|
|
- 1993 yılı yapımlı, en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi kurgu oscarlarına sahip, clint eastwood'un westerne dönüş yaptığı film.
- (bkz. unforgiven2)
- 7 yıldır nickname olarak kullandığım sözcük.
- allah katında kafirlerin edineceği karizmatik sıfat.
- (bkz: 19 ekim 2005 fenerbahçe schalke 04 maçı)
(bkz: marcio nobre)
- (bkz: the unforgiven)
- clint eastwood,morgan freeman ve gene hackman gibi 3 baba aktörü yanyana getirmiş, 2 saatten fazla süren bir film.
(sükun, 31.07.2006 12:06)
- metalica'nın aynı ismi gibi unutulmayan şarkısı:
what i've felt
what i've known
never shined through in what i've shown
never be
never see
won't see what might have been
what i've felt
what i've known
never shined through in what i've shown
never free
never me
so i dub thee unforgıven
- metallica'ya atılan bokların geri tepmesini sağlayan şarkılardan sadece biri.
- sanki 1960larda çekilmiş bir avuç dolar, birkaç dolar için ve iyi kötü çirkin efsane western filmleri serisinin devamı gibidir. the man with no name efsanesinin yaşlılığıdır clint eastwoodun william munnysi bir nevi. izlenmelidir mutlaka.
- dün gece cnbc-e de yakaladığım, yönetmenliğine çok güvendiğim clint eastwood un bu 4 oscarlı filmini kesin izlemem lazım dürtüsüyle kaç gündür uykusuz olmama rağmen ısrarla izlediğim(o kadar ki uykusuzluğuma direnmek için reklam aralarında 5'er dakikalık uykularla enerji toplamaya çalıştım) ve/fakat bana hiç bir şlekilde beklediğimi vermeyen filmdir. ya kafamın bulanıklığından filmin içine tam giremedim ya da beklentilerimi çok yüksek tutumuştum. ama herhalükarda 4 oscar biraz fazla gibi geldi bu filme.
- süper kelimesinin bu kadar yetersiz kaldığı başka bir film yoktur herhalde. filmi anlatmanın falan da bir yararı olmaz sadece izlemek lazım bu clint eastwood harikasını.
- ne klasik bir western ne de türü yenileyen bir film. türü yenilemek şöyle dursun, western'in içerdiği ögeleri yerle bir edip karizmasını çizmek için hayata geçirilmiş bir proje gibi duruyor başlangıçta. vahşi batının emekçi kovboylarını sapık; soğukkanlı ve karizmatik katilleri ve ödül avcılarını palavracı; genç bir silahşör adayını uzağı göremeyen bir kişi olarak sunuyor film. bunu yaparken bir yazarın şahitliğinde vahşi batı mitinin abartılmış doğasını gözler önüne serip bu türün malzemeleriyle adeta dalga geçiyor. yalan bir dünya ve palavra ürünü kahramanlıklarla sürüp giden filmin sonunda mit uyanıyor, kanlı katil ve silahşör william munny devreye giriyor. türe haysiyetini geri veriyor.
+ you'd be william munny of missouri killer of women and children.
- that's right. i've killed women and children. i killed just about everything that walks or crawls. and i'm here to kill you, little bill. for what you did to ned.
bundan sonra vahşi batı miti çıktığı raya yeniden oturuyor. daha doğrusu oyuncağını parçalarına ayıran çocuk merakını giderdikten sonra tekrar birleştiriyor. bize de bu muhteşem parçalama-analiz etme-birleştirme şahaserini hayranlıkla seyretmek düşüyor.
- the man with no name 'in western arenasına son kez çıkışıdır aslında bu film geçmişte türe olan bir saygı duruşu,melankolik, daha realist altyapısıyla türün yapısını bozmaya çalışan ancak bozamayan bir film. bilindik westernlerde gördüğümüz sıcak bunaltıcı hava,toz,etrafta uçuşan çalılar yerini yağmurlu havaya ve çamurlu yollara bırakmış ve diğer western filmlerine adanan bir ağıt gibi yükselmektedir.
nerdeyse western türünün bütün özelliklerini bütün tabularını film boyunca tersyüz eden film fahişelerin kiralık kovboy tutma hevesleriyle başlar ve türün nerdeyse ezilen varlıkları bir çırpıda değer kazanır bellenmiş olunan ahlak kuralları bu şekilde ezilir geçilir.değişmeyen tek şey iyi ile kötü arasındaki rekabetin kimin tarafından kazanılacağıdır.
-ben bunu haketmedim (gene hackman ölürken)
*bunun haketmekle ilgisi yok.
|