görseller
tuzla tersaneler bölgesituzla tersaneler bölgesi
  
belki ilginizi çeker
  1. · desan tersanesi
  2. · aslı odman
  3. · tuzla
  4. · sosyalist türkiye de ilk yapılacaklar
  5. · ufuk uras
  6. · wondrous
  7. · tuzla tersaneler bölgesi çalışanlar grevi
gündem
  1. · öğretmenler günü
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  4. · ezel
  5. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  6. · dünyanın en seksi şarkısı
  7. · çok istenip de olunamayan meslekler
  8. · sum 41
  9. · 28 ekim 1988 neuchatel xamax galatasaray maçı

tuzla tersaneler bölgesi  

 sayfa  / 4
  1. kimyasal tanker inşa edebilen tersanelerin en az 5 yıllık inşa programlarının dolu olduğu, cazip fiyatlarıyla avrupa'nın gözde tersane bölgesi.
    (vikartindur, 18.08.2006 19:57)
  2. bir nevi ölüm bölgesidir. iş kazası nedeniyle ölüm oranı çok yüksektir. ayrıca tersane işçileri iş güvenliği almadan çalıştırıldıkları için kazayla ölüm yanında, ağır metal artıkları ve zehirli gazlar nedeniyle kanser gibi ağır hastalıklara yakalanıyorlar ve böylece hayatları baya bi kısalmış oluyor. ayda ortalama iki üç kişi iş kazalarından hayatını kaybetmektedir.
    (libertar, 19.08.2006 03:02 ~ 24.08.2006 01:24)
  3. kalifiye elemanların azlığı kaliteyi düşürmekle beraber eğitimli mühendis ve işletmecilerin de tuzla tersanelerindeki istihdamının azlığı personel ve iş güvenliği konusunda önemli sakıncalar doğurmakta.
    bunu tamamlar gibi tersane işçilerinin de iş sorumluluğu ve bilincinin eksikliği ve bu gruba verilen eğitimin yetersizliği altlı üstlü bilinçsiz bir güruhun oluşmasına neden olmakta.

    tüm bunlara rağmen türk tersanelerinin avrupanın en kaliteli üretimini yapması ve yoğun bir taleple karşılaşması katı regülasyonların uygulanmasını gerektirmekte.

    burda devreye giren denetim, sertifikalandırma, avrupa birliği kuruluşlarının ve tersanelerin kurallarının ve başarılı uygulamalarının yerine getirilmesi hem iş güvenliği hem de üretim kalitesini arttıracaktır.

    sonuçta türk tersaneciliği son 5-6 yıllık bir sürede gelişti. tersanecilikte bir sanayi dalı ve gelişmenin çok çabuk olmasını beklemekse gülünç. hele her konuda olduğu gibi burda da işçilerimiz eziliyor, yaşasın işçi hakları gibi sloganlar beyhude.

    yavaş yavaş. easy easy.
    (terakime, 19.08.2006 09:26)
  4. bölgeyle ilgili ufak bir ayrıntı bu hafta umut sarıkayadan geldi.

    -tuzla torgem tersanesi-

    "rock gruplarının klip çekmek için tersaneye girmesi yasaktır."

    ilahi umut, yardın gene.
    (man on the moon, 20.08.2006 19:00 ~ 19:00)
  5. azında sigara ile oksijen kaynağı yaparken yanındaki elemanın abi bu aletten ses geliyor demesi üzerine tükürükle kaçak testi yapan ve hortum deliğe yapıştırmak için sakız arayan kaynakçıların bulunduğu devasa kompleks.
    (jkfl, 09.01.2007 02:37)
  6. iş güvenliğinin sıfır düzeyde olduğu, eleman yetiştirmek yerine ucuz işgücünün tercih edilmesinden dolayı yüzlerce kişinin hayatına mal olan bölgedir. şu ana kadar kayıtlara geçmiş ölüm sayısı 150'dir. fakat çalışanlara sorulduğunda bu rakamın gerçek rakama oranla çok çok az kaldığı anlaşılmaktadır.
    (bo, 18.09.2007 12:07)
  7. (libertar, 03.10.2007 23:56)
  8. sıfır yapılan gemilerin dışında asbestli, ağır metal atıklı gemileri türkiye getirip sanayi oluşturduğunu söyleyen, millete ekmek parasının yanında kanser olmayı da prim olarak sunan sanayi bölgesi. güzelim tuzlanın içine eden insanları barındırır.

