tutkuların peşinden gitmek   

adana çık aradan

  1. yanılmak, yanılmak ve yanılmak.
    (gülümsün, 29.08.2006 11:55)
  2. izmir enternasyonel fuarı'nda gitmiştik ailecek. fuar çok ama çok kalabalık idi. ben diyeyim 6 siz diyin 7 yaşında ya var ya yoktum.
    annem elimi sımsıkı tutuyor idi. ama sıcakta ellerimiz terlemiş, yapış yapış olmuştu. bir de bana aldıkları pamuk helvanın yapışkanlığı da eklenmişti buna.
    annem tarafından çekiştirile çekiştirile giderken, son model traktörlerin olduğu pavyona geldiğimizde, uzaktan gördüm onu.
    tüm diğerlerinin en üstünde duruyordu ve pek havalı idi. ve hatta en havalısı o idi. gözlerimi ondan alamıyor, ona doğru koşmak istiyordum.
    bembeyazdı. çok saf ve temiz ve havalı.
    tutkum olmuştu o andan itibaren.
    ama birden ilerlemey başladı. kafamı kaldırıp bir anneme baktım bir de ona. bir daha baktım ve kararımı vermeliydim. zira uzaklaşıyordu. gözden kaybolmak üzereydi. kaybedemezdim.
    annemin elinden sıyrılıp, tutkumun peşinden gitmeye karar verdim.

    koşarken önümdeki kocaman kızlı havuzu görmemişim ve tutkum olan beyaz balonun peşinden giderken düşmüş, ıslanmış ve kaybolmuştum.

    bir daha da tutkularımın peşinden gitmedim.
    (right lane must exist, 29.08.2006 12:07)
  3. kendine sürekli haklı olduğunu telkin etmek. yakınmamak için kendini ikna etmek. sonuçta yalanın peşinden gitmek
    (perdue, 29.08.2006 13:06)