fakirin ekmeğidir ayrıca
pandoranın kutusundaki son kötülüktür, orada kalarak belki de bize esas kötülüğü yapmıştır, belki de ona kanarak kendimize kötülük yapmışızdır
insan hayatının son kalesi, hayatın zorluklarına son savunması, o da düşerse...
düşmemesi için savaşmak lazım. nietzsche her ne kadar haklı da olsa, gene de umut bir ışıktır gecenin karanlığında.
insana en çok acı veren şey.umutla beklersiniz ama ne gelen vardır ne giden.huzursuzluk bütün bedeninizi sarar, ama siz beklersiniz, bir ihtimal düzelir, herşey eskisi gibi olur diye...
işkencelerin en çok acı vereni:
gecenin 4'ünde bir mesaj uyandırır sizi...
bu sana söyleyeceğim son şey:
umut gerçekten de en büyük işkence!
gerçekten isteseydin gelirdin, biliyorum,
bir daha hiç gelmeyeceksin, bunu da biliyorum...
seni unutmamı istiyorsun,
senin beni unutmana bile gerek yok...
şuan bunları yazarken bile, gözyaşlarımın arasından,
"belki" diye hıçkırıyorum...
beni paramparça bıraktın,
buna rağmen hala aşığım sana!
dile getirebileceğim tek bir söz kalmadı,
"hoşçakal herşeyim" dışında...
yataktan kalkar, kafanızı soğuk suyun altına sokarsınız. kesilmek üzere olan nefesiniz tamamen kesilmiştir artık. bir kere daha okursunuz mesajı, bir kabustan öte olmadığını umut ederek... hiç almadığınız kadar derin bir nefes alırsınız. ardından anathema, şarap, sigara, güneşin doğuşu ve en sonunda da the beloved...
flash tv'de yayınlanan bol küfürlü program. adamın programa telefonla bağlanan eski karısına "ben biliyorum senin ne istediğini, sen kol gibi yarrak istiyosun" dediği program efsaneler arasında yerini almıştır.
"oğlumla aramızda amansız bir fark var... o buz gibi lapa dolu taslara, her birinin düşlediği lapa olduğuna inanarak teker teker parmağını daldırıp durur, bense tüm lapaların soğuk olduğuna inandığım için tekinin bile kapağını açmayabilirim..."
... elimdeki birkaç umut kırıntısını hergün;ama, hergün yeniden besteleyip bitmeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüm. her notası seni anlatırdı. sen duymazdın; ama, dinleyen herkes seni anlattığını anlardı...
... hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyı da yaşamayı bilirim ben. aslında çok da üzülecek bir şey yok. çünkü bu aşk baştan sona imkansızdı...
... yaşamak en önemli görevin senin. anıları içine gömüp yaşamayı öğreneceksin. hayatına sahip çıkacaksın. kavrulsan da, kızsan da, savrulsan da, sussan da, kaçsan da, korksan da, yaşayacaksın. zor olacak, imkansız olacak ama... unutacaksın...
... asla terk etmezdim seni. beni tercih etmeni isterdim,benimle yaşamanı isterdim. şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım...
mehmet coşkundeniz
yaşamak bir umuttur derler...
umutsuz yaşam da olmaz zaten. hangi gün bomboş bir sabaha uyanırız? uzak ya da yakın muhakkak her insan umutla doğar ve yaşar. ölümde umut var mı orasını bilemem ama hayat arzusuz, umutsuz yaşanmaz. yaşansa yalanlar kervanına eklenir bir yenisi daha...