    evet bir çok insana ekmek parası kazandırır ama kaybetterdiklerini seneler sonra anlayacağız.

    yalova tersanesinin açılmasından sonra yat, tekne gibi imalatlar yapılacağı söylenir ama tersaneler neden kapalı deniz yerine açık denize mesela zaten boku çıkmış karadenize taşınmaz bilmiyoruz.
    (julien, 06.10.2007 16:36)
  9. "iş kazalarına karşı bir araya gelen tersane işçileri, 27 ekim'de tuzla aydıntepe tren istasyonu önünde büyük bir eylem yapma kararı aldı. çeşitli yöre derneklerinin desteğini alan, siyasi partiler ve milletvekilleriyle de birebir temasa geçen organizasyon komitesindeki tersane işçileri 27 ekim'de gerçekleştirecekleri eylemde 'tersanelerde iş güvenliğinin alınması', 'ücretlerin ve sigortaların tam olarak ödenmesi', 'taşeron sisteminin kaldırılması' gibi taleplerini dile getirecekler. tersane işçileri gündüz tersanelerde, akşamları ise mahallerde büyük eyleme çağrı yapıyor."
    alıntı: birgün

    sesinizin duyulması umuduyla.
    (aglaures, 09.10.2007 21:36)
  10. 27 ekim 2007 tarihinde meydana gelen ölümlerin son bulmasını isteyenlerce bölgede miting düzenlenildi. mitinge türk-iş, kesk'e bağlı sendikalar, yöre dernekleri, disk'e bağlı emekli-sen, emep, ödp ve sdp destek verdi. mitingde taşınılan dövizlerden bazıları şunlardı:
    -taşeronlaştırma yasaklansın
    -sendika, sigorta, 8 saat işgünü
    -işçi sağlığı ve iş tedbirleri alınsın
    -ölümler durdurulsun, sorumlular yargılansın
    -gemiler tabutlarımız olmasın.
    (aglaures, 30.10.2007 18:58)
  11. bu bölgedeki işçi ölümlerinde, işverenlerin ihmalkarlığını yok sayamam. ufuk uras, geçen günlerde tbmm'nde bu konuyu gündeme getirdiğinde zamanında gerçekleşen ölümlü bir olayda gözümün önünde savcı kandırmışlığı olan tersane sahibi yeni mebuslardan birinin zerre yüzü kızardı mı, kızarmadı mı merak ediyorum. (pek yüzü kızaracak tıynette bir insan değil ama olsun.)

    ancak asıl geleceğim nokta şu: tuzla tersaneler bölgesindeki işçi ölümlerinde işverenlerin ne kadar kabahati varsa, işçilerin de bir o kadar kabahati var. bunu sendikalar ve stk'lar es geçiyorsa tavırlarında dürüstlük yok demektir.

    geminin yakıt tanklarına denk gelen bir noktada ısıl işlem yapılacak, sırf bunun için yaklaşık 2 gün devam eden bir sürece giriliyor. tanklar boşaltılıyor, temizleniyor, birkaç uzman gelip gas-free raporu veriyor. yani tanklarda yakıt veya yakıt buharına dair herhangi bir şey kalmadığı, artık kaynaktır, mangal yakmaktır allah ne verdiyse yapılmasının mühendislik anlamında sakıncası olmadığı teyit ediliyor. işleme başlamak için geminin altında tanktaki yakıtın boşaltıldığı büyük kazanı kamyonun gelip götürmesini bekliyoruz. kazanın içinde 300-400 litre fuel oil var. 5 dakika başka işle ilgilendik, arkamızı bir döndük 3 tane kaynakçı ağzında sigara, elinde kıvılcımlar çıkaran kaynak makinası, kazanın başında kaynak yapmaya başlamışlar.

    bir diğeri atölyede çalışıyor. artık sıcakladı mı ne bilinmez, tepesinden vinçlerin geçip durduğunu umursamaksızın baretini çıkarıp kenara koymuş iş tutuyor. iş güvenliği amiri periyodik olarak dolaşırken bu vatandaşı görüyor, ağzını daha açmadan bizimkisi fırça yemenin korkusuyla barete doğru koşmaya başlıyor. oksijen hortumuna ayağı takılıp düşüyor. sonra iş kazası, iş güvenliği.

    benim bile rastladığım yalnızca ikisini sayabildiğim onlarca işçi hatası varsa, kim bilir normalde kaç tanesi yaşanıyordur. yaptıklarına eğitimsizlik diyeceğim, eğitimsizlik değil bu. biraz aymazlık, belki de aptallık. bence önce buna çare bulunmalı.
    (wondrous, 16.11.2007 01:22)
  12. son 7.5 aydaki 15. ölüm haberi 12 şubat'ta geldi....
    (alajuve, 15.02.2008 01:43)
  13. ucunu kaçırdık ölümlerin.artık biri deyince "tuzla'da bir işçi daha öldü" düşünüyoruz "yahu acaba şu en son duyduğum olay mı? yoksa yenisi mi oldu?"

    biz türbana laikliğe kafa yoralım cambaza bakan kerizler gibi, tuzla'da bir işçi daha öldü:

    http://ntvmsnbc.com/...
    (no pasaran, 17.02.2008 01:46)
  14. ölümlerin kol gibi gezdiği bölge.. durdurun artık şu ölümleri!!!
    (alajuve, 20.02.2008 11:20)
  15. ciddi anlamda insanlık dramının yaşandığı, doğu ve güneydoğu insanı ağırlıklı mülteci yerine konulan işçileriyle, asgari ücrete eleman çalıştırıp cebine milyon dolarlar indiren sonradan görme mafya tipli insan taciri patronlarıyla, insan hayatının önemini " bana ne lan çalışmasın anını koyayım " diyen sözde avukatlarıyla ibretlik bir bölgedir.
    (cool, 20.02.2008 21:32 ~ 21.02.2008 16:25)
  16. itü gemi inşaat fakültesi mezunlarının büyük bölümünün kaçınılmaz sonu olan bölge. tehlikenin kol gezdiği, çok büyük paraların döndüğü bir yerdir ayrıca..
    (desperation, 20.02.2008 22:48)
  17. işçilerinin bugün greve başladığı yerdir.

    "istanbul tuzla tersaneler bölgesi'nde yaşanan iş cinayetlerine karşı işçiler bugün greve gidiyor. limter-iş sendikası, bakanlığın ve patronların, tersane işçilerinin "artık yeter! bu işi grev çözer" haykırışlarının telaşına kapılıp on yıllardır almadıkları önlemleri almaya başladıklarını bildirdi. "

    kaynak: birgün gazetesi
    (arapbebek, 27.02.2008 12:40)
  18. bugün greve başlanacak ve bir gün boyunca nöbet tutulacak olan, son zamanlarda işçi ölümleri ile gündemde olan tersaneler bölgesi.

    ancak, bugün baslayan limter-ıs grevine polis müdahale etmekte gecikmedi. işçi ve sendika temsilcilerinin, sendika başkanı ve sekreterinin de arasında olduğu 86 işçi göz altına alınarak tuzla karakoluna götürüldü.
    (aglaures, 27.02.2008 12:52)
  19. oksijen kaynağıyla sigara yakanların fıkralarda olduğunu sanar geçersiniz ancak oksijen kaynağını da boşverdim, bildiğin kaynak elektrotuyla sigara yakanlarla yalnız burada karşılaşırsınız. adam sanki çok normalmiş gibi bulduğu normal bir metale iki kere elektrotu vurur, sonra da afiyetle sigarasını yakar. elektrik kablosunun herhangi bir sebeple kaplamasının soyulmuş olması, bu kablonun kaçak haliyle geminin metal yüzeyleri üzerinde fink atıyor olması kendi sorumluluk alanları olmasına rağmen pek umurlarında değildir.

