londra'dan sydney'e uçarken geçen 20 saatlik süre içerisinde pek de haksız olmayan adamdır.
bu sorununu anca bol bol uçarak çözebilir. başka türlü çekilir şey değil zira. amerika-istanbul. çin-paris. yapsın bunları. alışıyor insan zamanla.
ah bi de
jet lock var ki tam bi baş belası. insanı canından bezdiriyor.
not: jet lag o. bilmeyen varsa öğrensin. uçsun az. olmaz böyle. ekonomiye can vermek gerek.
cam kenarında oturmuyorsa gayet haklı olan insandır
emirates ile değil de
pegasus ile uçuyorsa haklı olabilecek insandır.
bolca -hatta ekseriyetle- bulunan model. (ne demekse)
o "bile" orda olmamış, zira hobisi bulutlara bakmak olan bir insan bile sıkılır uçakta. buluta bak bak nereye kadar? (ki çoğu zaman bulut bile görülmeyebilir, sadece mavi (veya siyah, geceyse) gökyüzü.
hostes kesmekten bile bay gelmiştir ona. o derece. canım benim. bi daha uçmasın o.
uçak yolculuğu ekseriyetle sıkıcıdır. bu nedenle haklı bir insan modelidir. çünkü, iniş ve kalkışlar hariç, genellikle atraksiyon olmaz, gündüzse bulutların çok sütünde, bulutları bile göremeyecek şekilde renksiz bir mavi, geceyse karanlık görürsünüz. ve sürekli o ürkütücü uçak uğultusuyla sıkıntı iç içe girer...
(allegra, 26.10.2009 23:30 ~ 23:30)
eşinden çocuğundan şehrinden dostlarından uzun süre ayrı kalmak üzere uçağa oturmuş ve canı sıkılmayan bir insan "model"ine şüpheyle yaklaşırım.
o durumda birinci sınıfta dev ekrandan shrek izletip ıstakozla şampanya getirseler kesmez ak...
abd-türkiye hattında uçan insandır. hele bir de herkes uyusun da gürültü patırtı yapmasın, yemek falan istemesin diye perdeleri kapatıp zorla uyutuyorlar ya resmen kreş muamelesi.
biner binmez "offf bitsin artık yol" diye sızlanan insan modelidir. host ve hostesleri tanıyan, hatta 3 gün kaldığı otelde tesadüfen karşılaşınca "aaa naber yahu" diyen, haftada birkaç defa uçan tiptir.
sıkılır.
yanındaki de sıkılıyorsa birlikte oflayabilirler.
(bkz:
ben değil bir arkadaşım)
(bkz:
yersen)
(maia, 26.10.2009 23:34 ~ 23:36)
sorumluluk yüklemiştir. bir şeye sorumluluk yükledin mi fena.
beklentilerini düşük tutucaksın. yoksa yok bi numarası. normal oturuyosun. arada şansına
türbülans falan denk gelirse ne ala.
heyecan falan.
çok uçmaktan dolayı artık başka tatlar, başka zevkler arayan insan modelidir. ha bir de thy'nin üçlü koltuklarında ortada oturuyorsa, kitabını kabin bagajlarına koyduğu çantada unutmuşsa, müzik dinleyecek aygıtı yoksa veya şarj etmeyi unuttuğu için yolculuğun ilk 20. dakikasında şarjı bittiyse, çığlık atarak kapıya doğru koşmadığına şükretmek lazım.
allah'ım o nasıl bir 1.5 saatti öyle! ondan önceki yaklaşık 40 dakikalık rötarı saymıyorum bile. hayır kuru yer de bırakmamıştım niye öyle oldu o gün bilmiyorum hala... vardır bi hayır.
kokpitte uçmanın sırrını öğrenememiş insandır. kaptan pilot arkadaşı olmadığından portakal suyuna mecbur bırakılan insandır. halbuki git kokpite otur orada, sohbet et. tavsiye ederim herkese.
laptopuna kitabını, filmini, şarkı-türküsünü yüklemiş hazırlıklı insan modelidir.
(poppy, 27.10.2009 01:17)
şarkısı, türküsü, kitabı, dergisi tam takır olsa bile oturmaktan ve sürekli üst üste attığı bacaklarını değiştirmekten sıkılmış insandır. denildiği gibi arada
ekşın gelsin bizi bulsun diye hazır arşa daha yakınken dualar edebilir ama uçağın o sinir bozucu uğultusu ve arada bir gövdenin titremesinden başka bi halt geçmez eline. hani ulan oksijen maskeleri, çektiğinde yerinden çıkmayan -evet bir arkadaşın önerisi ve esprisi üzerine denedim- can yelekleri nerde ha?
şaka yaptım. "yukardaki" dikkate alma pls ltf tşk