tupamarolar   

adana çık aradan

  1. adlarını 1781 yılında peru’da sömürgeciliğe karşı isyan eden latin amerikalı kahraman tupac amaru’dan alan uruguaylı dünyaca ünlü örgüt.

    raul sendic'in 1960lı yıllarda şeker kamışı tarlalarında çalışan köylüleri örgütlemesiyle kurulan "şeker kamışı işçileri sendikası" örgütün ilk çekirdeğini oluşturur. uruguaylı köylülerin çalışma koşulları çok ağır olduğu için -toprakları kendileri işlemek talebiyle- sendic'in önderliğinde başlattıkları bu sendikal hareket, daha geniş tabanlı bir katılım bularak zaman içinde mln/tupamarolar adı altında 1966 yılında yapılanması tamamlanarak adını duyurur.

    tupamaroların belirgin özellikleri, arkalarındaki azalmayan halk desteğidir. çok geniş yelpazede sempatizanı bulunan ve aktif olarak örgütün içinde rol alan insanlardan oluşmaktadır. silahlı eylemlerin yanı sıra radyosu, yayınevi, gazetesi bulunan ve halkın onayladığı 'nitelikli propaganda' yöntemlerini sık kullanan ancak eylemlerinde hiçbir surette patlayıcı madde kullanmayan bir örgüttür tupamarolar. aynı zamanda uruguay'ın coğrafi yapısı nedeniyle şehir savaşımında ustalaşmış ve şehir gerillalığı kavramının dünyadaki en iyi örneğini oluşturmuşlardır.

    eylem biçimleri ve pratik çözüm getiren uygulamaları nedeniyle özellikle de şiddet kullanımını zorunluluk sınırında tutmayı başarmaları arkalarındaki halk desteğini açıklayan niteliğidir örgütün. ilaç fabrikalarını ve yiyecek dolu tırları soyup ele geçirdiklerini halka dağıtan, yolsuzlukta oldukça usta bir finansman şirketine ait hesap defterlerini ve mali kayıtları çalıp bu belgeleri bir hakimin evinin önüne bırakarak kamuoyunun önünde sergileyen, bir gece kulübünü basıp içeride eğlenen zenginleri dışarı çıkararak duvarlara "ya herkes dans edecek ya da hiç kimse" yazan, siyasi tutuklularının serbest bırakılması talebiyle ünlü cia ajanı işkence uzmanı amerikalı dan mitrione'yi kaçıran bu ulusal kurtuluş örgütü nice akıl dolu ama daha önemlisi ses getiren eylemleriyle uruguay'da çok büyük bir tabana hakim olmayı başarmıştır.

    1973 yılındaki amerikan destekli darbenin ardından binlerce üyesinin hapse atılmasıyla (ki 1972 yılında hapishanelerdeki tutuklu uruguaylı sayısının yaklaşık 20000 olduğu bilinmekte) hareket kesintiye uğrasa da 1985 ten sonra dışarıda yasal mücadeleye geçilmiştir.

    tupamaroların en etkin isimlerinden olan mauricio rosencof'un ağzından şu sözlerle anlaşılmaktadır örgütün mücadele yöntem tercihi:

    "biz ancak zorunlu kaldığımızda şiddete başvurduk. bunu da belli sınırlı hedeflere yönelerek yaptık. özgürlük ve eşitlik için mücadele, sevgiyi içeren, insanı esas alan bir mücadele biçimidir.
    (...)
    bir bisikletiniz varsa onu iki ayağınızla kullanırsınız. kavgada kullanacağanız araçlar, duruma, olanaklarınıza bağlıdır. yasal mücadele insanlarla konuşmak, politikayı kitleselleştirmek ve derdini anlatabilmek bakımından önemlidir. şimdi hükümetle ve yönetimle görüşmek ve birlikte siyaset yapmak yolunu izliyoruz. yasal siyaset yapma olanaklarımız varken bunu neden reddedelim. bu yollar kapatılmadığı sürece böyle davranmaya devam edeceğiz. ama bu yolar kapatılırsa yeniden eskiye döner, silahları elimize alırız."
    (maria puder, 01.09.2007 00:56 ~ 01:32)