istediğinde zor, istemediğinde bir o kadar kolay başa gelen ve unutmanın yanında çok basit kalan, yan etkisi büyümek olan eylem..
ikinci durumu ele alalım:
unutmak zorsa karşı taraf nasıl bu kadar kolay unutabiliyo diyeceksiniz haklı olarak..
bu şahıs, tarafından unutulmak istemediğiniz şahıstır ve muhtemelen size, sizin ona verdiğiniz kadar bile değer vermemiştir ki bu durumda onun için olaylar çorap söküğü gibi gelişecektir merak etmeyin. kendini hayatın akışına, yeni dostlara, yeni sevgilere kaptırıp oralarda biryerlerde var olduğunuzu unutacaktır. zaten asıl acıtan da bunu anlamak olacaktır.(belki biraz klişe olacak ama) siz onu,dostluk ya da aşk ilişkisi olsun farketmez, ikinize de yetecek bir sevgiyle sevmişsinizdir ve hala büyük değer verdiğiniz biri tarafından basitçe, böyle önemsize unutulmuş olduğunuzu bilmenin hayal kırıklığı, içinizde günden güne büyüyen bir yumrudur size kalan..
belki de baştan beri bir yalanı yaşadınız.. belki de sadece ulaşılamazı istediniz bilmeden. insanların en büyük zaaflarından biri de bu değil mi ki zaten? elde edemediğini istemek, ona ulaşamadıkça peşinde koştuğu şeyi altın suyuna batırmak. gözünde büyütmek büyütmek ve kendi hayal gücünün eserine hayran olmak.. sonra ona varınca yollar, korkmak. arzu ettiğini bulamamaktan, gerçekle yüzleşmek zorunda olmaktan korkmak. bu yüzden onu lekelemek, suçlamak. unuttu beni demek ve kızmak ona. verdiğim değeri anlayamadı, beni haketmedi demek ve kendini geri çekmek. sonra acı çekmek. belki bundan zevk bile almak. yani aslında tek başına bir yalanı yaşamış olmak..
iki durumda da fark yok. unutulur aynı acıyı çeker, unutmaya çalışır ama kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha da dolandığınız arapsaçı misali bir durumda kalırsınız. bazen özlem dayanılmaz olabilir. ama unutmayın kederli insanları gülümsetecek tılsım küçük ve ani sevinçlerde gizlidir ve hiç beklemediğiniz anda kapınızda beliriverir. belki zaman alır belki acelecidir ama bi şekilde mutlaka gelir. bu ziyaretçi sayesinde bir sorgulama evresine girersiniz ve yaşadıklarınız bir anda anlamsız gelir gözünüze. bu evreye unutma değil de anlama evresi diyelim. çünkü sizin durumunuzda unutmak diye birşey yok. yoğun yaşanan şeyler iz bırakır bünyede biz istemesekte. sadece bilinçaltına itmek var. kırgın ve boynu bükük siz, yeniden aynı şeyleri yaşamaya gücünüzün olmadığını bilirsiniz. yeniden karşınıza çıksa da artık bu kadar safça ve delice bir duyguya sahip olamayacağınızı bilirsiniz. ama ilerde bir olay olup da bu yaşadıklarınızı hatırlamayacağınızı garanti edemezsiniz. evet belki sizin açınızdan da hiçbirşey eskisi gibi olmaz ama hatırlarsınız. bir olaya bile gerek yok. o zor zamanlarda dinlediğiniz bir şarkı bile birçok şeyi anımsatabilir:
nisan acı verdi.. güneş olmasına rağmen dünya gölgeler içinde.. gökyüzü mavi olması gerekirken griye döndü.. yağan yağmur bana dokundukça acı benliğime nüfuz etti.. belki gün gelir herşeyi unutur gülerim ama sonra tekrar o sonsuz ve yalnızlığı çağrıştıran nisan duygusu kaplayıverir içimi diyorsanız
deep purple-
april sizin de şarkınızdır..
evet belki yaşadıklarınızı unutmadınız ama artık gözleriniz açık ve herşey net, dolambaçsız.. kendinize çektirdiğiniz acıların boş olduğunu, sadece kendinizi üzdüğünüzü, ve siz burda bunları yaşarken karşı tarafın yaşamına devam ettiğini ve herşeye rağmen sizin için de hayatın devam ettiğini gördünüz. "ama yaşarken, yaşanması gereken şeyler gibi görünüyordu bunlar" dersiniz ve sonuna kadar haklısınızdır da. işte buna büyümek diyoruz.
unutulmak ve acı çekmek insanı büyütür demiyorum gerçekler büyütür diyorum..
siz çocukça bir şevkle çevrenize aldırmadan koşup oynarken, bir anda gerçekliğin kalın duvarına çarptığınız ve düştüğünüz an, gözünüzü açıp o duvarı gördüğünüz andır diyorum sadece..
düşüp yaralanmanız, belki bu yüzden sizinle dalga geçilmesi sizi üzer ve utandırır. yanınızda size hiç mi destek olan yok? tabiki var hemde çok. geçmiş olsun derler uzaktan. sonra aralarında konuşup gülerler. içlerinden en fazla 2-3 insan sizi düştüğünüz yerden kaldırır, yaralarınızı sarar.. dosttur onlar tüm hayatınız boyunca yanınızda hayatı sırtlamanıza yardımcı olacak olan.. diğerleri ise unutacak ve unutulacak olanlar.. dostların varlığıyla güvende hissedersiniz. yine de bundan sonra birdaha düşmemek için dikkatlisinizdir. artık duvarları görürsünüz. çünkü büyümüşsünüzdür..
unutmak diye birşey yok, unutulduğunu düşünmek bile çok acı, büyümek ise bunların yegane sonucu..
peki koşup oynarken o duvarlara hiç çarpmasaydık? hiç uyanmadan güzel bir rüya görseydik? ya hiç büyümeseydik? o zaman daha mı mutlu olurduk?