• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • görseller

    • uçaktan korkmak
    • uçaktan korkmak
    • uçaktan korkmak
  1. izlenen onca filmden arta kalan onca uçak kazası sahnesinden sonra doğal gelen yaklaşım.eğer bu kişi bi de uçak mühendisi ise durum trajikomik bir hale dönüşür.
  2. uçak kazasında ölme ihtimalinin trafik kazasında ölme ihtimalinden çok çok küçük olduğu ülkemizde arabaya binme korkusundan daha saçma olan fobi. bir sonraki adımı yolda yürüme korkusudur ki new yorkta yolda yürüyen adamın başına kola makinesi düştüğü için gayet normal bir korkudur.
    (kola makinası vinçle bir gökdelene yerleştirilirken olmuş, kader işte)
    (bkz: aman diyeyim)
  3. uçak kazalarının milyonda bir olduğunu belirten kişilerce saçma bulunan ancak gayet mantıklı olan eylemdir. zira, tonlarca ağırlıktaki demir yığınının bir kaç motor yardımıyla havada kaldığı gerçeğini kafası almayan bünyelerin *, ayağının yere basmadığı düşüncesinden yola çıkarak sahip olduğu korkudur. metrelerce yükseklikten yere çakılma ve kurtulma şansının neredeyse sıfır olması fikri daha uçağa binmeden ayakların geri geri gitmesine neden olur. motora kuş kaçar düşer, motor bozulur düşer, türbülansa girer düşer, iniş takımları açılmaz düşer, pistte duramaz yola girer vs.

    her ne kadar korkun olsa da binmek zorundasın bazı durumlarda. kaçış yok, zaman kaybetmemen gerekiyor, 5 saat alan otobüs yolculuğu yerine uçakla 45 dakikada ulaşabiliyorsun gideceğin istikamete. binmeden önce korkunu bastırmaya çalışıyorsun; ne olacak canım, her gün yüzlerce uçak yolculuğu yapılıyor diye kendini avutuyorsun. biniş zamanı geldiğinde, yavaş yavaş bekleme salonundan kapıya yöneliyorsun. bir kaç güvenlik kontrolünü geçip uçağa yöneliyorsun. otobüse binidiriyorlar ya da körüklerden geçerek ulaşıyorsun demir yığınına. oturacağın sırayı bulup yerleşiyorsun koltuğa, kemerini bağlıyor kalkış zamanını bekliyorsun. işte her şey burda başlıyor.

    kalkış zamanı gelip de pilot amca piste doğru gitmeye başladığında bildiğin ne kadar dua varsa okuyorsun. bu arada uçağa binmeden önce annenin söylediği söz aklına geliyor: "korkunun ecele faydası yok, öleceksek ölürüz napalım". e be kadın, söylenir mi bu! birden uçak hızlanmaya başlıyor. büyük bir uğultuyla dakikalar içinde havalanıyor, sende umutsuz gözlerle camdan aşağı bakıyorsun. aklından bu son görüşüm mü acaba diye de düşünceler geçiyor o anda. biraz zaman geçtikten sonra bakıyorsun ki herşey normal. insanlar gazete, kitap okuyor, hostesler servise başlıyor. arada uçak hafif hafif titreyince dönüp babana soruyorsun ne oluyor diye. o da bunun gayet normal bir olay olduğunu, hava akımından dolayı böyle sallantıların olabileceğini söyleyip seni rahatlatmaya çalışıyor.

    bir süre sonra pilot anons yapıyor: "sayın yolcularımız, bir kaç dakika içinde inişe geçiyoruz, lütfen yerlerinize oturup kemerlerinizi bağlayın". oh diyorsun, çok şükür bitti bu işkence. bu arada sarsıntılar artmış durumda, türbülansa girmiş uçak. herhalde normaldir deyip sakin olmaya çalışıyorsun. uçak inişe geçerken burnunu öğe eğiyor ve dönmek için sağa yatıyor. tam o sırada ışıklar sönüyor, tekrar yanıyor, tekrar sönüyor, sarsıntı artıyor, insanların hafif bağırışları duyuluyor. aynı filmlerdeki gibi.. noluyor demeye başlıyorsun, annenin yüzüne bakıyorsun o da bembeyaz olmuş. elini sıkmaya başlıyorsun, sakin ol diyor baban, bir şey yok geçecek birazdan. geçmiyor ama, uçak aşağı doğru eğildikçe ve sağa doğru yattıkça sarsıntı da artıyor. hostesler ortadan kayboluyor, insanlar paniğe kapılıyor, onlar panik yaptıkça sen daha çok korkuyorsun. olamaz diyorsun, en büyük korkum gerçekleşti, düşüyoruz.

    sonra hiçbir şey olmamış gibi uçak piste iniyor ve duruyor. insanlar çılgınca alkışlamaya * başlıyor. şaşkın şaşkın bakıyorsun, adettenmiş. uçaktan iniyorsun ve yemin ediyorsun kendi kendine: "bir daha uçağa binersem top olayım!"
  4. yapılan bir araştırmaya göre attan ya da eşşekten * düşüp ölen insan sayısı uçak kazalarında ölen insan sayısından daha fazlaymış.
  5. wright kardeşler denen aklıevveller yüzünden yaşamak zorunda kaldığımı düşündükçe bu 2 kardeşe (heralde 2 dir yani) iyice kıl olduğum korku. her binişimden sonra "bi daha binmiycem" desem de hayatta bazı şeyler kaçınılmaz olabiliyor. tabi kaçınılmaz olandan zevk alınabileceği yönünde rivayetler olsa da biletimi rezerve ettiğim andan itibaren bende akıl-mantık-sağduyu yokolduğu için aklıma ne o geliyor ne de başka bir avuntu. tek düşüncem henüz başlamamış olan bu işkencenin bitmesi oluyor. olay öncesinde uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum, olay günü iyice elim ayağım birbirine dolaşıyor, hiçbişeye konsantre olamıyorum. sonra havaalanına doğru yola çıkıyorum. dalgınlıkla alıklık arasında bi yerlerde geçirdiğim acı dolu bekleme dakikalarından sonra daha da acı olan uçak dakikalarım başlıyor. uçağın çıkardığı o hayvani gürültüyle birlikte kalbim deli gibi çarpmaya başlıyor. kalkış bitip de uçak otomatik pilota geçerken japon çizgi film kahramanları misali gözümden yaşlar fışkırıyor. uçuş sırasında insanların umarsızca camdan bakmaları, bişeyler okumaları, ikramlar....hepsi sinirimi iyice tepeme çıkarıyor. bense önce hiçbişey yap(a)madan kaskatı kesiliyorum sonra da habire kalkıp dolaşıyorum. ta ki uçağın tekerlekleri yere değene kadar....
  6. düşmesi durumunda, yaşama şansının düşük olması bakımından yaşanan haklı korkudur.
  7. küçüklüğümden beri uçaklarla yolculuk yapmama rağmen (itici oldu farkındayım), son 1 senede hat safhada yaşadığım korkudur. eskiden o kadar sevmeme rağmen artık 1 hafta öncesinden stresi sarıyor beni, sinirlerimi bozuyor.

    (bkz: allah bana akıl fikir versin)
  8. hiç binmediğim halde deliler gibi korktuğumdan ötürü gayet normal karşıladığım saçmalık. düşündüm de allah asıl bana akıl fikir biraz da sabır versin. mümkünse hemen.