insan, rüyasındayken, rüyada olduğunun farkına varırsa işte o zaman dünyanın en mükemmel uçuşları yapılabilir. zira başıma sayamayacağım defa geldiği için, rüyada bilinçli bir şekilde uçmanın verdiği zevk eşşizdir diyebilirim.
tavsiye ederim.
motorlu ya da motorsuz bir hava taşıtıyla seyahate verilen isim. özellikle özgürlük duygusu çok yoğundur. bunun ticari olanlarında hostes adındaki görevliler eylemi iyice konforlu hale getirirler.
insanoğlu uçmak için yaratılmamışsa bile, bir gün başarsın ve müthiş keyif alsın diye var olduğunu düşündüğüm eylem.
yerden yükseldikçe, insanlar, yaşadığım yer ve onlarla ilintili sorunlar, mutsuzluklar, çirkinlikler, hayal kırıklıkları, çekişmeler uzaklaşıyor benden.* aldığım haz o denli yüksek ki, yine onlarla ilgili iyi duyguları, yaşamı, sevinçleri, kazanmaları, aşkları, güzellikleri unutuyorum. hatta kendim bile aklıma gelmiyor.* tam kendimi herşeyin üzerinde görmeye başlayacakken, benim de üstümde derinleşen gökyüzünün, ufkun, uzakların, çokluğun ve sonsuzluğun farkına varıyor ve bu küstahlıktan vazgeçiyorum.
''rüyalardaki uçuşun eşi benzeri yoktur.istediğin hızda uçarsın,istediğin irtifaya çıkarsın.g basıncı gibi bir etmen yoktur.tüm manevraları yapabilirsin.yemeğimi suyumu versinler ben bir ömür boyu rüyamda uçabilirim. ''
cümlelerini bana kurduran,anlatılmaz yaşanır deyimine örnek olan eylem.
hep hayalini kurduğum ve bunun için denizli'ye giderek yamaç paraşütü yaparak denediğim ve 15 metreden yere çakılarak ayağımı kırdığım, jandarma telsizinden haberi duyan yerel basının benden önce hastaneye üşüştüğü ve yazın sıcağında 40 gün alçılarla yatmama sebep olan eylem. pamukkale'yi 15 metrede olsa uçarak görmek güzeldi.
bu yeteneğe sahip olmalarına en çok karşı çıktığım ırk böcekler. abi hayvan uçabiliyor, istediği yere gidebilir. yemek derdi yok, her boku yiyor zaten. tuvalet derdi yok, istediği yere yapar. gel gelelim bu geri zekalı hayvanlar, artık ne sikim varsa yanan lambanın etrafında 3568791 tur atmaktan acayip zevk alıyor olmalılar ki bütün gece oradalar. git işte lan, 10 metre ötedeki eve bile gitsen içim gam yemeyecek. orda dönüp dönüp duruyorsun, ertesi gün cesedini topluyoruz ordan. döne döne ölmüş salak. hayır, o dönerken bana yaşattığı korku ayrı, kendine yaşattığı azap ayrı... neden ama? neden? uç git işte. insanlar bunu elde edebilmek için ne teknolojiler geliştirdiler. sense 100 walt'luk bi lambanın etrafında harcıyorsun bu yeteneği. yazık. yemin olsun, yazık.
''denir ki uçmak bir sanatmış ya da daha çok bir marifet.
aslında bütün marifet kendini yere doğru fırlatıp yeri ıskalamakta yatıyor.
bunun için güzel bir gün seçin ve deneyin.
birinci bölüm kolaydır.
gereken tek şey kendinizi olağanca ağırlığınızla öne doğru fırlatabilmeniz ve canınızın yanmasına aldırmamaya istekli olmanızdır.
çünkü yeri ıskalamayı başaramadığınız zaman canınız yanacaktır.
...
açıkça bellidir ki, zorlukları doğuran da işte bu ikinci kısım, yani ıskalama kısmıdır.
birinci sorun, yeri kazayla ıskalamanız gerektiğidir. bile bile ıskalamaya çalışmakta hiç fayda yoktur, çünkü bunu yapamazsınız. dikkatinizi, yarı yoldayken, aniden bir başka şeye çevirmeniz gerekir, böylece düşmeyi, düşeceğiniz yeri ya da ıskalamayı başaramadığınızda canınızın ne kadar yanacağını asla düşünmezsiniz.''