belki ilginizi çeker
  1. · 96 ocak ümraniye katliamı
  2. · 19 aralık operasyonu
  3. · 95 eylül buca katliamı
  4. · 96 eylül diyarbakır katliamı
  5. · ulucanlar cezaevi
  6. · dhkp c
gündem
  1. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  2. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  3. · aşk ı memnu
  4. · disko kralı
  5. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  6. · yasaklanması gereken şeyler
  7. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  8. · canon eos 400d
  9. · sigara nirvana rakı ve eski sevgilinin fotoğrafı

ulucanlar katliamı  

  1. 26 eylül 1999 yılında ulucanlar ceza evinde 10 devrimcinin katledilmesi sonucu tarihe de faşist devletin kanlı bir katliamı olarak geçmiştir.cezaevi operasyonlarında ilk defa ateşli silahların kullanılması ve yapılan işkenceler söz konusudur.
    http://picasaweb.google.com.tr/...
    (msslucifer, 22.09.2007 03:35)
  2. ulucanlar cezaevinde her koğuş ortalama 40 kişiliktir. siyasi mahkumların koğuşunda ise 120 civarında insan kalmak zorunda bırakılmıştır. bunun üzerine mahkumlar 1 ay kadar yer taleplerini idareye bildirmiş ancak cevap alamamışlardır. sonrasında ise siyasi mahkumlar bitişikte adli mahkumların kaldığı 7'nci koğuşu boşaltmış ve adli mahkumları diğer koğuşlara dağıtmışlardır. tarih 2 eylül 1999'dur.

    bunun üzerine cezavi idaresi ise içeriye gıda ve ilaç gönderilmesine engel olmuştur. adalet bakanlığı yöneticilieriyle yapılan görüşmelerde bakanlık ılımlı bir tutuma girmiş ve içeriye gıda aktarımına izin vermiştir. tarih 20 eylül'dür. bunun bir aldatmaca olduğu şüphesi ise 26 eylül tarihinde sabaha karşı doğrulanmıştır. cezaevleri tarihinde az görülür bir katliam, silahlar, bıçaklar, balyozlar, gaz bombaları, köpük kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

    az dediysek on yıla 2-3 ortalamayla; (bkz: 95 eylül buca katliamı), (bkz: 96 ocak ümraniye katliamı), (bkz: 96 eylül diyarbakır katliamı), (bkz: 19 aralık operasyonu)

    yaralı mahkumlardan bir kısmı özel olarak seçilip cezaevinin hamam bölgesine götürülmüş burada değişik işkence teknikleriyle öldürülmüşlerdir.

    bunun üzerine devlet acıları hafifletmek maksadıyla madımak otelini kebapçı yaptığı gibi, ulucanlar cezaevini de şenlik alanına çevirmiş, yaraları sarmıştır.
    (piquetero, 28.09.2007 00:53)
  3. hrant dink'e suikast düzenlemesi sonrası gündeme gelen trabzon il jandarma alay komutanı kıdemli albay ali öz'ün de içinde bulunduğu,
    ölümlerin çoğunun kafa ve kalbe sıkılan kurşunlarla meydana geldiği, ecevit'in devletin güvencesi altında olması gereken mahkumların öldürülmesi olayını yorumlarken "devlet cezaevlerinde otoriteyi sağlayacaktır" dediği, bizzat devletin ve jandarmanın kol kola gerçekleştirdiği katliamdır.
    (bergman, 28.09.2007 11:18)
  4. faşizmi sık sık iliklerinde, belinde, sırtında, beyninde , etinde,ruhunda, geçmişinde, geleceğinde hisseden bir halk için hiçte ilginç olmayan bir katliamdır.

    burjuva sınıfımız ve onun silahlı güçleri (güvenlik mi dediniz? kimin güvenliği?) ortalığı bulandırmak için sık sık yastığının altındaki faşizmi çıkarıp kafamıza vurmaktadır. ve bu halk o kadar aşinadır ki faşizme bu durum karşısında ses çıkartma gereği bile duymamaktadır.
    (gajo, 28.09.2007 11:40)
  5. bir cezaevinde çıkan mahkum isyanının devlet güçleri tarafından sert bir şekilde bastırılmasıdır.
    (azwepsa, 28.09.2007 12:04)
  6. "sarilma, hiç yaklaşmayacaksın. konuşmak yok!"
    beni önce bir yere tıktılar, her tarafımı aradılar. adımı beş altı yere yazdılar. sonra içeri götürdüler.
    bir sandalye koymuşlardı. iki metre ötesine de bir başka sandalye... sonra... onu getirdiler, karşıma oturttular. kim olduğunu çıkaramadım.
    "anne, benim!"
    ancak o zaman, sesini duyunca tanıdım. hiç konuşmadım. konuşamadım. yutkundum, durdum. oğlumun ağzının iki tarafı da kulaklarına kadar, alnı da kafasının ortasına dek dikilmişti. bir bardak su getirmişler. oğlum işaret etti, almadım. odadaki polisler gülüyordu, fırlayıp çıktım.
    iki dakika süre vermişlerdi, o kadar bile dayanamadım. en ağırıma giden de karşımda gülmeleri...

    bir tutuklu annesi
    (pascoval, 19.05.2008 23:07)
  7. bugün katliamın 10. yılıdır.

