yaşanılan bir dizi hayal kırıklığı neticesinde salya sümük gezerken karşınızda arz-ı endam eden ve birden bire hayatınızda kapladığı yerin bir kalbe sığmayacak kadar geniş olabileceği kanaati uyandıran kişi. sonrasında eşiniz olabillme ihtimali de yüksektir.
insanların "sırf sevgili olsun, birisiyle çıkayım, allah'ım bana bir sevgili medet" diye trip yapıp, "ay çok mutsuzum sev beni sevgülüm" nidaları atabilmek için ağlayarak koşa koşa kendilerini birilerinin kollarına fırlatarak, geçici olarak umut aşısı yeme çabalarının sonucudur. ne yapalım, hayat böyledir. döngüdür, boktur.
her zaman ufak da olsa bir umut vardır...
tam olarak sonu değildir hiçbir şey herhangi birşeyin...
o ufak umut iyi ya da kötü bir çıkış yolu bahşeder her zaman...
ama yine de bu anlaşılmaz en kötü anlarda, herşey tükendi, bütün umutlar bitti ve dünyanın sonu geldi sanılır belki...
ve işte o anda bahsi geçen şahıs gelir ve tüm bu duyguları geri kazandırır...
her şey yeniden başlar, hiç bitmeyecekmiş gibi bu kez....
bitmiştir. ya da siz öyle sanıyorsunuzdur. ve olan olur, birden bire karşınızda belirir sevdicek, fonda anında hababam sınıfı'nın müziği hızlandırılmış şekilde çalmaya başlar. olaylar gelişir.
hayata dair tüm beklentilerini kaybetmiş, sadece yaşıyor olmak için yaşayan kişinin karşısına hiç beklemediği anda çıkandır. kişinin kaybettiği yaşamlardan, mutluluklardan, hayallerden üzüntü duymamasını sağlayıp; yüzüne kocaman bir gülümseme, yüreğine sıcacık bir aşk tohumu atar. dünü unutturup bugünü ve yarını yaşatır belki de. o kadar çok şeyi değiştirir ki... nerede o umursamaz, kendisini dünyadan soyutlamış erkek; veya nerede o her köşe başında ağlayan kız. artık emin adımlarla ilerleyen, gözleri aşktan ve mutluluktan parıl parıl parlayan yeni kişiler vardır. herşey, hiç olmadığını kadar mükemmeldir ve hep öyle kalması beklenir, istenir.
bu aşkın hiç bitmemesi, sonradan gelenin hiç gitmemesi umuduyla...
hakkında söyleyebileceğim her şeyden ölesiye korktuğum sevgilidir. kırışmış çarşafın üstünde saç sakal karışık günlerce yattıktan sonra sizi arayanı yüksek seviyede sevilesidir.
böyle armut armut otururken okulun içinde şu an için ismi lazım olmayan bir yerlerde...başın eğik, izlerken mutluluk tablosu çizen insanları,bakamazken ileriye-geleceğe...kaldırırsın kafanı ,ancak bunu yapabilecek kadar enerjin kalmıştır çünkü. şimdi karşında bekleyen seni elinden tutup başka diyarlara götürecek kişidir. sevin,kurtuldun...bu sefil hayatın bir anlam kazandı şimdi. oysa sen başka bir meleği bekliyordun ama olsun bir karışıklık olduysa da sorgulama.sistemin hatasından faydalan .hiç acıma...
böyle hıphızlı aksın kareler.pisa kulesinin önünden geçin,venedikte gondol sefası yapın,eyfel kulesinden paris'i seyir eyleyin...mutluluğun tablosunu aramayın,iki fotoğraf çektirin sonra ona bakın.
"iş bul,para kazan;eş bul,gerisini ben de bilmiyorum" zincirini kırdığın an bu an işte. hiçbir şey umrunda değil .bunun keyfini çıkarmaya bak. ileride savaş çıkabilir,ölümcül bir virüs tüm insanlığın sonunu getirebilir daha kötüsü çocukken hayal ettiklerinin hiçbiri gerçek olmayabilir. şu an insanüstü bir varlıksın ve etrafında yaşayan tırt insanlardan çok daha farklısın. arada bir eski sefil günlerini hatırla. bir kötü ol sonra hemen kendine gel. böylesi seni daha da mutlu edecek.
ha unutmadan...onu ters köşeye yatırmaya yönelik sorular sor. bak bakalım kendi içinde çelişiyor mu,error veriyor mu? bunların hepsi kurmaca olabilir.belki rüyadır,komadır.belki de şizofrenidir kim bilebilir ki?lan biraz mantıklı ol,hiç böyle bir şey olabilir mi? film karakteri misin sen ? gerizekalı...
umutların yitirildiği anda o sevgili çıkıyorsa karşımıza zaten o sevgiliyi bekleyerek yaşıyoruzdur. onunla tekrar nefes almaya başlarız. onunla beraber soluk alışımız hızlanır. bize armağan edilenle beraber kalbimiz mutluluk çarpar. bazen özlem, bazen de huzur çarpar. en güçlü olduğun anlarda bile birçok şeye karşı umudunu yitirmişken, gücünü sevgine teslim ettiğin zaman umudunun tazelenmesi mucizevidir. hayatını sevgiline taşıdığın zaman umutların daha çok çoğalır. an olarak yaşadıkların ne olursa olsun, geleceğini onunla beraber, onun gözlerindeki ışığı yakalamaya çalışarak yaşamak istersin. amansız bir hastalığa bile yakalansa da umudunu yitirmezsin; çünkü onun gözlerinin içi gülüyordur ve hayat senin için tüm hızıyla devam ediyordur.
baş ağrısı... akşam galiba biraz fazla kaçırmışım diye geçirdim içimden. çok içki içmesiyle övünen insanlar geldi aklıma. gidip sürahiyi kafama dikip buz gibi sudan içtim boğazım soğuk yüzünden acıyana dek. sonra ekmek kutusundaki ekmekleri yokladım. acaba bir kahvaltılık ekmek çıkar mıydı? elime geçen parçayı metal kutuya vurup , bir zamanlar trabzonsporda oynayan futbolcunun ismi gibi "thun" diye bir ses gelince ekmeğin yeterince taze olmadığını , bakkala gidip almam gerektiğini anladım. ev içinde giyilen paçavra şort ve t-shirt ikilisiyle , cebimde bozuklukların verdiği şahane melodi eşliğinde bakkalın kapısından girdiğimde kuru bakliyat reyonunun önünde duruyordu. hububat fiyatlarındaki inanılmaz artış yüzünden üzülmüş gibi geldi bana. ekmek kasasına eğilip en taze ekmeği almak için ekmekleri bir bir yoklar iken , yanıma geldiğini terliğinin altına giydiği pembe çetikleri hafif sola doğru çaktırmadan bakınca anladım. en taze ekmeği kapıp eğilme işlemini sonlandırıp doğrulduğum anda kafamın arkasıyla sert bir cisme vurduğumu anladım. "hassk..." deyip neye çarptığımı anlamak için arkama baktığımda , onun da ekmek almak için arkamda eğildiğini ve ekmek seçmek üzere olduğunu anladım. "biraz dikkatli olsana be" dedim. "abe sen vurdun bana.arkana niye bak miysin" dedi. siyah renk üzerine ne olduğu katiyen anlaşılamayan çiçeklerle örülü eteği adeta resmi forma olmuştu bu kadınlarda.ekmeğin parasını vererek hışımla çıktım bakkaldan. kirası ucuz diye çingene mahallesinde kiraladığımız eve nalet gelsin dedim içimden.