir.
    şen kahkahalar,önünde başka insanlar tarafından atılırken buruk halde onlara bakmaktan kendini alamazsın,belki kıskanır,'neydi beni yalnız,onları ise neşeli yapıcak hal'dersin.belkide o an suçu kendine atarsın.unutulmak kimsenin suçu değildirki aslında...
    çalmayan telefon,boş e mail kutusu o kadar acıtabilirmi canını normalde mümkün değil ama unutulduğunu bildiğin,farkettiğin anda herşey biter herşey unutulmanın eseridir çünkü.tecrübe kazanmak,atılan kazıkları saymak,intikam alacağın günleri beklemek hepsi hepsi saçma.hiçbir intikam sonrası yüzüne gelen gülüş,yalnızken döktüğün gözyaşlarının karşılığı değil çünkü...
    (moraje, 23.07.2008 20:19)
  19. insanoğlu gariptir, önce öfkeyle beni unut der, sezenin şarkısıyla bas bas bağırır."seni sevdiğimi unut, sevişmelerimiz yalan.." sonra aradan zaman geçer, ayrılırken dizginlenemeyen büyük öfke, yerini tarifsiz bir kedere ve ölçülemeyen bir özleme bırakır..bu sefer tarkan ve sezen şarkıları yine bir arada söylenir.."beni unutma, bilirsin unutulmak dokunur ya her insana, sen de kendi payından bir hatıra seç ve o ben olayım unutma.."bir de unutmamalı söyler..
    özlem o kadar ağır basar ki, onun gezebileceği sokaklar arşınlanır..tamam en azından beni hatırlayacak, iki kelam da olsa birşeyler konuşacağız, hem o severdi beni..hem ayrılırken de demedi mi " seni asla unutmayacağım ben"..ah ben neden beni unut dedim sanki, şimdi arasam açar mı..o da unutmamıştır, yok canım unutamaz onca şey paylaştık..ben onu çok sevdim, o da beni sevdi, sevmedi mi yoksa..

    aradan zaman geçer, siz ay ay, gün gün sayarsınız geçip giden zamanı..ve birgün dualar kabul olur. sevdiğiniz karşınızdadır işte..bir an etrafınızdan geçen insanlar, sokak satıcıları, duyulan müzik sesleri anlamını yitirir..gözlerini kaldırır "eski" sevgili..bakar yüzünüze, ve sonra yanındaki kızla yürüyüp gider..
    siz öylece orda unutulmuş olduğunuzu farkedip acıyla buruşturursunuz yüzünüzü, ağlayamazsınız bile..öylece kalakalırsınız..ve anlarsınız nasıl bir acıymışş unutulmak, nasıl da hiçbirşeye benzemeyen bir acıymış..
    (kırmızıdenizyıldızı, 23.07.2008 20:55 ~ 20:57)
  20. insanların hakkını vermedikleri,aslında çok güzel olan olay.
    unutulursun,kaybolursun.artık özgürsündür.etrafında bidi bidi yapan kimse kalmamıştır.
    eğer kendini yalnız kalıcağın ana kadar eğittiysen,hiç sıkıntı çekmezsin.hatta psikiyatriste de para yedirmezsin.en kral terapi yalnızlıktır.
    bazı insanlar her zaman hatırlanmak isterler.özel günlerde hadiye almayınca bozulurlar falan.
    (migelo, 23.07.2008 22:47)
  21. iyidir iyi. yoksa sürekli kulaklarınız çınlar.
    (asd, 23.07.2008 22:57)
  22. ölümün yan sokağıdır...
    (vamişkunan, 11.08.2008 15:11)
  23. unutunca geçen, berbat bir ruh hali.
    (juliette, 11.08.2008 15:12)
  24. bir güneş gibi doğarsın ailenin evine. mutluluk, neşe, huzur getirirsin soğuk taş duvarlara. güneşin yavaşça ısıttığı gibi yeryüzünü ısıtırsın tanımaya başladığın kalpleri.

    büyüdükçe, hiç gitmeyecekmiş gibi dimdik dikilirsin hayatın ortasına, salarsın ışıklarını dört bir yana. insanlar tanırsın, aşık olur, sevilir, aranırsın. ismin olmadığın yerlerde bile geçer, insanlar biraz ortadan kaybolduğunda merak eder seni. bazen yalnız kalmayı arzulayacak duruma gelirsin.

    zaman çabuk geçer; ışığın söner, gözünün feri gider. tanıdığın insanların ölüm haberleri gelir. etrafın kararmaya başlar. alışık olmadığın bir karanlık çöker dört bir yana. anlarsın ki; güneşin batma vakti geliyor yavaş, yavaş. kabullenmek istemezsin ama mecbursun, bilirsin elden bir şey gelmez. kabullenirsin.

    tamamen karanlık çöktüğünde de anlarsın ki, dört parça bir tahta içerisinde, basmaya alıştığın toprağın altında yalnızsın. zaman geçtikçe adın unutulur, kayıp giden yıldız gibi kayarsın gökyüzünden. güneşin battığı gibi batarsın; her yer karanlık.
    (for life, 25.08.2008 00:48)
  25. istediğinde zor, istemediğinde bir o kadar kolay başa gelen ve unutmanın yanında çok basit kalan, yan etkisi büyümek olan eylem..

