mükemmel bir elliott smith şarkısıdır kendisi,böylesine harikulade insanların aramızda olmaması da çok kötü.sözlerini de verelim:
haven't laughed this hard in a long time
i better stop now before i start crying
go off to sleep in the sunshine
i don't want to see the day when it's dying
she's a sight to see, she's good to me
i'm already somebody's baby
she's a pretty thing and she knows everything
but i'm already somebody's baby
you don't deserve to be lonely
but those drugs you got won't make you feel better
pretty soon you'll find it's the only
little part of your life you're keeping together
i'm nice to you, i could make it through
that you're already somebody's baby
i could make you smile if you stayed a while
but how long will you stay with me baby
because your candle burns too bright
well, i almost forgot it was twilight
even if i think that you are right
well, i'm tired of being down, i got no fight
you're wonderful, when it's beautiful
but i'm already somebody's baby
and if i went with you i'd disappoint you too
well, i'm already somebody's baby
already somebody's baby
twilight..
i fall in the harbor
twilight
i fall in the hills
but here in the city
that never sleeps
i can fall
through one's fingers
when the swan
flies to heaven
soaring through
the utmost fear
there's a feeling
that lingers in the afterwards
will you ever return
will you ever return
will you ever return
twilight
twilight
twilight
twilight
i sit at all tables
with my candles
and angels besides
and i shall wait forever
as the day turns to night
swallowed in the shadows that glow
swallowed in the shadows that glow
swallowed in the shadows that glow
when i sought out a light
and i knew darkness swallowed
i beseech, come to me
all alone, come to me
ülkemizde 20 ocak 2009'da vizyona girecek olan uyarlama film. hakkında okuduğum değişik eleştiriler, "hayatımı değiştirdi"," çok etkiledi, üç gün uyuyamadım" benzeri yorumlar nedeniyle çıkarabileceğim sonuç.;
1. filmi heyecanla beklemekteyim, kitabı sonra okuyacağım.
2-sanıyorum hayatımı değiştirmek için son çarem bu film*.
edit:iyi de bu film salı günü mü vizyona girecek? yalancısın imdb.
edit 2: 16 ocak 2009 günü vizyon tarihi olarak seçilmiş.
edit 3: hayatımı değiştirecek son şey bu filmdir*.
abartıldığı kadar olay bir film değildi.fena da değildi ama.yani biraz ayrıntıya daldılar, olaya gelemediler bi türlü. o yüzden bu film ikinci bi twilight filmi için güzel bir ön hazırlık olur diyelim. yaparlarsa böyle bi devam filmi, kassınlar biraz, süper olur süper.sonrada 3. filmi de çekip çocuğu koyarlar. neden olmasın. oyuncular iyiydi. konu da fena değil.bir engel yok yani. yalnız o başroldeki elemanla, scary movie tarzı filmlerde çok alay ederler gibime geliyor. tipi gayet müsait.hadi bakalım.
stephenie meyer romanı, aslında seri bu. daha ilk kitabını okudum ve saatler içerisinde bitirilecek kadar akıcı olduğunu söyleyebilirim. vampir edward ve bildiğin insan isabella'nın hikayesini isabella'nın anlatımıyla okuyoruz. ilk dört kitapta isabella anlatıyormuş, ondan sonrakinde edward'ın ağzından dinleyecekmişiz bide aynı olayları. edward'ın anlattığı kitap yani yazarın şuan yazmakta olduğu kitabın ilk bölümleri internete sızdığı için yazar küsüp yazmayı bırakmışmış ama tekrar başlamış şimdi. birinci ve ikinci kitabın türkçe çevirisi var, üçüncününki de bu ay içinde çıkacakmış.
bu kadar tekniğimsi bilgiden sonra spoiler içeren kısma gelelim. vampir edward abimiz, bella'nın deyimiyle adonis heykeli gibin bi yaratık, çok yakışıklı, çok zeki ve insanların düşüncelerini okuyabiliyor ha bide vampir olmasının getirdiği güç, süper koku alma yeteneği, hız vs var. bella sıradan bir lise öğrencisi ama edward'ın gözü ondan başkasını görmüyor. hem aşık bella'ya hem de bella'nın kanına susamış. bazı insanlar vampirlere daha güzel kokarmış, bella da edward'a öyle kokuyor. bir taraftan onun kanını isterken bir taraftan kıyamıyor, her şeyden, herkesten koruyor bella'yı, en önemlisi de kendinden. ve olaylar gelişiyor.
anacım nasıl bir aşk bu? bayanlar okumayın bu kitabı. yok gerçek hayatta öyle edward falan. ben okudum hayatım kaydı, vampir olmak istiyorum, edward'ı istiyorum falan, akıl karı değil, kendinize hakim olun, uzak durun...
stephenie meyer'in gerilim ve aşkı birarada tutan öyküsü.
"üç şeyden kesinlikle emindim. birincisi,edward kesinlikle bir vampirdi. ikincisi,onun ne kadar güçlü olduğunu bilmediğim bu vampir yanı benim kanıma susamıştı. üçüncüsü,ona koşulsuz ve geri dönülmez biçimde aşıktım." (öyküden alıntıdır)
sürükleyici bir özelliğe sahip. fakat 16 ocak 2009 da beyazperde de izleyicileri ile buluşacağı için kitabı okumayı bıraktım. sabırsızlıkla vizyona gireceği günü bekliyorum.
mükemmel film,mükemmel kadro,mükemmel senaryo ve her biri birbirinden güzel kitaplar. gerçekten başlandımı bir türlü bırakılmıyor. ikinci film new moon 2009 yılında vizyona girecekmiş gibi bir söylenti de var..
stephenie meyer'in romanından çevrilmiş gerilim filmi
gayet güzel denebilir çünkü klişelere fazla girilmemiş.
herhangi bir vampir filminde izlenmesi beklenen tabuttan çıkmalar , bol bol kan içmeler , sevişmeler gibi sahneler bulunmuyor.
onun yerine gayet zeki , kültürlü , her ne kadar kendilerini diğer insanlardan biraz dışlasalar da gayet sosyal varlıklar olarak yaşayan vampirler görüyoruz..
o kadar ki gece fırtına çıktığı zaman , beyzbol oynayan tipler yani.
ama bu iyilerin en sonunda mutlaka kazanması olayı artık gerçekten can sıkmaya başladı
senaristler bu olaya bir çözüm bulursa gerçekten çok güzel olacak...
filmi izleyen her 10 kadından 10'unun da filme bayıldığı, aynı şekilde filmi izleyen her 10 erkekten 10'un da "o kadar iyi değildi yea" tavırlarına büründüğü ve bürünmekte haklı olduğu film. filmi sevgilileriyle izlemeyi düşünen erkeklere tez zamanda bu fikirden vazgeçmelerini öneririm. zira yanımda oturan çiftten dişi olanı bütün film boyunca şöyle sözler sarfetmiştir; "aşkım sen de uç öyle" aşkım sen de koş öyle" "aşkım sen neden böyle değilsin ya uf" ...
film çıkışı: "tamam bırak ya ben kendim inerim merdivenlerden"
kitabını okuduktan sonra izlenmesi tavsiye edilmeyen film. kitabı okurken kafanızda canlandırdığınız sahnelerle uyuşmuyor hiçbir şey. özellikle edward; karizma yerle bir. korkutucu, sinirli olması gereken sahnelerde surat ifadesine güldüm ben sürekli. edward'ın güneşe çıkıp parladığı sahne eski türk filmlerini aratmıyor. romantizm patlatıcaz diye güzelim sahnenin içine etmişler.* kitapta olan her şeyi anlatamazlar tamam ama sahneler çok kopuk olmuş. beğenmedim efenim, heleki kitabı okuduysanız izlemeyin derim.
"basit bir gençlik-korku filmidir" şeklindeki bir önyargıyla gittiğim ama beğenerek çıktığım, sanırım özellikle duygusal izleyicilere hitap eden keyifli bir film (beraber izlediğim ve duygusallıktan haz etmeyen arkadaşlarım ise olumlu önyargılarla gidip beğenmeden çıkmışlardı). beğenerek izlediğim bir aşk hikayesi, beğenmemin nedeni belki de kendimi edward'la özdeşleştirebilmiş olmamdı (sanırım kitabı okuduğumda daha da çok seveceğim edward'ı).