acayip bir cazibesi var.. nasıl ki dönercilerdeki ateşte döndürülen döneri o asılı olduğu yerde başımızı yan eğerek ısırmak istiyorsak, bende de, misal kurabiye yapmak üzere büyükçe bir kaba dökülmüş unun içine elimi gömmek için karşı konulmaz fütursuzca bir his oluşuyor. günün birinde zengin olursam varyemez amcanın para havuzunda yüzmesi gibi, ben de bir havuzu baştan aşağı unla doldurtup içinde yüzmeyi planlıyorum. lakin içinde yüzerken nedeni bilinmeyen sebeplerden ötürü mayalanmasından korkuyorum.
hayata dair bunun gibi pek çok derin korkularım vardır.