    -bu katliam, münferit ya da raslantısal bir olay değil. tersine, uzun yıllardır süren bir çatışmanın, zaman zaman sert biçimler içinde süregelen bir irade savaşının son aylardaki yoğunlaşmasının özel bir tezahürü olarak gündeme gelmiştir, böyle anlaşılmalıdır-

    "...
    faşist devlet devrimcilerin çelikten iradesine çarptı

    sermaye devletinin tüm kurum ve araçları ulucanlar süreci boyunca eşgüdüm halinde çalışmıştır.

    devrimci tutsakların cezaevi kapasitesinin çok üzerinde yer kullanımına karşı 2 eylül günü başlatmış oldukları koğuş işgali, önceden planlanan katliama düzen cephesinden bir “gerekçe” oluşturmuştur. devlet bu vesileyle “hücre tipi-f tipi” saldırısını hayata geçirmenin yolunu düzleme hedefiyle hareket etmiştir.

    dönemin başbakanı ecevit, operasyonun başladığı saatlerde, abd yolundayken, kendisine ulucanlar’daki hareketliliğin nedeninin soran gazetecilere “gereken yapılıyor” diyebilmiştir. buradan da anlaşılacağı gibi her şey önceden planlamıştır.

    burjuva medya 26 eylül öncesi katliamı meşrulaştırmak amacıyla onlarca çarpıtıcı haber yayınladı. vahşi katliam sonrası yapılan haberler de farklı bir içerik taşımıyordu: “cezaevi cephanelik” (sabah, 28 eylül 1999,), “cezaevi değil, örgütevleri” (milliyet, 28 eylül 1999), “pusu kurup ateş açtılar” (milliyet, 28 eylül 1999)...

    ancak, düzenin kolluk güçlerinin vahşice saldırısı “teslim olmaktansa ölmeyi yeğleyen” yiğit bir kararlılık duvarına çarptı.

    katliamcı düzenin o zamanki adalet bakanı hikmet sami türk, bu planlı katliam sonrası “güvenlik güçleri ulucanlar’da kimseyi öldürmemiştir”, “ölümler örgüt içi infaz olabilir” şeklinde açıklamalar yapabildi.

    katliamcı devletin hukuku da sonraki süreçte üzerine düşeni yerine getirdi. operasyondaki 161 jandarma hakkında açılmak istenen soruşturmaya önce valilik izin vermedi. dava ancak bir yıl sonra, eski tck’nın bir maddesine dayandırılarak açılabildi. ankara 6. ağır ceza mahkemesi 2008 yılında, aralarında hrant dink cinayetindeki “ihmali” üzerinden gündeme gelen albay ali öz ile jandarmalar hakkında “kendilerine verilen emri yerine getirdikleri ve görevlerini yaptıkları” gerekçesiyle beraat karar verdi. böylece devletin hukuk sistemi de bu katliamı açıkça onaylamış oldu.

    katliama maruz kalan devrimci tutsaklar hakkında ise hızla dava açıldı. iddianamede 10 tutsaktan 5’inin arkadaşları tarafından öldürüldüğü ileri sürülebildi. operasyon öncesi tahliye edilen 2 tutuklu hakkında dava açılması ve kadınlar arasında sayılan 2 tutuklunun erkek olması, davadaki ciddiyetsizliği gözler önüne seren sadece birkaç örnek. söz konusu devrimciler için toplam 12 bin 130 yıla kadar hapis cezası istendi.

    devletin azgınca saldırısına uğrayan devrimcilerin yargılanmasına halen devam edilmektedir. hatta, geçtiğimiz ay yaşandığı gibi, “ifade eksiği” gerekçe gösterilerek yeni tutuklamalar dahi gerçekleştirilmektedir.
    içeride ve dışarıda hücreleri parçalama iradesini gösterelim!

    26 eylül ulucanlar katliamı ve direnişinin üzerinden on yıl geçmiş bulunuyor. sermaye devletinin içerde tecrit eksenli sistematik saldırıları sürerken, dışarda da işçi ve emekçiler saldırı politikalarının hedefi durumundalar.

    yaşanan süreç omuzlarımıza her zamankinden daha fazla sorumluluk yüklemektedir. “içeride ve dışarıda hücreleri parçalama iradesi” gösteren ulucanlar’daki kararlılık izlenecek yolu göstermektedir.

    devrimciler bugüne kadar zindanlarda bedeller ödemekten sakınmamışlar, ölümüne bir direnişin temsilcileri olmuşlardır. aralarında parti’nin iki önder kadrosu yoldaşımızın bulunduğu ulucanlar şehitleri de destansı bir direnişin temsilcileri olarak devrimci mücadele tarihimizdeki onurlu yerlerini almışlardır..."
    (aşktan da öte seksten de beri, 26.09.2009 15:52)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil