eğer bu gerçek bir haber ise, pilotlatın uçağı mekke'ye çevirip kabe'nin bilmem kaçyüzbin feet üzerinden bu cümleyi kuran şahısları aşağı bırakmalarını talep ediyorum ben de. orda diledikleri kadar namaz kılabilirler.
hostesler tarafından genellikle "kıble kalbimizde" diye yanıt verilen cümleymiş. buradan da nihat hatipoğlu'nun part-time hosteslik yaptığını öğrenmiş oluyoruz.
hadi herşey bir yana, adamın kabeye dönmesi için neden uçağında dönmesi gerektiğine anlam getiremediğim hadise. götünden koltuğamı zamkladılar kardeşim.
-uçağı su tarafa çevir hemen!
-aman tanrım kaçırıldık mı, siz korsan mısınız?
-yok müslümanım ben, kıbleyi şaşırmayan ışıklı pusulalı seccadem var, o dedi o taraf kıble imiş, bi 10 dakika o tarafa doğru git de bende bi yatsıyı kılayım, dua ederim senin için allaha. bak allahın adını verdim yapmazsan çarpılırsın şuracıkta ağzın yüzün yamulur!
-böyle iyi mi?
-du bakim bi seccadeye, biraz sağa, biraz daha, heh tamam orada sabitle.
-kule uçakta manyak var!
bu kadar düz mantıkla, uçağın burnu kıbleye dönse bile, namaz kılacak kişinin yeryüzüne yani aşağıya doğru namaz kılması gerekmektedir. işin o kısmını nasıl halletmeyi düşünüyordur, orası bilinmez işte...
bu her zaman böyle olur. bir kesim, desteklediği fikir iktidara gelince normalde yapamayacağı davranışları rahatlıkla sergilemeye başlar. bu cümleyi söyleyenler elbette daha önceleri de vardı/vardır. ancak şu an bu tip cümleleri sarfedenlerin sayısında bir artış olmadığını savunacak olanlara şaşarım. bu cümle elbette cahil bir insanın söyleyebileceği bir cümle, buna kimsenin itirazı yok. peki, bu cümleyi söyleme rahatlığını ona kim veriyor? ya da, daha önce yaşam tarzı kendi inancına ters düşen insanlara baskı uygulama cüretini kendinde göremeyenlere, bu baskıyı uygulayabilme cüretini kim veriyor? okumuş çocuklarsınız, herhangi bir dini iktidarın insanlara eşit davranamayacağını bilirsiniz. maddenin ruhuna aykırı zaten. aynı biçimde, bu iktidarın cahil savunucularının davranışlarındaki küstahlığı nereye vardıracağını da kestiremezsiniz. o cüreti gösterecek kuvveti kendi inancını paylaştığını düşündüğü iktidardan almıştır bir kere.
mahalle baskısı yok mu diyorsunuz, ben de size yarrak yok efenim diyor ve mahalle baskısının olmadığını söyleyenlere "of'a bir uğrayın da, yaşam tarzınızı sürdürebilmek için ne taklalar atacağınızı kendi gözlerinizle görün" diye ekliyorum ki mahalle baskısı denen şeyin ülke geneline yayıldığında ne sonuçlar doğuracağını anlasınlar. bu baskıyı yaratan cahillerin dini bir yapıya kavuşturulmuş bir ülkede neler yapabileceğini tahmin bile edemezsiniz!
insanlar, dini bir iktidar altında yaşam tarzlarının nasıl sınırlandırılacağının farkındalar. bu yüzden birilerine apronda namaz kılma cüretini veren iktidarları ve savunucularını dikkatle takip ediyor ve onlarla ilgili haberlere tavırsız kalmıyorlar. bu cümle cahil birisinin/birilerinin söyleyebileceği bir cümle olabilir. ancak ona bunu söyleme cüretini veren iktidarları destekleyen okumuş çocuklar olmayın! ileride ülkenin dini bir yapıya sokulmasına yol açacak çarklar sizi de dişlileri arasında yok edebilir çünkü!
11 eylül 2001'de paris-new york seferinde geçen konuşmadır. beraber oturan iki cüppeli adam en başından beri hostesleri şüphelendirmişlerdir zaten:
(t: terörist)
hostes: yes sir tavuk or makarna?
t1: kıble.. pilota söyleyin uçağı kıbleye çevirsin namaz kılacağım.
t2: olm höooööşt lan ehehehehe yok bişi hostes hanım biz doğru dünya ticaret merk... aaaayy eeeeeeeuheuheee şey şey new yorka devam edelim...
bir hristiyan da "çan nerde, ayin yapacağım" ya da bir budist "susun lan meditasyon yapıyoz burda" diyebilirdi. hadi bunlar gerekli şeyler de uçağı döndürün ne demek yahu? uçak dönmüyorsa sen dön kıbleye. seccade istesen neyse. uçağı nasıl döndürsün pilot?
kule: 216 sefer sayılı uçak. geri geri gidiyorsun farkında mısın?
pilot: he biliyom. bir yolcu kaza kılcakmış da.
kule: ne?
pilot: neyse takma sen, idare et. hem geri geri gidince km de yazmıyo. ehehe, kafa derler buna.
kule:%$!?
doğan grubu - basın yayın kuruluşlarının bugünlerde hız verdiği yapay gündem yaratma çabasının son ürünü.ya tamam ortamı germeye çalışıyorsunuz da,yavaş yavaş yapın şunu da millet çakmasın.mesela, önce "türkiye malezya olur mu" diye bir haber yapın,sonra mankenleri ve ramazan alışverişlerini, ne bileyim balık tutan balıkçıları gösterin,sonra da "uçağı kıbleye çevirin namaz kılacağım" diyen bir adamın haberini yapın.aralıklı verin yani bu haberleri.peş peşe verince ister istemez amacınızı anlıyoruz ve oçöç diyoruz.. lütfen ama..