geride kalan dört haftada şampiyonluk şansını en yüksek gördüğüm takım beşiktaş'tır. zira holosko-delgado-bobo ve serdar özkan dörtlüsü hücum gücü olarak çok etkili. keza yeni transferler sivok ve zapotochny ise defans konusunda kafamdaki tereddütleri yenmiştir. bunlara ek olarak ibrahim toroman'ı da düşünürsek defans konusunda hücumda olduğu kadar iyiler. forvette ise nobre iyi bir partner ve güzel sorunsuz bir yedek. teknik direktör ertuğrul sağlam ise elindeki kadro mevcudundan en iyisini sahaya sürüyor ve taraftarla iletişimi sinan engin'in varlığına rağmen çok iyi.
fenerbahçe için düşündüklerim ise geçen seneden daha zayıf bir kadro oluşturdukları. kezman-güiza değişikliği artı bir değer oluştursa da aurellio'nun yokluğunu selçuk-emre-josico üçlüsünden üçü birden dolduramaz. kazım kazım daha istekli bu sezon ve daha verimli. carlos'ta düşüş devam ediyor yaşı hasebiyle. defans ise edu'nun yokluğunda dişli bir rakip karşısında amiyane tabirle liğme liğme dökülüyor. semih euro 2008 performansının üstüne ekleyerek devam ediyor ve güiza ile iyi anlaşıyor. alex ise bildiğimiz alex. kaleci sıkıntısı ise uzun maratonda baş ağrıtabilir. özellikle avrupa maçlarında.
galatasaray ise ilk defa taraftarlarını heyecanlandıracak transferlere imza etti. avrupa'nın yaşı geçmemiş yıldız isimlerini kadrosuna katmayı başardı. her ne kadar bu yıldız isimler eski günlerdeki performanslarında olmasa bile taraftar bu forma altında eski günlerine döneceğini biliyordu. ki geçen haftalar kewell baros ve meira'nın takıma çabuk adapte olduğunu gösterdi. özellikle kewell harikalar yaratıyor ve taraftarın yeni sevgilisi oluyordu. baros ise üst üste attığı 2'şer golle
full fit olduğunu gösteriyordu. takıma katkısı olan genç yetenekler ile genç yıldız arda, formunu yeniden bulan cassio lincoln, kewell, milan baros ve shabani nonda birbirlerine çabuk uyum sağladı. ancak defans - orta saha hattı ve özellikle bekler takımın hücum gücünde olduğu gibi bir uyumu tam olarak sağlayamadılar. bu soruna bir de anlamadığım şekilde fazla ve uzun süren sakatlıklar eklenince soru işareti olarak kafada yer ediyor. şu an galatasaray'a biraz zaman vermek gerekiyor. aynı şekilde skibbe'ye de. çünkü bir sistem arayışı var takımda. yalnız skibbe'nin kulağının da çekilmesi lazım. sahaya sürdüğü kadro en az 6 hücum elemanı içeriyor. bu kadro türkiye'de iş yapsa da zaten uyum sorunu yaşayan bir defans ile avrupa'ya çıktığı anda afallar. erken gol yer ve oyundan düşme riski ile karşı karşıya kalır. dediğim gibi bu takım bence bu sene uyum aşamasında ve şampiyonluk yarışını fenerbahçe ile şampiyonlar ligi mücadelesi şeklinde gerçekleştirecektir.
trabzonspor ise bence bu sene şampiyonluk için oynuyoruz diye düşünürse kaybeder. iyi bir takım kurdular ve kısmen başarılı bir teknik direktörleri var. ve en büyük sıkıntıları orta sahada oyunu açacak bir oyuncunun eksikliği. eksiklik de değil bence bu ersun yanal'ın garip kurgusu. yattara dışında oyuna yön verecek bir adam yok. o da bazen kanatlarda sıkışıp kalınca sorun oluyor. bir nevi mourinhoculuk. yıldız futbolcu olmadan koşan dinamik oyuncularla oyunu domine etmek. bunun eksi yönü kapanan takımlara karşı bir taktik oluşturamamaktır. bence trabzonspor galatasaray gibi bu sene ligi avrupa bileti almak için düşünmeli ve seneye oturmuş sistemle birbirine alışmış futbolcu ve teknik ekiple şampiyonluğa koşmak olmalı.
kafamdaki lig sonu sıralaması;
1. beşiktaş
2. fenerbahçe
3. galatasaray
4. trabzonspor
5.sivasspor
6.gaziantepsor
7.kayserispor
fenerbahçe ve galatasaray'dan hangisinin daha çok puan kaybedeceğini kestiremiyorum. galatasaray'ın sakatlarının durmadan çoğalması ve skibbe'nin şu vakte kadar sistem oturtamaması fenerbahçe'nin bir adım daha önde olduğunu düşünmeye sevk ediyor.