dördüncü uluslarası türkçe olimpiyatı belirtisiz isim tamlamasının geçtiği bir cümledir ve tamlayan "
türkçe" tamlanan da
olimpiyattır. olimpiyat kelimesinin tamlanan eki alması halinde olimpiyadı şeklinde mi yoksa olimpiyatı şeklinde mi olacağı hususu açık değildir.
ömer asım aksoy’un ana yazım kılavuzu’nda "
olimpiyatı" diye belirtiliyor iken tdk imla kılavuzu da sözcüğü "
olimpiyadı" şeklinde veriyor. arama motorlarına bakıldığında olimpiyatı şeklinde kullanımın çok daha yaygın olduğu görülüyor. sert ünsüzlerin yumuşaması kaidesi gereğince sondaki "t" harfinin "d" ye dönüşmesi gerekiyor gibi görünmektedir fakat gerek özel isimlerde bu kurala uyma zorunluluğunun olmayışı gerekese de böyle bir kullanımın kulak tırmalayıcı hususiyeti "olimpiyatı" şeklinde bir kullanıma da açık kapı bırakmaktadır. her ne kadar tdk 'da imla kaideleri gereği olimpiyadı şeklinde kullanımın esas olduğu ifade edilsede gâlât-i meshûrun lugât-i fâsihadan evlâ olduğu hakikatinin tercih ettiriciliğini de nazar-ı itibara alarak olimpiyatı şeklinde bir kullanımın da hatalı olmayacağı sonucuna rahatlıkla varılabilir. bununla birlikte meseleyi bir kısım cümleperestler gibi ele alıp kritiğe tabi tutmanın getirip götüreceği bir şey yoktur. bu mülazaha ile kelimeleri bir kenara koyup sadede geliyoruz:
yıllardır türlü türlü entrikalar kurarak, senoryalar üreterek bu kabil organizasyonları karalamaya çalışanlar, onları bir kısım gizli emellerin insanı olarak görmek ve göstermek isteyenler, akıl ve havsalamızın alamayacağı nice yakışıksız ve tutarsız ithamlarla itham edenler eğer bu organizasyondan ders almıyorlarsa, birileri hâlâ öküzün altında buzağı arama sevdasındaysa "allah basiret ihsan etsin" diyorum.
dünyanın dört bir yanından 84 ülkenin 355 evladı belki binlerce kilometre uzaklardan geliyor, hep bir ağızdan bizim dilimizi konuşuyor, bize ait değerlere sahip çıkıyor, fazilet ve insanlık adına en mühim meseleleri hemde en garazsız ve ivazsız bir şekilde dile getiriyorsa ve biz bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen insanları alkışlamak nezaketinde dahi bulunmuyorsak, öteden beri kurageldiğimiz senoryalara bir tardiye ve bize de bir kapak olmuyorsa
şair talib'ın sözleri bize kapak olacaktır.
bîbaht olanın bağına bir katresi düşmez
baran yerine dürr-u güher yağsa semadan