gereği olmayan bir karşılaştırmadır fikrimce.
şimdiler de herkes çarşı'lı,herkes ultraslan!
inönü'nün yolunu bilmeyen de ,sami yen'in önünden geçmemiş olan da hangi renge sempati duyuyorsa o bağlamda derhal çarşılıyım ya da ultraslan'ım diyor.
asri zamanlarişte!
adına endüstriyel futbol denilen virüsün tuzağına istem dışıda olsa ilk düşen çarşı olmuştur maalesef!çünkü,evet derli toplu organize olarak tribün savaşları vardı belki vakt-i zamanında ama belli bir isim altında ve aynı anda bazan 200-250 yürek savaşa giren bir onlar vardı.ve çünkü ilk birlikte ağlayan da barbaros'ta bir martının gözyaşlarına onlardı!
bu gözler görmüştür eski bir tarihte dağılıp bozguna uğradıkları bir mevzuda yerde kalan tek bir kardeşleri için geri dönüp ölümüne mevzuya yeniden girip hem kardeşlerini alıp hem de bozgun olmuş bir mevzuyu nasıl zafere çevirdiklerini.'birimiz hepimiz hepimiz birimiz içindir' i bir roman söylemi olmaktan çıkarıp hayatın içerisine nasıl soktuklarını..aynı yüreğin çocuklarıydı onlar aynı muhitten öte...hürriyet vardı,serkan eker vardı,deyyo yılmaz vardı,cango veysel,sarı,alen,optik..daha bir sürü tribün emekçisi saygıyla anılası....sivriydiler,diktiler!
işte sonra asri zamanlar çıkageldi televolesi,hede hödösüyle.daha çok reyting,forma satışı,kombine sik sok derken çarşı marka oldu,virüse yakalandı hiç de istemeden,farkında olmadan.tüm emekçiler artık bir şekilde sahneyi terk ediyorlardı ama sezmişlerdi bir şeylerin çivisinden çıktığını.kimi bu dünyadan göçtü,kimi elini ayağını çekti alemden.direnen bir kaçı gibi görünse de asıl direnen ,son kale
optik başkan dı.o da göçmeye karar verince bu dünyadan sanki iyice ıssızlaştı çarşı! herkes çarşılıydı evet kartala öykünen artık.alen mi kaldı ve bir kaç isim daha geriye? ne kadar kaldılar?onlar da yüreklerine verilmiş bir sözü bir sevdayı terk etmemek adına oradalar yüksek sesle söylemeye içleri el vermese de!çünkü artık herkes çarşı'lı...
sonra
peygamber hüseyingöçünce bu dünyadan g.saray tribünlerinin başına
sebo reis geçti.olması gereken,hakkını veren en çok oydu zaten.yukarıda sayılan isimlerin hepsiyle dövüşmüşlüğü,yarenlik etmişliği,ağlamışlığı,coşmuşluğu vardı.aynı alpaslan abi gibi,yılmaz başkan gibi.. belki
alpaslan dikmen olmasa o adına endüstriyel futbol denilen virüse çaresiz yakalanacaklardı sami yen'in kapalısındakiler de.yine de yakalanıldı çünkü tüm dünya futbol mecralarına lanet bir virüs yağarken endüstriyel futbol diye, korunaklı çok da fazla bir yer yoktu.ama alpaslan dikmen
ultraslan adında bir şemsiyenin altında daha az virüs yeriz dedi.doğru da dedi.az ıslandılar.
şimdi ultraslan 8.yılına girerken övünmek,sevinmek biz g.saray tribün emekçilerinin hakkıdır elbette sonuna dek.ama dünya döndükçe
çarşı ya saygı duymak bu ülkede tribün kovalamış ve kovalayacak olan ( başta biz ultraslan tayfası olmak üzere) her tribün emekçisi için elzemdir,vefadır.
laf-ı güzaf değildir bunlar.
işte bu sebepten gereği olmayan bir karşılaştırmadır,karşılaştırma teşebbüsü de haybeyedir.
geriye kalan da işte asıl laf-ı güzaftır...