fikirleriyle ve gözlemleriyle yeni yüzyıla ışık tutan hayali bir kahraman.. fight club filminin ve kitabının baş karakteri.. pek çok insanın idolü..
(bkz: in tyler we trust)
kötü şeyler yaparak tanrı'nın dikkatini çekmenin, hiç ilgi görmemekten daha iyi olduğunu savunan, dövüş kulübü ve bilumum komitelerin yaratıcısı,(saldırı, kargaşa, tahribat, yanlış bilgilendirme, örgütlü kaos, kundaklama komiteleri), tüketim kültürü karşıtı.
- ne kadar derine yuvarlanırsan, o kadar yükseğe uçarsın. ne kadar uzağa kaçarsan, tanrı seni o kadar yanında ister.
- sahip olduklarımı yok eden kurtarıcı, benim ruhumun kurtarma savaşındadır. bütün aidiyetleri yolumdan kaldıran öğretmen beni özgür kılacaktır.
kayıp, vahşi, yalnoz bir çocuğun,güçlü olma çabası sonucu ortaya çıkmış ve bu özelliği nedeniyle de birçok insanın sempatisini kazanmış karakter.
verdiği ödevlerle şehirde kaos yaratmayı başarmış bir öğretmendir de aynı zamanda. ödevlerinden en çok hoşuma gidenler araba galerisine yaptıklarıyla dayak yemek zorunda olmaktı.
"benim dünya görüşümde, sen, rockafeller merkezi harabelerinin etrafındaki ormanda av peşindesin. hayatın boyunca üzerinde olacak bir giysin var. sears kulesini saran sarmaşıkları tırmanacaksın. tepeden aşağı baktığında; sadece un yapan ya da asfalt yolda et kurutan minik insanlar göreceksin."
depolitize edilmiş gençliğin neo-anarşist bir kahramana ihtiyacı olduğunu gören kapitalizmin, kitlesini en fazla topluca lunaparka götürebilecek kadar birleştirici ve başkaldırıcı olan ürünü.
- "dibe vurmak bir hafta sonu inzivası değildir. lanet olası bir seminer değildir." ve
- "kıçına tüy yapıştırmak seni bir tavuk yapmaz..." diyerek beni benden almıştır. film öncesi bakuni'nin ruhunun çağrıldığı rivayetler arasındadır... iştirak ettiği de ortadadır..
tyler durden, fight club filminde baş kahramanın (bkz: asıl çocuk) olmak istediği kişi olarak ortaya çıkan asıl çocuğun hayal dünyasındaki insan, aslında kendisi. brad pitt abimiz canlandırmıştır...
teşekkürler sana geliyor tyler. bütün alkışlar, kremalı pastalar, önünde uzanan kırmızı ve bordo halılar, indirimli sinema biletleri, açılan yeni felsefe kürsüleri, delicesineihtiraslaazmışsokaktrendleri, yağlı boya olup akmış gülümseyişler, beyinlerinde baklava desenli kaslara sahip kurşun askerler, boğazlanan şirinler, havuçlarına hap atılmış tavşanlar ve bir dünya dolusu ucuz romanlara hayran erkek ve kadın. yine de sen mutlu değilsin, değil mi? olamazsın, biliyoruz. proteğini ve derinliği yer kürenin kilometrelerce altına gömülmüş sefil bir 'yıkım' hayalinin/fikrinin kaçıklar gibi coşmuş bir parçasısın sen.
senden öncekileri hiç umursamadın; kaosun, karmaşanın, alt kültüre ait olmanın, paramparça ve yıkıklığın içine sinmiş sapkınlığın bile bir manaya, bir melankoliye sahip olduğuna hiç aldırmadın. senin önderliğin, boyunduruğun altında öylesine çirkin ve kelimeden yoksunuz ki artık, babil'in hatıralarında yatan günahın zevki bile heyecanlandıramıyor artık bizi.
tarihin gördüğü en aşağılık anti-kahraman efendimiz, evi önünde kendisini görmek isteyen, ateşli bir coşku ile dalgalanan bu kalabalığı balkonundan selamlayarak kullarına büyük bir şerefi bahşedecekler mi acaba?
dövdüğün, içini kazıdığın binlerce soytarı artık senin. kadınlarımız, sevgililerimizse üzerlerine giydikleri transparan ihanetle, düşük belli savurganlıkla, yüksek topuklu heranhertürlüşeyiyapabilirim ile ve ince narin bellerini kavramış olan güldürbenieğlendiroyuncağınyapbeni kemerleri ile artık yine sadece senindir.
biz, derin içlenişler taşıran mustarip derin dünya yolcuları, zaferini doğrusu en içten bir kin ve özellikle de haklı bir kıskançlık ile alkışlıyoruz(!)
zamanın kendi lehimize yeniden büküldüğü bir sonbaharda -ki sen, sonbaharın nelere neden olabileceğini bilir misin?- hesaplaşmak dileğiyle;