teaser'ını görmemin akabinde heyecanımı arttıran ve sabırsızlıkla beklenen çağan ırmak filmidir. ne zaman tamamlanacağı ve vizyona gireceğide merak konusudur.
çağan ırmak'ın yönettiği şükrü avşar'ın yapımcısı olduğu yeni film.
belirsiz zaman ve mekânda geçen fantastik filmde çetin tekindor, hümeyra, şerif sezer ve yetkin dikinciler oynuyor.
çağan ırmak imzalı yakında çıkacak olan fragmanı olay olan film.çekim kalitesi yabancı filmler gibi olması da süper artısıdır.tahminen babam ve oğlum filminden daha fazla izleyici çekecektir sinemalara.
fragmanı mükemmel olan ve beni şimdiden heyecanlandıran çağan ırmak filmi..oyuncular zaten klasik çağan ırmak kadrosu ve zaten mükemmel..çekimlerin de aynı kalitede olduğundan hiç şüphem yok..bikaç ay sonra vizyona girecek deniyor.geriye kalan tek şey beklemek..
antik tiyatroda yer birliğini bozmamak için, sahne dışında geçen ve baş olgunun akış yönünden önemli (savaş sonucu, ölüm v.b.) olayları oyunun sonuna yakın bir yerde gelip anlatan kişi.
babam ve oğlum filminden başarılı sonuç alan çağan ırmak , film müziklerini yine evanthia reboutsikaile yapıyor. oyuncu kadrosu ve müzikleri ile yine boş bir film olmayacağı kesin.
aylardır -hatta neredeyse yıl oldu- beklenen, izlemek için dvdsini beklemek zorunda olsam da vizyona giriyor haberini alarak en sonunda "oh be" dedirten filmdir.
fragman gerçekten etkileyici, kabuslar evi serisinin kimi bölümlerinde bıraktığı vurucu etkiyi bırakıyor en azından.
yine fragmandan anladığım kadarıyla "ömer" rolünü oynayan kaya akkaya, bir sahnede joseph fiennes'a oldukça benzemiş. ya da ben bu aralar joseph fiennes'a çok fena taktım, bilemiyorum.
değişik bir konuya sahip olan çağan ırmak filmidir.konusu;
heybetli, dağ gibi bir adam zekeriya bir civanın hikâyesini anlatmaktadır etrafındaki çocuklara. bu hikaye, başına ne hal geldiyse, aklı başından alınmış, ağzı dili lal olmuş, baktığını başka gören, duyduğunu başka duyan ulak ibrahim’in hikayesidir.
zekeriya köy köy dolaşıp ulak ibrahim’in hikâyesini anlatan bir gezgindir. anlatmalıdır ki başka çocuklar da bilsin bellesin ulak ibrahim’in hikâyesini. masalla gerçeğin buluştuğu noktada cesaretin dilidir ulak ibrahim. ulak ibrahim anlatılmalıdır ki yaşasın… yaşasın ki zekeriya’nın yüreğindeki acı soğusun. zekeriya sadece çocuklara anlatır bu hikâyeyi, saflığı bozulmasın diye, kendi de bir zamanlar masallara inanan bir çocuktu diye.
zekeriya, yeni geldiği, dünyanın tüm günahlarını kendine yük etmiş bu köyde hikâyeyi anlatmasıyla birlikte engellenemez bir devrime neden olur. sessizlik dile gelir, karanlık aydınlığa bürünür, özü sözü birlik, ulak ibrahim diye gözükür ve ulak ibrahim’in onları gelip bir gün kurtaracağına inanlar beklemeye başlar.
babam ve oğlum dan sonra gene ağlayacağız galiba...