    ikinci durumu ele alalım:

    unutmak zorsa karşı taraf nasıl bu kadar kolay unutabiliyo diyeceksiniz haklı olarak..
    bu şahıs, tarafından unutulmak istemediğiniz şahıstır ve muhtemelen size, sizin ona verdiğiniz kadar bile değer vermemiştir ki bu durumda onun için olaylar çorap söküğü gibi gelişecektir merak etmeyin. kendini hayatın akışına, yeni dostlara, yeni sevgilere kaptırıp oralarda biryerlerde var olduğunuzu unutacaktır. zaten asıl acıtan da bunu anlamak olacaktır.(belki biraz klişe olacak ama) siz onu,dostluk ya da aşk ilişkisi olsun farketmez, ikinize de yetecek bir sevgiyle sevmişsinizdir ve hala büyük değer verdiğiniz biri tarafından basitçe, böyle önemsize unutulmuş olduğunuzu bilmenin hayal kırıklığı, içinizde günden güne büyüyen bir yumrudur size kalan..

    belki de baştan beri bir yalanı yaşadınız.. belki de sadece ulaşılamazı istediniz bilmeden. insanların en büyük zaaflarından biri de bu değil mi ki zaten? elde edemediğini istemek, ona ulaşamadıkça peşinde koştuğu şeyi altın suyuna batırmak. gözünde büyütmek büyütmek ve kendi hayal gücünün eserine hayran olmak.. sonra ona varınca yollar, korkmak. arzu ettiğini bulamamaktan, gerçekle yüzleşmek zorunda olmaktan korkmak. bu yüzden onu lekelemek, suçlamak. unuttu beni demek ve kızmak ona. verdiğim değeri anlayamadı, beni haketmedi demek ve kendini geri çekmek. sonra acı çekmek. belki bundan zevk bile almak. yani aslında tek başına bir yalanı yaşamış olmak..

    iki durumda da fark yok. unutulur aynı acıyı çeker, unutmaya çalışır ama kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha da dolandığınız arapsaçı misali bir durumda kalırsınız. bazen özlem dayanılmaz olabilir. ama unutmayın kederli insanları gülümsetecek tılsım küçük ve ani sevinçlerde gizlidir ve hiç beklemediğiniz anda kapınızda beliriverir. belki zaman alır belki acelecidir ama bi şekilde mutlaka gelir. bu ziyaretçi sayesinde bir sorgulama evresine girersiniz ve yaşadıklarınız bir anda anlamsız gelir gözünüze. bu evreye unutma değil de anlama evresi diyelim. çünkü sizin durumunuzda unutmak diye birşey yok. yoğun yaşanan şeyler iz bırakır bünyede biz istemesekte. sadece bilinçaltına itmek var. kırgın ve boynu bükük siz, yeniden aynı şeyleri yaşamaya gücünüzün olmadığını bilirsiniz. yeniden karşınıza çıksa da artık bu kadar safça ve delice bir duyguya sahip olamayacağınızı bilirsiniz. ama ilerde bir olay olup da bu yaşadıklarınızı hatırlamayacağınızı garanti edemezsiniz. evet belki sizin açınızdan da hiçbirşey eskisi gibi olmaz ama hatırlarsınız. bir olaya bile gerek yok. o zor zamanlarda dinlediğiniz bir şarkı bile birçok şeyi anımsatabilir:

    nisan acı verdi.. güneş olmasına rağmen dünya gölgeler içinde.. gökyüzü mavi olması gerekirken griye döndü.. yağan yağmur bana dokundukça acı benliğime nüfuz etti.. belki gün gelir herşeyi unutur gülerim ama sonra tekrar o sonsuz ve yalnızlığı çağrıştıran nisan duygusu kaplayıverir içimi diyorsanız deep purple-april sizin de şarkınızdır..

    evet belki yaşadıklarınızı unutmadınız ama artık gözleriniz açık ve herşey net, dolambaçsız.. kendinize çektirdiğiniz acıların boş olduğunu, sadece kendinizi üzdüğünüzü, ve siz burda bunları yaşarken karşı tarafın yaşamına devam ettiğini ve herşeye rağmen sizin için de hayatın devam ettiğini gördünüz. "ama yaşarken, yaşanması gereken şeyler gibi görünüyordu bunlar" dersiniz ve sonuna kadar haklısınızdır da. işte buna büyümek diyoruz.

    unutulmak ve acı çekmek insanı büyütür demiyorum gerçekler büyütür diyorum..
    siz çocukça bir şevkle çevrenize aldırmadan koşup oynarken, bir anda gerçekliğin kalın duvarına çarptığınız ve düştüğünüz an, gözünüzü açıp o duvarı gördüğünüz andır diyorum sadece..
    düşüp yaralanmanız, belki bu yüzden sizinle dalga geçilmesi sizi üzer ve utandırır. yanınızda size hiç mi destek olan yok? tabiki var hemde çok. geçmiş olsun derler uzaktan. sonra aralarında konuşup gülerler. içlerinden en fazla 2-3 insan sizi düştüğünüz yerden kaldırır, yaralarınızı sarar.. dosttur onlar tüm hayatınız boyunca yanınızda hayatı sırtlamanıza yardımcı olacak olan.. diğerleri ise unutacak ve unutulacak olanlar.. dostların varlığıyla güvende hissedersiniz. yine de bundan sonra birdaha düşmemek için dikkatlisinizdir. artık duvarları görürsünüz. çünkü büyümüşsünüzdür..

    unutmak diye birşey yok, unutulduğunu düşünmek bile çok acı, büyümek ise bunların yegane sonucu..

    peki koşup oynarken o duvarlara hiç çarpmasaydık? hiç uyanmadan güzel bir rüya görseydik? ya hiç büyümeseydik? o zaman daha mı mutlu olurduk?
    (epitaph, 25.08.2008 16:35)