çocukluk günlerimde uçurmaya çalıştığım ve beni de alsa gitse dünyayı gökyüzünden izlesem diye bana hayaller kurdurtan çocukluğumun vazgeçilmez oyuncağı.
hep çocukların sahip olması gereken bir şey gibi gösterilmesine rağmen pek az çocugun onun ipini ellerinde tutabildiği özgürlükle tutsaklığın garip bir sentezini anımsatan şey.
uçurmayı çok istediğim fakat bir türlü havalandıramadığım,içimde hep bir ukte olarak kalacak olan en güzel çocukluk anım,beceriksiz olduğumu kanıtlamıştır.ama hep o elektrik telleri yüzünden.neler çektim neler.ama nolursa olsun güzeldi.ah ah...
tut ki koyverdin kendini rüzgara
allı dallı bir uçurtmasın sen
ipin ucu bir çocuğun elinde
artık havalardasın
öbür uçurtmalarla bulutlar içinde
takla-takla, cilet-cilet...
derken çocuk koyveriyor ipi elinden
serbestsin göklerde
takılmak üzre bir telgraf teline
bir mevsim orda kışlayacaksın...
kuyruğu gitmiş, kağıtlar parçalanmış
çıtalar kalmış tek senden geride
gelen geçen bakıp yine çocuk düşüyle sana
iç çekseler de çekmeseler de
morgda morlaşmaktan daha iyidir
bunun ayrı bir aydınlığı
rüzgarı var
titreşimi, muştusu, ümidi...
çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki...
uçurtmayı seviyorlar sözgelişi,
bir havalandı mı uçurtmaları
daha da güzelleşiyorlar.
maviliklerde gözleri
özgürlüğü yaşıyorlar
uçurtmalarla birlikte.
koparıp da iplerini hele
bir kurtuldular mı ellerinden,
öylesine seviniyorlar ki,
gidiş o gidiş, bile bile...
kızalım mı umursamayışlarına?
kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
onlar da birer uçurtma değil mi?
bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
alıp başlarını gitmediler mi?
gözümüzden bile esirgedik
hangi birinin ipi kaldı elimizde?
çocukluk dönemlerimizin en renkli,en eğlenceli oyuncağı.bugün cep telefonu ve msn'i olmayan biri gibi o zamanlar da uçurtması olmayan biri hor görülür, "aa! bir uçurtman bile yok senin!" denirdi. ilk başlarda kasnak diye tabir edilen yuvarlak gövdeli uçurtmalar vardı, yada çaprazlama iki tahta çakılır uçurtma oluşturulurdu. daha sonraları bir kaç zeki kişilik, bu kasnaksı muhabbete son vermek üzere, kartal,şahin gibi motiflerle bezedikleri uçurtma türlerini çıkardılar. köyümüzde ilk kartal motifli uçurtmayı muhtarımızın oğlu almıştı. bütün gün onu izliyorduk,o sanki çok farklı uçuyordu..bir ağacım dalına bağlayıp bütün gün uzanarak onu seyrettiğimizi hatırlarım hala..
şu sıralar uçurtmak için bi arkadaş aradığım,ama çocuk musun sen tepkileriyle karşılaşmama sebebiyet vermiş oyuncak...
anlayamadığım neden çocuk oyuncağı olarak görüldüğüdür,halbuki uçurtmanın mantığını çocuklar kavrayamazmış gibi geliyor bana..