bu kitapta bir de oblomovluk diye bir kavram vardır. bu nedenle tutunamayanlar'ın ardından okunması gereken diğer bir kitap da ivan gonçarov'un oblomov'udur. oblomov'dan sonra tutunamayanlar'daki bazı şeylerin daha iyi farkına varıyor insan.
berna moran'a bakılırsa (ki mutlaka bakılmalı) tutunamayanlar'ı daha iyi anlayabilmek için 2 kitabı okumuş olmak gereklidir:
1- ulysses - james joyce
2- solgun ateş - nabokov
(özellikle selim'in yazdığı varsayılan şarkılar ve açıklama bölümlerinde nabokov'un solgun ateş'te kullandığı tekniğin izleri görünür.)
daha fazla kaynak için incil ve yusuf atılgan'ın aylak adam romanı da okunmalıdır.
okuduktan sonra çooooooook uzun bir süre kendinize gelmek ve toparlanmak için çabaladığınız ama hayatınızda artık hiç birşeyin asla eskisi gibi olmayacağını da kabullendiğiniz, büyülü şaheser....herkes okumasın bu kitabı...özelliklede herşeyden umudunu kesmiş insanlar...
when ı was a little child
bir yokluktu ankara
sadece bir kitap demek için çok düşünmek lazım..700 sayfalık birşey değişmedi değişmiyor ve değişmeyecek ispatı..
herşeyin hiçbirşey hiçbirşeyinse herşey olduğunu farkettikten sonra varlığına inandığım sonra yıllarca izini sürüp aradığım ve sonunda piya da bulduğum insanların hepsine verilen isim.
- ardından tehlikeli oyunların okunması gerekir evladım hikmet.
- ya oyunlarla yaşayanlar yarım generalim?
- korkuyu beklerken oyunlarla yaşamak iyi değildir hikmet bey oğlum.
- ne iyidir albayım?
- nurhayat.. iyidir ama o da yaşlandı be albayım.. hikmet?!?
sevgiyle sevgisiz bilgeyle bilgisiz yaşanıyor ama, sevgiyle bilgesiz bilgeyle sevgisiz olmuyor ve tüm kaybedenim.
nasıl da bir türlü tutunamadığımın bende şok yaratan kanıtı.okudukça bi acayipleşiyor insan,selim ışık arıyor orda burda,turgutlaşıyor bu kadar hikayenin içine girdiğinin farkında bile olmadan!!! oğuz atay'ın bu enfes romanına türk edebiyatının en iyisi dememek elde değil..herkes okumalı
dagur kári'nin siyah-beyaz filmi. film umursamaz bi genç adam, aşık olğu genç kız ve küçük bir fiat 500 üçleminde geçiyor. günümüz gençliğinin topluma aldırış etmeden, sorumluluk duymadan ve bağlılıktan kaçan yaklaşımları konu alınmış. mizah öğelerinin de yoğun olarak kullanıldığı bir film. zevkli bi iki saat için izlenir demekteyim.
"allahım, onu neden yalnız bıraktın? neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin? neden, apartmanın bodrumunda saklambaç oynarlarken ayla'yla yalnız kaldığı zaman kıza dokunacak cesareti vermedin ona? oysa, bu çeşit küçük cesaretleri en değersiz kullarından bile esirgememişsindir."
ilk baskılarından birisine sahip olduğum, cümlelerin altını çizmeye kıyamadığım için yeni baskılarından bir tane daha aldığım.. yaptığım çizimler, aldığım notlar sonucunda benden başkasının okuyabilmesini neredeyse imkansız hale getirdiğim kitap.. ve bazı basımları arasında farklılıklar var nedense.. lise çağlarımda ki bunalım dönemlerime ilaç gibi gelmiştir aşağıda ki cümlesi..
"senin ne işin vardı onlar arasında.. hiç bir işim yoktu.. bu yüzden sevmezlerdi seni işte.. bu yüzden aldırmadılar sana.. söylesene senin ne işin vardı onlar arasında."
sinan yayınları tarafından 1971 de basılmıştır ilk baskısı. ilk baskısı nadir de olsa çıkmaktadır lakin hem ilk baskı hemde oğuz atay imzalı olanı pek nadir çıkmaktadır. imzası gayet güzel ve sadedir.
oğuz atay turgut'un hayata bakışını şöyle açıklar:
hayat,düşünceleri tutan bir hapisanedir.insan,can sıkıcı bir saç demetidir,ben de akılsız bir robotum.