aşkın,sevginin,hayranlığın,hoşlanmanın,beğenmenin aynı anda olması durumu.deliler gibi bağlanmak,canından çok sevmek.her şeyiyle ona deli olmak,tutkun olmak.
insanı manyaklaştıran, belki de sonunun ölüm olduğu varsayımına dayanan duygu. karadulla çifteleşen eşi, belki de tutkusunun kurbanı oluyor her seferinde.
tahminimce ülker biskrem e rakip olarak eti tarafından çıkartılan ama biskremden daha ağır çikolatasıyla biskremin tercih edilmesini gerektiren, öte yandan biskremin bir ülker markası olduğu için hafif çikolatasına rağmen tercih edilmememesi gereken bisküvi çeşitlerinden. .
üniversiteye hazırlanırken tabi sıkıntı hat safhada.bir yandan sınav bir yandan evde olmanın verdiği o sıkışmışlık hissi napıyosun kafa dolaptan çıkmıyo hatta anneyle garip diyologlar baş gösterio
-anne be benim karnım acıktı bi tost yap be
-boşanda semerini ye oğlum 1 saat oldu yemekten kalkalı
derken tam o sırada bu "boşan da semerini ye diyen" arkadaş tarafından doldurulan abur cubur çekmecesi gözünüze takılır.usulca sokulursunuz, hafif bir şekilde aralarsınız; o da ne yüzünüze bir ışık çarpar gözlerinizi açamazsınız sonradan alışırsınız karşınzıda tutku içinize bir sıcaklık hissi yayılır.oradan yine en yakın dostunuz buzdolabıan geçip bi paket soğuk süt eşliğinde yemeğe başlarsınız.işte orgazmın doruk noktası
zamanında "aşk" ile yaptığımız seviyeli bir sohbetten aklımda kalanların toplamıdır tutku. zira şöyle söylemişti anlaşılamamaktan dem vuran "aşk";
"... beni tutku ile karıştırmaları ne yaman bir çelişkidir dünya adına. tutkuyla bağlı olduklarına "aşkım" demeleri. buna inanlar, ilk görüşte aşka da inanmıyorlar; beni kaygılandırıyorlar. oysa ki; "sevgi" gibi değilim ben. zamana ihtiyacım yok benim. saman alevi gibi yanıp sönen tutku ile eş tutulmam hangi zamanın getirisidir, söyler misin? sıcak bir tene sarılınca sönen ateş olamam ben; bilakis dumanım tüter inceden. bugünlerde keyfim yok anlayacağın. kelimelerin ve dolayısıyla hissiyatların içi böylesine boş kaldıkça; aşkın bir adı hep tutku olacak. bilmeyecekler ki; tutku nemli çarşaflar arasında kurur, aşk daha çok ıslanır..."
o gün bugün aşka aşk derim ben, tutkuya tutku. neyi çokça istersem ki tdk karşılığı "tutku ile bağlanmaktır"; nemli çarşafları düşünür, tutkunun ellerime taktığı kelepçeleri çözerim. azı karar çoğu zararların içerisinde hep "enlerde" gezinen tutkuya aslında acırım.
2002 yapımı gwyneth paltrow'un yine başarılı bir oyunculuk sergilediği, geçmişin sırrını çözmeye çalışırken aşık olan iki akademisyen-maud bailey ve roland michell- daha da ilginci bu sırada kendi geçmişini bulan maud bailey'i (paltrow) anlatan oldukça romantik, tekrar tekrar izlenesi, şiirsel bir film
(orjinal adı: possesion)