öncelikle güzel bir film izlemeye değer. film masalsı bir havada geçiyor hani çocukluğunda herkesin çok sevdiği yüreğini ısıtan masallar vardır ya bu olgunluğunuzun masalı olabilir.
başka bir nokta da şu; oyunculuklar en az babam ve oğlum daki kadar güzel.
işlenmemiş değişik bir senaryoyu içinde barındırdığını düşündüğüm,belki yuh oha o kadar da değil denecektir ama türkiye dışında olsa oscar alabileceği ihtimalini içimde hafif hafif uyandıran bir film.
diğer çağan ırmak filmlerine bakarak bir tespit yapmak, genelleme peşinde koşmak istemiyorum, lakin ulak ile çağan ırmak güzel bir iş çıkarmış ve en azından bence hikaye temalı olayları olabildiğince iyi göstererek seyirciyi kitleyebilecek filmleri başarılı bir şekilde yaptığını da kanıtlamış oldu. izlediğim üçüncü çağan ırmak filminde de hikayenin sonunu kestiremedim, filmin gidişatından kendimi bir sonraki karenin nasıl olacağını düşünmeye zorlayamadım. filmin sonunda hayretler içinde kalmayacağımızı ve filmin hikayeden ibaret olduğunu biliyordum, nitekim çağan ırmak'ın da aslında istediği buydu. katili sona saklayayım, hikayeyi ters düz edeyim, yarıda kesip bitireyim kafalarda soru işareti bırakayım gibi şeylerden öte hikayeyi direk vereyim ama öyle güzel yansıtayım ki tüm olaya o an yoğunlaşılsın, o an bitince de film bitsin tadında olmasıydı. diğer filmler gibi bunda da böyle oldu.
filmden beklentim ne mordor yollarında gezen atlı bir ulak, ne de bir imparatorluğun kurtuluşunu borçlu olduğumuz bir ulaktı. ha, bunları düşünmedim değil fakat çağan ırmak'ın mesaj verme kaygısı içerisinde olmayacağını az çok kestirdim. filmi izlerken çoğu yerde göndermeler ile karşılaşmadık mı? karşılaştık. bunda bir anlam aradık mı? kısmen aradık. aradığımız şey çıktı mı? hayır. yani demek ki çağan ırmak kafamıza bir ideoloji yerleştirmeye, geçmişten kalan bir efsaneyi yeniden canlandırıp dikkati oraya çekmeyi istemedi. bize bir hikaye sundu, bu hikaye içerisinde tamam belki tarihten kesitler kullandı, kimi karakterlere bunlardan yola çıkarak benzer isimler verdi fakat sonuç itibariyle biz bir hikayeye konuk olduk ve onu seyrettik.
ulak ağır bir film olmasının yanı sıra usta bir çok oyuncu, ilginç konusu ve farklı tarzı ile kendini seyrettiriyor diyorum son olarak. çağan ırmak'ı da bu film için maddi olarak aldığı destek bir yana bu tarz ilginç hikayeler ile düz bir çizgi halinde giden türk sinemasında renkli noktalar oluşturduğu için tebrik ediyor, kendisini bir sonraki filminde gene bir hikayeyi bize o has tarzıyla anlatırken görmeyi temmenni ediyorum.
iki düş, bir hakikat ve bir de rivayetten oluşan masal.
çağan ırmak, masallarla ilişkisini babam ve oğlum'da göstermişti az çok. çocuğun gözünden hayali kahramanlar görmüştük filmin içinde. filmin ağırlığına uyuşmadığını düşünsem de, biraz eğreti dursa da içinde, yine de güzel denemeydi. hele sonrasında pan's labyrinth'i izledikten sonra bu tarz filmlerin etkileyiciliğini görmüş oldum. tabi çağan ırmak'ın çalışması gerekli bunun için.
filme dönecek olursak, ulak ibrahim'in hikayesini anlatan bir seyyah'ı anlatıyor film. bir anlamda seyyah aynı zamanda filmin yönetmeni oluyor yani. o da ulak ibrahim'in hikayesini anlatan'ın hikayesini anlatan bir seyyah neticede. bu yüzden belki de, yazar'ın hikayesini yazmanın büyüsüne defalarca kapılan ben, filme bu büyünün etkisinde girdim.
seyyah'ı oynayan çetin tekindor'un efsanevi bir oyunculuk çıkarttığını düşünüyorum. bir taraftan eskiden hekim oluşuna dair bir asalet, diğer taraftan seyyah'lığın getirdiği bir olgunluk. ayrıca çocuklarla haşır neşir olmanın getirdiği babacanlık. tek kelimeyle muhteşem bir oyunculuktu. onun dışındaki oyunculuklar da fena sayılmaz ama öyle ahım şahım oyunculuk gerektiren roller var diyemem. bir tek yetkin dikinciler belki. asabi bir tipi cidden iyi çıkarmış.
