geçen sayılardan birinde köşesi yiğit özgür'ün köşesiyle yan yana geldi. artık baruter'in "lan kendine gel olm bi bak aynısını çiziyosun" tadında bir uyarısı mıydı, uyarısıysa uğur ağabey yeterince uyarıldı mı bilemiyoruz.
çizgi şekli yiğit'e benzeyip beni her gördüğümde "aha yiğit 1 köşe daha çizmiş oley" diye sevindirip sonra 1-2 karikatüre hiç gülmeyip köşeyi çizene baktığımda gördüğüm isim.
son derece özgün bir tarz sahibi, çok başarılı. bazı yerlerde yiğit özgür'e benzetildiğini okuyunca şaşırdım sadece, ne çizgisi ne de mizahı yiğit özgür'e benziyor zira. yiğit özgür'e göre çok daha doğal diyaloglar yazıyor, tutuk, utangaç tipler üzerine gidiyor, doğal komik anları yakalıyor. bir şeye benzetilecekse south park mizahına yakın derim ben. biraz da umut sarıkaya belki.
(baba ve oğul tavan arasına açılan kapaktan kafalarını uzatmışlardır)
-film makinası ve eski beyzbol eldiveni şu kutunun içinde mi baba?
+abinin açıköğretim kitapları var onda,çık bak istersen dolaş.
-yok zaten turşu bidonlarını görünce anlamıştım skimden tavan arası olduğunu...ama yine de duralım biraz...
hem tipleri, hem de espirileri oldukça özgün olan penguen karikatüristidir.. uzun süreli kendisini takip eden birinin bu özgünlüğü fark edeceğine eminim.. hem çizimlerdeki tombişlik ve şirinlik, hem de karakterlerdeki duygusallık uğur gürsoy'a özel bir durum.. genelde espirilerini de bu duygu saçmalamasıyla yapıyor..
kanımca son zamanların en iyi çizerlerinden. espri anlayışı ve diyaloglarını oldukça özgün buluyorum. dergide daha fazla yer bulabilse daha iyi olacak gibi.
bu hafta kendisini aşmış çizer.4 tane karikatürün hepsi mi birbirinden güzel olur. devam et devam diyoruz bağıra çağıra, yuvarlak kafalı karakterlerine kurban olak, kıçınla şöyle itele defolsun gülümser abigibiabla...
köşesini ilk çizmeye başladığı zamankinin aksine özgün bir tarza kaymayı başarabildi ve kanımca penguen'in en kaliteli köşelerinden biri haline geldi. çizdiği durum komedilerinin hastasıyım. burayı muhtemelen okuyordur, selamlar.
hakkında, yiğit özgür'ün ev arkadaşıymış bir zamanlar, ondan yaklaşıyormuş çizgileri birbirine. bir etkileşim olmuştur mutlaka.. şeklinde duyumlar aldığımız çizerdir. ayrıca bir etkileşim varsa da hiç şikayetçi olunası bir durum değildir zira kötü bir taklitten öte aynı tarzın başarılı bir temsilcisi olmuştur kendisi.
burayı muhtemelen okuyorsa bir zahmet aydınlatsın bari bizi de.
diğer karikatüristlerden çok daha farklı bir havası var bu adamın. yiğit özgür'ü okurken yarılan veya umut sarıkaya'nın küçük hesaplar peşinde koşan tiplerini okurken sırıtan bünye, bu adama gelince kocaman bir gülümsemeyle okumaya devam eder. "bu da çizilir mi kardeşim, konu bile değil bu." denilebilecek ve herkesin bir diğerinden sakladığı hassas noktalarını inanılmaz naif bir anlatımla çiziyor uğur gürsoy. onun karakterleri uç noktalarda gezinmez, yolda yürürken sağımızdan solumuzdan geçer bunlar.
arka plan: kızılderili çadırları, gece vakti
a: arkadaşlar demin ateşin başında düşünürken aklıma geldi, ne kadar güzel bi kabileyiz biz
b:gerçekten yaa hiç ayrılmayalım hep böyle kalalım
c1:kalkın sarılacaz hadi
c2:(fısıldayarak) ay koca adam yakışıyo mu. töbe töbe
c1:(fısıldayarak) ne var ya alla alla
çocuğun ailesiyle halı almaya gidip, halıların üstünde oyuncak arabasını deneyip, bir tanesinde karar kılıp "bu güzelmiş bunu alalım, bakın şimdi nasıl göt kaydırıyorum" dediği karikatürüyle yarmış çizer...kendisi süper detaylar yakalıyor, tarzını umut sarıkayaya çok benzetiyorum...ilgiyle takip ediyoruz..
aradaki fark, yiğit özgürün karikatürlerini fıkra olarak buraya yazabiliyoruz ama uğur gürsoy'un karikatürlerini yazamıyoruz... ve işte gerçek mizah'ın bu olduğunu düşündürür an itibari ile
yuvarlak* kafalı ve küçük uzuvlu insan suratlarında, diyaloglarında yansıttığı doğallıktan ve içimizden birinden çok daha fazlasını aktarır okura.
sadece bu özelliği bile onu (en azından şimdiye kadar yaptığı işler göz önüne alınarak) başarılı ve yetenekli bir çizer yapar.