çünkü hatırlamak unutmayı içerir
unutmadığın bir şey hatırlanmaz
kısmi unutmaktır o tabii ama unutmak işte yine
unutmaya dair, pek iyi görünmese de(hem şekil hem de yapı açısından) düşüncemelerimi hatırlıyamıyorum....
kızgınlığım kırgınlığım yerini aldı vazgeçişlere,unutulmalara ve unutmalara.seni sonsuza kadar görememek unutmak oldu benim için.mecburi bir eylem oldu unutmak.madem ki olmayacaksın yapmam gereken tek bir şey bıraktın bana;unutmak.sözde unutmak!unutttum yalanlarıyla yaşadığım anlarda tokat gibi geri geldin bana.sonra yalnızlık.ağır pis bir yalnızlık...
kimsenin umursadığı yoktu. kırmızı arabanın eksik tekeri gibi.ilk alındığında peşinde koşan çocukların elinden bırakamadığı.kırıldıkça yalnızlaşan,unuttukça unutulan.
insan her geçen gün rolüne biraz daha ısınıyor
yaşanmışları yazıp yaşanmamışı oynuyor
ben de öyle yapacağım
rolümü layıkıyla yerine getireceğim
bunu zamanla o kadar iyi yapmaya başlayacağım ki
sadece kuliste yalnız başımayken hatırlayacağım
yazılıp oynananların gerçekte ne olduklarını
sadece ben hatırlayacağım
çünkü benden başka birinin hatırlayacak hiçbir şeyi yok
yazan da benim
ıslanıp dağılmış geçmişi tek okuyabilen
ve yazılanlara saklambaç oynatan da
kendi oyunlarımı yazıp oynuyorum
boş salonlardan alkış sesleri bekliyorum
hıçkırıklarımın bomboş salondaki yankısını alkış
sahneye düşen gözyaşlarımı da güller zannediyorum
sahne kurur kurumaz perde tekrar açılıyor
herşey tekrar başlıyor
aynı hataları yapıyorum
ilk oyunmuş gibi
doğru ya
öncekileri zaman alıp götürdü
özenle bileyip geri getirdi
hep ilk oyunu oynuyorum
sadece bir geceye ihtiyacım var
yarın rolüme çalışmış olarak geleceğim
herkes görecek
görmek herkese yetecek
birtek ben hissedeceğim
ıslanıp aktıkça sivrilen
sivrilip battıkça sahneye güller döken
geçmiş zamanı
geçmiş olsun
ben oyuna hazırım
ey unutuş! kapat artık pencereni,
çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
çıkmaz artık sular altından o dünya.
bir duman yükselir gibidir kederden
macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
amansız gecenle yayıl dört yanıma
ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.
bazen alışmaktır bazen kabullenmek bazense gerçekten tüm geçmişi silmek bir kenara atmaktır bazen delice karşımızdaki tarafından unutulmaktan korkarız bazende hatırlanmaktan..tuhaf birşeydir bazen karşımızdakine acı verirken bizi mutlu kılar bazen can acıtır
çabaladıkça canı acıtan,hatıraları dirilten,yalnızlığı şiddetlendiren,geçmişi özleten insan hareketi.unutmaya çalıştıkça bazı kişileri ve bazı şeyleri onları ölümsüz kılıyoruz zihnimizde.belki de unutmak zamanla gerçekleşen bişeydir bizim kontrol edemediğimiz.akışına bırakmak lazım duyguları,zamanın akışına...
nasıl unutabilir ki insan yaşadığı güzel günleri?
eyleme dönüştürmek bu kadar kolay mı unutmak fiilini..
limit sonsuza giderken çift katlı integral nasıl alınır unutabilirsin dersten kalırsın dert etmezsin "bir daha alır geçerim" dersin..
evden çıkarken ışıkları açık unutursun "önemli değil yaa bikaç lira fazla gelir elektrik faturası napalım" dersin geçiştirirsin..
annenin doğum gününü unutabilirsin, evet çok üzersin anneni ama anneler gününde bir demet çiçekle gittiğinde yanına hiçbir üzüntü kalmaz ortada..annendir o senin affeder..
aslında bunların hiçbiri unutmak değildir, hatırlayamamaktır..
peki ya gerçekten sevdiğin tek insanla yaşadığın güzel anları nasıl unutabilirsin ki? saçlarını, gözlerini, sevgi dolu bakışını..
yok öyle bir şey yemişler seni..unutmak imkansızdır..
hiç bir fiil yoktur ki mastarından muaf bu denli anlamlı olabilsin. o mastarsızdır, çekimler ona yakışmaz, nezaket ekleri onda sözün pırlantası değildir.
''unut''tur o. önü sonu; çaresizlik içinde bazen dışardan bazen de derinlerden gelen emirdir; imkansızlıklarda naif bir telkin, o içerden gelen, alışkanlıklarını alın yazısı sanan! sesin kendince uyanma temrinleridir.