hikayecinin anlattığı masalın önemli bir yanı var. başlarken diyor ya; bu hikayeyi anlatan gibi dinleyene de iş düşüyor. kafanızda kurmanız gerekir bu masalı. yoksa filmin de içine giremiyor insan. çağan ırmak'ın resmettiği ve o çocukların köyünün dışında da okumak gerekli masalı. bu yanıyla bir anda geçmiş zamanlardaki bilgelerin, evliyaların hatta peygamberlerin hikayelerine çok benziyor. masalcı anlatırken, oturup kendi dünyamızın kötülerine ve iyilerine ve dahi arada kalmışlarına uyarlamak gerekiyor bu yüzden. yoksa tek katmanda ilerleyen bir film kalıyor geriye.
ancak köyün yerini kafamda oturtamadım adam akıllı. işaretler, bir süryani köyü diyor. ancak anlatılanlar yer yer islami dokulara kayıyor. bu konuda iyice bilgisi olan birisi aydınlatmalı belki de. çekimler, dekorlar, kostümler de gerçekten başarılı. çağan ırmak para kazandıkça bu işten, daha iyiye gidecektir kanımca.
henüz daha yeni girdiği için vizyona, hikayesine dair çokça bir şey yazmak istemiyorum. mutlaka sinemada izlenmeli. bir de eğer sizi anlayacak bir arkadaşınız yoksa, illa ki yalnız gidilmeli. aksi takdirde, filmden çıkınca dilediğince konuşamıyorsunuz.
yaradanın adıyla başlayan ulak etkileyici bir senaryoya ve oyuncu kadrosuna sahip bir film. özellikle çetin tekindor sanki altın yıllarını yaşayan bir sanatçı gibi.
filmde zekeriya* tam olarak böyle değilse de bu kelimelerle "hiç bir suç gizli kalmaz,gün olur deve dikeni bile dile gelir,şahitlik eder." diyor ve bence çok anlamlı ve filmin merkezini oluşturan bir cümle.
önyargıyla gittim,büyülenerek geri döndüm.eşkıya'dan sonra en güzel türk filmidir gözümde.evet beğendim,çok beğendim çünkü filmin sonunda anladım ki ben izleyici değil dinleyiciymişim...
ikinci bir babam ve oğlum bekleyenlerin kesinlikle gitmemesi gereken bir film.işte tam da bu yüzden çok beğendiğim ve etkilendiğim bir film.kendi izleyicisini kendi yaratacak,tıpkı mustafa hakkında herşey gibi sonradan çok beğenilip dile gelecek bir film bence.babam ve oğlum gibi 3.5 milyon kişiyi sinemaya toplayamayacak (maalesef) bu da zaten bu filmin ne kadar cesur bir film olduğunu da gösteriyor.çağan ırmak ikinci bir gözyaşı bombası,bir aile dramı patlatsa millet tekrar sinemaya akın edecekti bu garanti.ama çağan ırmak çoğu yönetmenin yaptığı gibi kendini tekrar etmedi ve hazır imkanı varken ve popülerken hayalindeki tüm projeleri çekmeye devam ediyor.tıpkı kabuslar evi serisi gibi.sırf bu nedenlerle dahi çağan ırmak bence ayakta alkışlanacak bir yönetmendir.ayrıca bu şansı ve güveni ona veren avşar film de.
filme gelince dediğim gibi ben çok beğendim.klişeler var mı?evet tabii ki var.çünkü çağan ırmak zaten filmlerinde bazı klişeleri seven ve canlı tutan bir yönetmen.ama oyunculuklar,senaryo,diyaloglar,set,müzik,ışık,kurgu bence çok başarılı.bu tip bir hikayeyi görsel efekt değil sadece insan teması üstüne oturtarak bu derece başarılı bir şekilde izleyiciye aktarmak büyük bir başarıdır.çocuk oyuncuları gayet başarılıydı.hiç duygu sömürüsüne kaçmadan,gereken sahneleri gerektiği biçimde vurgulayan bir film.ben tavsiye ederim.ama dediğim gibi babam ve oğlum beklentisiyle gidenler yanılırlar.