    geminin bordası üstüne merdiven takılmaya karar verilir, mühendisin görevi orada merdivenin kaynağını yapmak değil bunun yapılmasını istemektir. keza ister ve yarım saat sonra olay mahalline döndüğünde kaynağı yapılmış merdivenin sağlam olup olmadığını kontrol etmek için iki işçinin merdivenin üstünde zıplamak şeklinde icra ettiği tahribatsız yeni bir muayene çeşidiyle karşılaşır. merdivenin aşağısı yaklaşık 30 metre yükseklikten betondur ve altta işlerini yapan birkaç "baretsiz" işçi dolanmaktadır.

    tepesine bir şeyler düşüp de ölenler, yere çakılanlar, elektrik çarpıp da ölenler veya greve katılanlar arasında onlar da var mı acaba? akıllarına tuzla'yı yeni getirenler, bir zahmet tuzla'nın yerine haritadan bakıp kontrol etmeye gidebilirler mi?
    (wondrous, 27.02.2008 20:17)
  20. bir zamanlar kurtarılmış bölge derlerdi bazı yerlere. burası da ondan işte. "neden?" diye soracak olursanız, devletin giremediği yer olduğundan değil, girmek istemediği yer olduğundan. o yüzden tuzla'da "nerde bu devlet?" diye bir soru sormak manasızdır zira devlet şu sıralar fena halde türban mevzusuyla uğraşmaktadır. "devlet nerde?" diye soranlar için cevap vermekteyim.

    el cevap;

    devletin başı tanzanya'ya gidecek yakında. askeri hareket zamanı türban yasasını onayladı işte en son.

    bakanların başı ise geziyor ama nerede bilmiyorum. en son üsküdar sahilinde demlenirken görmüşler. bush ile beraber ılımlı bir şeyler konuşarak ılık bira içiyorlarmış. normal insan kılığıan girmişler. insan kılığına girmeleri imkansızdır oysa ki, ilginç!

    tuzla'daki işçi sen ölmene bak, siktir et devleti filan.
    (itirazım var sayın yönetici, 27.02.2008 22:52 ~ 22:54)
  21. tersanede çalışmışlığım yoktur fakat eğitim seviyesi tersanede çalışan işçilerden çok da farklı olmayan insanlarla kendi alanında türkiye'de ve hatta dünya'da daha büyüğü bulunmayan bir firmanın lojistik departmanında bir süre çalışmışlığım var. orada gördüklerimle tuzla tersaneleri'nde çalışan işçilerin çalışma koşulları dahilinde içinde bulundukları tavır bir çok benzerlik gösteriyor.

    forklift ve reachtruckları çarpışan oto gibi kullanan abilerle çalıştım bir süre. şaka yapmak amacıyla arkadaşının ayağını ezeni de gördüm, kontrolünü kaybettiği 5 tonluk reachtruckı durdurmak için ayağını duvara dayamaya çalışıp bacağını doktorların saymaya üşeneceği kadar yerden kırana da denk geldim. 8 metre yükseklikteki rafa sayım amacıyla çıkardığı arkadaşını aşağı indirmeden hareket edip yatay bir rollercoaster heyecanı yaşatmaya çalışana da denk geldim. en ilginç olanı da 1 tondan daha ağır olan cam mutfak eşyası dolu palet devrilirken tutmak amacıyla altına atlayan mehmet abi'ydi. kolunun kırılmasıyla "ucuz" atlattı olayı.

    peki bu olaylar hep böyle mi gitti? her ayı bir iki kazayla mı "atlattık"?

    tabi ki hayır. hangi olay sonrasıydı hatırlamıyorum ama çalıştığımız firma iş güvenliği eğitimi vermeyi akıl etti. sevindik kendi çapımızda, hani insanlara biraz olsun değer verilmeye başlanıyor, artık eskisi kadar kötü olay yaşanmayacak diye düşünmeye başlamıştık.

    iş güvenliği eğitimi veren abimiz geldi, güzel güzel her şeyi anlattı, nerede ne yapılması gerekiyorsa hem doğrusunu hem yanlışını gösterdi ve en sonunda da imzalamamız için önümüze birer belge koydu. çalışan bir çok kişi sorgusuz sualsiz hemen imzaladı. belgede yazan şeyler ise oldukça ilginçti.

