ankarada meşur kebap restoranı, diğer illerde de varmı bilmiyorum. en kaliteli iskender'i buranın yaptığını iddaa edenlere gidip sakarya caddesinde harbi at etinden bulamazlarsa eşek etinden yapılma iskenderi öneriyorum. hem ucuz hem leziz.
sosyalistler bile bilmezler bu şarkıyı. -uludağin eteğinde -bir cehennem şehri var - bir şehir ki burjuvalar yeşilbursa diyorlar.-biz çıkarız uludağ'a bir kucak odun için.- onlar orda dolaşırlar- zevk için sefa için.
bir nev'i narnia olan mekandır. gece parkedilen arabanın sabahleyin oldukça geniş bir kar hacmi içerisinde görünmez hale geldiğine şahit olunmuştur. eziyet liftlerin , kayarken düşüp kalkamamaların ,çatılardan sarkan metrelerce buzdan kılıçların, kartopu olmayan yumuşak karların yerine buztopu oynanan mekandır.
fakat, dikkat gerçekten geyik çıkabilir!
türkiye'nin üzerinde dağcılık faaliyetleri yapılan en alçak ve en basit zirvelerinden biri olmasına ve çoğu dağcı tarafından küçümsenmesine karşın denize çok yakın olması ve tek dağ olması nedeniyle üzerinde yaşanan ani hava değişimleri ve fırtınalar sayesinde, piknik havasında geçen faaliyetleri kabusa çevirme yetisine sahip dağ. ayırıca çevresindeki volfram madenleri sayesinde pusulaları işlevsiz hale sokarak daha da kıl bır durum yaratır. yüksekliği 2543 metredir.
hz süleyman, yanında vezirleri ve bilumum cin-peri taifesiyle birlikte, tufan'dan sonra değişen dünya coğrafyasında keşif uçuşları yaparmış (uçan tahtıyla olsa gerek). bir gün yine "orda ne var? burda ne var?" şeklinde sağa sola bakınırken "küt!" diye dağa çarpıyor. işte o dağ, yani olympos, bu gün bildiğimiz, sevdiğimiz uludağ'dır.
günümüzde kaşifler hz süleyman'ın uçan tahtını dağın dört bir köşesinde ararlarken, gözlerine, daha doğrusu burunlarına çarpan yegane şey kesif bir et kokusudur. endemik bitki türlerinin yoğunluğu ve vahşi hayvan popülasyonuyla tanınan uludağ milli parkı'nda, şimdilerde en fazla rastlanan obje, mangaldır.
türkiyenin yerel kış turizimini canlı tutan bursada bulunan bir dağ.adını taşıyan bir üniversiteye bile sahip olmuştur.izmir muğla gibi kar görmeyen şehirlerde yaşayan insanların genelde çoluk çombalak sömestrede 2 kar topu yapıp şömine karşısında sahlep içip konuya komşuya hava atma amacıyla gittikleri tatil mekanı.genelde kayak kiralamayıp kot pantolonla pistlerin orda bir magazin muhabiri edasıyla ünlü aramak için kar tipinin altında gerçekleştirdikleri gezintilerin ev sahiplerini yapan dağlardan biridir aynı zamanda.
herkesin aklına direk kış, kıyamet, kartopu, çığ, kocaman gözlükler, snowboard falan getirir ama burası yazın da bir başkadır. daha doğrusu tam yazın göbeğinde değil de başında veya sonunda gidilip temiz ve açık bir o kadar da serin hava mangal rakı ya da daha pratik olaraktan kanyak çikolata gibi ikililerle birlikte insanın içine doldu mu fena keyif verir. ayrıca dağ yolu diye bilinen uludağa giden yolda da sağlı sollu kahvaltı vs. edilebilecek, güzel gözlemeleri olan mekanlar vardır. manzara da çok güzel olur.
osmanlı da kar-buz kethüdasının işlettiği bir karlıktır. mayıs ayı itibariyle istanbul daki karlıklar tükenmeye başlayınca keçe korumalar ve katırlarla uludağ'dan kar ve buz toplanır gemiyle istanbul a gelir hoşafçı; şerbetçi esnaflar tarafından ve saray ve tabi ki varlıklı insanlar tarafından satın alınırdı.
kar seviyesinin an itibariyle muhteşem olduğu kayak merkezi. daha 2 ay boyunca haftasonları veya günü birlik gidilerek sucuk ekmek ve sıcak şarap eşliğinde harika anlar geçirilebilir.
endemik bitki örtüsüyle de oldukça önem taşıyan bir dağımızdır. ancak ne yazık ki son yıllarda kayak pisti veya otel gibi turizmi geliştirme çalışmaları -ya da buna daha fazla para kazanma hırsı da denebilir- nedeniyle bu endemik türler yok edilmektedir. ve yine ne yazık ki bunu yapanlara bir tepki gösterilmemektedir.