ankara'nın,sanki ankaraya ait değilmiş gibi duran,her daim cıvıl cıvıl ve her milletten insan görebileceginiz,ama ne yazıkki tikiler yüzünden güzelliğine gölge düşen caddesi.
kesinlikle bir tikky mekanı değildir tunalı hilmi caddesi! caddenin başında bulunan "karum" ve yine sonu tunalı hilmi caddesiyle birleşen arjantin caddesi bahsedilen tikky mekandır. tunalı ise ankaranın ne kadar serseri insanının olduğu yerdir. özellikle caddenin paraleli olan tunus tikky düşmanıdır. (bkz. minibar)
tabiki orası da normal bir caddedir bi espirisi yoktur fakat oraya gidip geldikçe oraya giden diğer insanlarla tanışırsınız, bir "tunalı çevreniz" olur. yürüken adım başı bi arkadaşınıza rastlarsınız ki bu gayet zevkli bir olaydır. ankarada yaşamadan bunu anlamanın olanağı yoktur. orda burda oturup içki içtiğiniz bir yerdir. çoğu insan birbirinin eski sevgilisidir. yürürken karşılaştığınız bir arkadaşınızı en son gördüğünüzde kaykayla ordan burdan atlıyo olabilir fakat şimdi karşılaştığınızda tam bir tikky olmuş ve arjantinden tunalıya inmez olmuştur. her yerde sahte arkadaşlıklar vardır. küçük alman liseli kızlar minibarı işgal etmiş sarhoş olup milletin kucağına atlıyo şimdilerde. neyse eskiden çok eğlenirdik orda insanlar büyüdü çalışmaya başladı ya da üniversite için göçtü gitti oralardan. lavuk lavuk insanlar dolaşıyo artık oralarda. yine de ankaraya her gittiğimde oraya giderim, eski günlerin anısına
eğer uygun atmosferi yakalayabilir, iğrenç,anlamsız,fuhuş yuvası kafelerden kendinizi koruyabilirseniz sizden mutlusu olmaz. mor saçlı, kafka manyağı insanlarla tanışırsınız. kebap 49 u mekan seçer, her konser öncesi önünde buluşursunuz. karum a duvara dayanıp piyasa yapmak için değil arka sokaklardan* kıran kırana pazarlıkla alışveriş için gidersiniz. mado da tikkylerden arınmış üst katta bağıra bağıra cambaz söylersiniz bi bakarsınız garsonlar size eşit ediyor*.
ankarada elinde dondurmanız yürüyüşünüzü yapabileceğiniz, ankaranın en güzel sandviçini yiyebileceğiniz (bkz: vitamin), yanınızda dostlar biranızı yudumlayıp keyifli sohbetler yapabileceğiniz nice mekanlara sahip, kokoş, tikky ve mendil satan çocukları takmayaran pek güzel keyifli zaman geçireceğiniz nadide ankara caddesi.
şimdi ankara insanının gezip tozacağı yer az taam mı? ankara gençlerinin sosyalliğini kendi tarzlarıyla yaşayabileceği mekanlar sınırlı taam mı? sosyetenin çiizkeyk yiyip espresso içebileceği sessiz sakin ortam heryerde yok taam mı?
yalnız bi dakka, tunalı hilmi caddesi var?
başından sonuna yürüyünce değişik tarz insanların evden çıkıp burada buluştuklarını farkettim. hepsi ankaranın değişik semtlerinden gelen, değişik tarzlarda, değişik karakterlerde farklı kişiler. ama onların hepsi haftasonu tunalı hilmi caddesinde buluşuyor. birbirlerini tanımasalar da onların ortak bir noktası var. onlar ankaranın sosyetesi, onlar ankaranın batıyı yakalamış gençleri, onlar siyasetin kalbi olan sıkıcı şehirde az da olsa eğlenmek isteyen bir güruh. onlar tunalı hilmi caddesinin insanları (tayfun talipoğlu girişi gibi oldu)
ilginç bir noktaya da değinmeden geçemeyeceğim bu caddeden. tunalı hilmi insanları birbirlerini beğendikleri gibi beğenmedikleri de oluyor. hayret, şaşırtıcı değil mi? biri diğerini tikky diye suçluyor. diğeri başkasını başka mekanda sevgilisiyle yiyişiyor diye sevmiyor. başkası diğer bir başkasından tarzını sevmediği için tiksiniyor, onun gittiği cafelere takılmıyor. ama hepsi tunalı hilmi caddesini çok seviyor.
"tunalı hilmi caddesi, where the fun and socializm are brightened in ankara with magic people."
diyeyim de tunalıhilmicaddesisevenlerine de kucak açayım, sevgi kelebeklerim benim.
7. cadde gibi, bilkent semti gibi bok atılan bir diğer ankara bölgesidir.
birisi geliyor tikky mekanı diyor, komple lanetleniyor orası. tikkyler hüküm sürüyor orada. oturup uzun uzun tikky müessesesinin saçmalığı ile yazmak isterdi gönül; ancak gereği yok.
yani tikkyden kasıt renkli renkli, biraz rüküş, biraz abartılı giyinen, gürültülü konuşan, gelir seviyesi yüksek vs. gençlik ise bu tamamen bahsedenin sorunudur. takdir edersiniz ki her köşe başında bir tane beklemiyor bu arkadaşlardan. takıldıkları ortamlar belli, gittikleri yer belli. kimseye bir zararları olduğunu da görmedim; ama yine de "ben ölesiye tiskiniyom bunlardan." diyorsanız takıldıkları ortamlarda uzak durursunuz. komple bir caddeyi tikky mekanı diye nitelendirmek de neyin nesi?
çok ünlü olmasına rağmen ve daha önce hiç gitmeyenlerin kalabalık olduğu yönünden duyduklarından sonra sadece iki şerit bulunan yoluyla görenleri hayrete düşüren, her daim araba ve insan yönünden ankara standartlarına göre çok kalabalık olan ve karum'a doğru çıkılırken sağ tarafta bulunan kuğulu park gibi görülmeye değer yerleri olan cadde...
en güzel hali bir zamanlar hafta sonları trafiğe kapatıldığı zaman olan cadde. öyle bir cazibesi vardır ki bu caddenin trafiğe kapatıldığında bile yolda kaldırım yoğunluğu vardı. ankara'nın (ve tüm türkiye'nin) yollarında yayaların giderek hayvan muamelesi görmesiyle bu uygulamadan vazgeçildi, bir daha da uygulanması imkansız.
sevgiyle el ele gezmesi,sonra golden'a veya noche'ye gidip içmesi çok güzel olan cadde..ankara'nın sevdiğim yerlerinden biri...pasajlarda gezmesi,alışverişi de zevklidir...
sorsalar ankara aşığıyımdır, sorsalar, deneseler, bilge karasu'lar ve onun kedileri dökülür ağzımdan, selim ışık'ın atanın izinde uyuşan hevesleri dilimde.. ama ankara benim için tunalı'dan ibarettir. gençliğimi emanet ettiğim huzursuz sokaklar. huzurlu görünümü altında bir şeyler olmaya çalışanları büyüten ve yoklayan ve sorgulayan sokaklar.
mekan kavramının önemli olduğu ankara'da önemli yerlerden biri. aslında bakarsanız zaten toplasanız 3 yer var. hadi çok çok 4 olsun. olsun mu? peki olmasın. tunalı da bunlardan biri işte. tespitler doğru. tiki mekanıdır ve bu özelliğini yukarı tarafa (arjantin caddesi) doğru daha çok hissedersiniz. tikiler sevilesi tipler değillerdir bu yüzden tunalı'dan bir tiksinti duymanıza sebebiyet verebilirler. hele bazı modelleri, renk skalasında bile olmayan sarı renk saçlarını ütüleyip at kuyruğu yaparlar. kısa boylu ve hafif topluca olan bu kızlar, bacaklarının içinde olmaktan dolayı acı çektiği her halinden belli olan pantolonlarını ise pembe süet çizmelerinin içine sokarlar. genelde ellerinde alışveriş torbaları olur. aslında torba denmez onlara paket desek daha doğru olur. paketin iplerini kollarına takarlar ve kol dirsekten 90 derece bükülmüş ve yere paralel, avuç içi ise gökyüzüne bakacak şekilde paketlerini sallaya sallaya caddede arz-ı endam ederler. sonra bu kızlar... pardon ya tunalı'dan bahsediyorduk. her neyse işte bu tikileri bi kenara koyarsak, sevdiğimiz tiplerin (rock mock dinlesin işte, öyle aşırı uçlarda olmasına gerek yok böyle siyah, mor, aman ben bunalımdayım ellemeyin tripleri falan bizi bozar) de gidebileceği mekanlar yok mudur tunalı'da? elbette vardır. mesela bi random vardır, herkese hitap eder, golden vardır mesela, gölge vardır. severiz gideriz ama yine de sakarya'dan vazgeçmeyiz.