    belgede iş yerinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini kabul ettiğim ve de bundan sonra çalışırken başıma gelebilecek herhangi bir kazadan sadece ve sadece kendimin sorumlu olacağımı kabul ettiğim yazıyordu. halbuki iş yerinde bir çok güvenlik ekipmanımız ve ihtiyacımız giderilmemişken bu belgeyi imzalamamız isteniyordu. imzalamayanların nasıl bir tavır ile karşılaştığını söylememe gerek yok sanırım.

    işçilerin vurdumduymazlığı, kendi canlarını hiçe saymaları çeşitli şekillerde değerlendirilebilir. kimisi aymazlıktan, "bana bir şey olmaz" mantığından saçmalıyordur, kimisi de "bir işçinin hayatının bir tekne parası bile tutmayacak tazminatla satın alınabileceğini düşünen patronunun vurdumduymazlığı" yüzünden her gün ölümle dans ediyordur.

    sonuç olarak sebep ne olursa olsun;

    bir şey yapmalı!
    (tazmanya canavarı, 28.02.2008 17:23)
  22. gemi inşası sırasında bir patlamanın meydana geldiği haber edilen yer.
    3'ü ağır 5 yaralının olduğu bildiriliyor.

    http://www.haberturk.com/...

    (bkz: @922722)
    (strutter, 13.03.2008 11:41)
  23. (voiceofloneliness, 13.03.2008 22:05 ~ 14.03.2008 22:32)
  24. askerliğimi, pendik tersanesinde kısa dönem muhafız er olarak yaptım. bilmeyenler için söylüyorum. pendik tersanesi devletin bir kamu iktisadi teşekkülü iken, 2001 yılında deniz kuvvetlerine devrolmuştur. şuan deniz kuvvetlerine ait bir tersanedir. buna mütakip tersane için hala devletin malı diyebiliriz haliyle. tuzla tersaneler bölgesi de, pendik tersanesiyle başlayıp deniz harp okuluna kadar olan bölgeyi kapsayan büyük bir alandır.yani pendik tersanesi, kartal-kadıköy tarafından gelenler için bölgenin ilk tersanesidir diyebiliriz. askeliğim boyunca tersane ilgili gözlemlerimi özel sektör işçisi-kamu işçisi açısından analiz etmek istiyorum.

    1 milyon metrekarelik tersanenin işçisi için hayat 7:30 ile 8:00 arasında başlar, 17:00'de sona erer. cumartesi-pazar çalışılmaz. tersanenin içinde irili ufaklı bir çok atölye,fabrika,tesis,kuru ve yaş havuz vardır. her işçi vasıflarına göre ilgili yerlerde çalışır. tersanein acil müdahele için iyi sayılabilecek bir reviri, revirin dzkk'ya bağlı asteğmen ve sivil doktorlarıyla hemşireleri vardır. tam donanımlı bir itfaiyesi bulunan tersanede bir adet de işçi sendikası bulunmaktadır. en vasıfsız işçi 1 000 ytl 'den az maaş almaz, öğlen yemekleri devasa bir yemekhanede yenir ,özel şirket yapar ( yemeklerin normal deniz erlerin yemeklerinden daha güzel olduğu söylenmekteydi.) her 10 metrede bir ikaz levahaları vardır. (baretini giy,hede hödö yapma vs. gibi bir çok konuda, oldukça fazla ) sabah saat 10'da ve öğleden sonra 15'te 15'er dakikalık çay molası verilir. hiç aksamaz.

    tersanenin girişinde hergün güncellenen, bu tersanede xxxx günden beri yaralanmalı kaza ve olay yaşanmamıştır, levhası vardır. ben orada askerliğe başladığım gün o levhada 370 küsür gün gibi bir sayı vardı tam olarak hatırlamıyorum,askerliği bitirdiğimde o sayı 500 küsür gündeydi. yani anlatmak istediğim şey devletin pendik tersanesine bağlı kamu işçisiyle 2-3 km uzaklıktaki tuzladaki özel sektör tersanesi işçileri arasındaki fark inanılmaz boyutlarda. yada bırakın onu, aynı tersane içindeki taşeron firma işçileri ile kamu tersanesi işçiler aynı şartlarda değil.

    bir tarafta sigortasız sefil, her hafta birilerinin öldüğü, yaralandığı köle gibi çalıştırılan özel tersane işçisi diğer tarafta insan gibi yaşayan haklarını arayan ve kendi çabasıyla haklarını kazanan kamu tersane işçisi.

