|
|
- an itibariyle birgün gazetesi 'nde, uzun, dağınık saçları, iri gözlüğünün altından bakan bir çift ışıltılı göz, mütebessim yüz ve salaş bir kazakla bi yere yaslanmış haldeki fotoğrafı, eski bir tanıdığa rastlamış gibi duralattı beni sayfada..hani sürekli aynı ortamlarda karşılaştığınız, ancak asla konuşmadığınız kişileri, başka bir yerde gördüğünüzde, selamlaşıp-selamlaşmamak konusunda yaşanan ikilem vardır ya, öyle... yıllarca hemen hemen hergün gittiğimiz ankara-konur sokak'taki engürü kahvesinde sık sık karşılaşırdım..farklı masalarda oturulduğu için de tanışıp-konuşma fırsatım da hiç olmamıştı...entellektüel bir kişilik olduğunu içten-içe bilir, ne yapar, adı nedir, nasıl bir adamdır bilmezdim..
gazetedeki fotoğrafın üzerindeki haber başlığını okuduğumda ise boğazımda birşeyler düğümlendi kaldı.."güle güle ulus baker- akademik sınırların hep dışında olmayı tercih eden ulus baker'in beklenmedik ölümüyle türkiye'de entellektüel camia yasa gömüldü. eksikliğini hep hissedeceğiz" yazıyordu başlıkta..12 temmuz günü karaciğer yetmezliğinden öldüğü yazıyordu haberde de..yine haberde kısa bir özgeçmişine de verilmişti; " 14 temmuz 1960 kıbrıs doğumlu; babası sedat baker kıbrıs'ın ilk psikiyatrlarından.annesi pembe (yusuf) marmara (1925-1984) kıbrıs'ın tanınmış şairlerindendir. ulus baker, birikim, toplum ve bilim dergisi yazar ve editörlerindendir. görsel sanatlar, sosyoloji, felsefe v.b alanlarda yayınlanmış birçok çalışması bulunmaktadır. odtü, özgür üniversite, bilgi ve ankara üniversitesi'nde dersler verdi."
yüzüne çok aşina olunduğu halde, ölümüyle bir insanla tanışmak çok kötü bir his..ama aslında o'nu hiç tanımadığımı düşünsem de, demek ki vasıflarını vurgulamadan yaşayan, mütevazi yönünü tanımışım farkında olmadan...
- radikal gazetesinin ölümüyle ilgili haberi için:
http://www.radikal.com.tr/...
kendisini saygıyla anıyorum.(negatif, 13.07.2007 18:28 ~ 18:28)
- çevirmekte bulunduğu deleuze'un cinema 1 ve 2 serilerini öksüz komuştur. türkiye'ye bugüne kadar gelmiş en usta düşünürlerdendi, bu kadar erken gitmesi çok üzücü, başımız sağolsun...
- ümit kıvanç ardından çok güzel demiş...
"ulus baker, asla bu memleketin yetiştirmediği, hattâ yetişmesine engel olmak için elinden geleni yaptığı fakat hasbelkader bu memlekette yaşayan insan türlerinden birinin en zor bulunur örneklerindendi. çok özel bir karakterdi. ve herhalde türkiye’nin en bilgili insanlarından biriydi. şu “türkiye”nin asla farkında olamayacağı bir kayıp."
http://www.birikimdergisi.com/...
- maalesef ölüm haberini duyduğumda tanıştım kendisiyle. garip birşey, ölüm tanıştırır mı hiç insanları di mi ama. aslında ölümüyle tanıştığımda kendisiyle, utandım kendi insanlığımdan, nasıl hiç okumadım onu diye.
resimlerini bulup baktım; bir dudaği yerde bir dudaği gökte, bi gözü kalk gidelim öbür gözü bok yeme otur diyen, saçlarının arasından her an bir canavar fırlayacak gibi; öyle korkunç bir insan. e dedim sonra kendi kendime; bir insan kendini bu kadar bilgiye ve aydınlığa adarsa; tıraşlı pırıl pırıl bir insan olması zor; güzellik zaman alır, ömrünüzün 57 yılını bilgiye ve öğrencilerinize adarsanız güzelliğe zaman kalmaz.
allah rahmet eylesin kendisinin güzel ruhuna.
- ulus baker hakkında ben de öldükten sonra bilgi sahibi olabildim. ve tüm yaşamımı değiştirdi beni kendime getirdi. keşke sinema derslerine katılabilseydim. onunla ilgilii yaptığım her araştırma içinde bulunduğu tüm işler nitelikli ve insanı aydınlatan işler. spinoza gibi deleuze gibi aydınları kavrayıp hemen her türlü konuda kendine has yorumunu otaya koyabilmiş bir insan. yazdıkları var en azından what is opinion ? ı var. korotonomedya, xurban var . bir insan hayatını daha anlamlı kılamazdı kendi için her halde en güzeli de bizim için bile anlamlı kılmada en önemli rolü üstlenmiş olması. hakikaten hangi taşı kaldırsak altından o çıkıyor tüm zngin içerikli işlerin. deleuze türkiyeye onunla geçiş yapmış en önemlisi de daha pek çok söylenebilir ama ben sadece yazılarından tanıyorum ve o bile yetiyor. sinema visual iletişim için donanımlı bir kaynak.
- mesele dergisinde hakkında yazılan yazıda yaşam anlayışının existence=resistance olduğu gibi bir ifade vardır ki üzerinde ne kadar durulsa ne kadar düşünülse yine de az kalacaktır . garibime giden şey şudur ki gerçek bir düşünürü anlatmak için 8-9 giri yeterli görülmüşken , beş para etmez bulvar gazetelerinin yazarlarına sayfalar ayrılmıştır , burada bir çelişki vardır ve bu çelişki giderilmeden (yani örnekse ulus baker i tanımadan) düşünsel anlamda ilerleme sağlanması mümkün değildir , ancak bu alandaki sefaleti görmezlikten gelmenin bir kolaylığıdır ulus baker i tanımamak.
- "yaptığımız ve yapmayı sürdürdüğümüz işlere, düşündüklerimize, hissettiklerimize asla inanmadan ne kadar çok şey yaşadığımıza dair bir tartışmayı içeren doktora tezimi nihayet dün sunabildim.........
..... geriye yine biraz hüzün kaldı...
hüzün geriye kalandır. biraz blues dinleyin benim için... "
ulus baker
özellikle bu cümleyi seçmiş olmamın nedeni .... asla inanmadan yaşarken yakından tanımayı isteyebileceğim bir insanı daha geç farketmiş olmamdır.(thomas, 15.08.2007 15:17 ~ 15:18)
- bana spinozayı öğreten insan. ya da benim öğrendiğim. hayvan dergisinde çıkan feylozofik yazılarını ilgiyle takip ederdik. sürekli dolayımlar kurardı. bazen "neden" diye sorar insan, "ne gerek var" diye. zira, post'lu akımların sınırlarında bu kadar gezip de huyundan suyundan kapmamak mümkün değil, uzak durmaya çaılışılsa da. heralde, marx'ı sadece bir "özgürleşme ve hakikat" filozofu olarak algılıyordu, mekanı cennet olasıca iktidarsız ve "şenlikli" muhalif...bir de, iğrenç bir hatip olduğunu söylemek gerek. iyi ki, konuşmasını bir kez dinlemiş, yazılarını ise çokça okumuştum.
- birikim'in 220. sayısını ayırdığı eski birikim dergisi yazarı. eğer varsa rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
- cogito'nun son sayısında (yaz 2007, melankoli) 3 tane kısa makalesi yayınlanmıştır. spinoza ile ilgili olan (spinoza ve duyguların hesabı) yazısının altında şöyle bir ibare yer alır ne kadar üretken ve sıradışı bir insan olduğuna dair;
"1999 yılında öteki yayınlarında birlikte çalışıp yaşarken, aşktan ve spinoza'dan bahsedilirken yayınevindeki bilgisayarımda sabaha karşı uyku ile uyanıklık arasında yazılıp unutulmuş, muhtemelen yarım bırakılmış bir metin. ulus baker'in konuk olduğu arkadaş evlerinde, katkıda bulunduğu yayınevlerinin, dergilerin bilgisayarlarında böyle yüzlerce yaralara merhem metinler olduğu söylenir"
ege berensel(malina, 08.09.2007 14:22 ~ 14:30)
- yamuk veya bir camı olmayan gözlükleri türkiye'nin diyojeni gibi idi. siyasi açıdan bazı görüşlerine katılmasam da gerek yaptığı çeviriler ile olsun, gerek spinoza, karl marx gibi düşünürleri farklı bakış açıları ile eleştirmesi ve öne sürülen düşüncelere bir şeyler katma çabası onu farklı kılıyordu.
- ilgi duyduğu felsefecilere ilgi duyduğum fakat yazma stilini tutmadığım yazar. deleuze çevirileri için minnattar kalınacak sempatik yüz.
- güzel ruhunun havaya karışmasının ardından epey süre geçmişken , onun önemli katkılarıyla oluşturulan korotonomedya kolektifinin hazırladığı enfes bir programla ulus hocanın düşündürdüklerini yeniden hatırlamak isteyenler (acaba unutmak mümkün olmuş mudur ki?) için;
http://www.korotonomedya.net/...
entelektüel kavramını küçümsememek ve fikri sabit olmamak tek şarttır katılmak için.
|