    ama bu noktada toplumumuz kamu işçilerinin maaşlarını beğenmedikleri için sık sık eylem yapıyorlar olmalarına da tepkili. toplum genel olarak şöyle düşünüyor: -ulan şu kadar maaş alıyorsunuz hala beğenmiyorsunuz bakın millet asgari ücretle şu kadar saat şu kadar gün tatilsiz sigortasız çalışıyor yüzünüze gözünüze dursun. insaf. diyebiliyor ne yazık ki. haklı da olabilirler ama sorun kamu işçisinin imkanlarından çok özel sektör işçisinin imkansızlıkları ve zavallılığıdır. devlet eğer devletse burada özel sektör işçilerinin, kamu sektörü işçisi seviyesine çıkartacak önlemleri almalı. bu iş özel şirketin, minimum maliyet maksimum kar beklentisiyle olacak gibi değildir.

    aslında rekabet halindeki kapitalizm, küreselleşmiş ekonominin getirdiği şartlar bugün gelinen noktanın tek sorumlusudur. herkes şundan emin olsun ki türk gemi sektörünün bu kadar parlak olmasının, tuzla tersanelerindeki aşırı yoğunluğun ve talebinin tek nedeni işçi maliyetlerinin ab'den ve gelişmiş ülke ekonomilerinden daha az oluşudur. artık küresel kapitalizmin 3.dünya ülkelerinin kötü şartlarından olabildiğince yararlanıyor. gelişmiş ülkeler den elde edemeyecekleri minimum maliyet maksimum karı, bizim gibi ülkelerin insanlarını sömürerek elde etmektedirler. maliyet düşükse bugün burada olurlar yarın başka ülkede, olan her halükarda bizim ve başka ülkelerin emekçilerine oluyor ne yazik ki.

    edit:ben bu giride pendik tersnesinin devlet olan zararı ve gerekli olup olmamasından çok kamu tersane işçisiyle, özel tuzla tersaneleri işçilerinin karşılaştırılması amacı güttüm. sorun özel sektör işiçilerinin sefil durumudur. bunlara gelişmiş ülke işçilerindeki sosyal ve ekonomik haklardan verilmiş olsaydı. işçi maliyetleride artacaktı haliyle.bu da küresel sermayenin türkiye tersanelerini tercih etmesindeki en önemli nedenini ortadan kaldırmış olacaktır dolaysıyla. bu durumda tersane özel sektörün elinde olsa bile, benimde bizzat şahit olduğum tersanedeki spor turnuvası organizasyonlarını özel sektör elemanları yapardı artık.
    (manidoo, 14.03.2008 01:37 ~ 02:31)
  25. http://www.ntvmsnbc.com/...

    bugün bir kaza daha yaşanmış ve bir işçi daha ölmüştür. tuzla'daki olaylarla ilgili olarak meclis'te 27 şubat 2008 tarihinde bir araştırma komisyonu kurulmasına karar verilmişti. komisyona üye gönderecek olan partilerin tümü, kendilerine düşen sorumluluğu yerine getirip üye isimlerini belirlemişlerdi ancak akp, 7 mayıs'a kadar, milletvekillerinden 10 üyesinin adını verememişti. nihayet 7 mayıs'ta bu isimleri bildirmiş de, komisyon, görevine başlayabilmiş.

    meclis'te bir önerge, bir yasa kabul edilmek istenmediğinde ya da hükümetin pek gönlü olmadığında yapılan ilk şey, alt komisyon oluşturmaktır. lafıgüzaf yapılır, konuşulur, kamuoyunun dikkati oradan kayar ve başka yere yönelir. akp de, komisyona üye göndermeyi 2.5 ayda başararak zaman konusunda yeni bir teamül oluşturmuş. 10 üye adını 70 günde belirleyebiliyorlar demek ki. her hafta 1 üye seçiliyor. zor olmalı.

    iyi çalışıyor akp, iyi. aman durmasın, yola devam, başdöndürücü hızına yetişilmiyor. hem ben sayı saymayı da bilmiyorum dayak da yemedim.
    (kadın giyinmiş zaman, 09.05.2008 17:20 ~ 17:27)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil