hazreti nuh (as) zamanında vuku bulmuş büyük sel hadisesi. inananlar ve hayvan türleri nuh'un gemisine sığınarak kurtulmuş gemi daha sonra cudi dağına (bu cudi'nin ağrı dağı olduğunu söyleyenler de var) konmuştur. (bkz: nuhun gemisi)
sözleri sezen aksu ya ait,süper ötesi bi ajda pekkan şarkısı. sözlerini de yapıştırayım elim değmişken:
ben dedim ki yerine koyarım
her köşede bekliyor aşk ararsan çok
seneler geçti acıyla farkına vardım
taklidi var hakikisi yok
yaşayıp görmeden mümkün değil bunu anlamak
senden sonra tufan, senden sonra tufan
umudumdan vazgeçmedim gel kurtar beni gururumdan
ah ne yaptım ben eser yok hiç huzurumdan
ayrılıncaya kadar fani benden ruhumdan
sesimi duyana kadar usanmadan bağıracağım
ölene kadar aşkı çağıracağım
neye yarar olsan bile bin pişman
aşk kapıyı iki kere çalmıyor
oldu ki allah'ın sevgili kuluysan
bu defa sen de hal kalmıyor
yaşayıp görmeden mümkün değil bunu anlamak
senden sonra tufan, senden sonra tufan..
çinlilerden irlandalılara, sümerlerden inkalara kadar neredeyse tüm kavimlerin hakkında yazılar yazdığı bir garip söylence (deluge).
bu söylenceyi temel alarak yaratılış iddiasına yancı olarak oluşturulmuş bir tufan jeolojisi bulunmakta. buna göre tufan bütün yerkürenin şeklini belirlemiş küresel bir olaydır. buradan hareketle yaratılışçı iddianın sıkıştığı bazı noktaları kapatmaya çalışmışlar, dünya'nın yaşını kutsal kitaplarda belirtilene indirgemek için uğraşmışlardır. örneğin tufan jeolojisine göre, dinozor ve ilk insan fosillerinin farklı derinliklerde bulunmasının sebebi farklı çağlarda yaşamış olmaları değil, suda bulunan gizemli bir sıralama mekanizmasıdır. tufanda biriken su dinozoları aşağıya, insanları yukarıya getirecek şekilde dizmiş ve öyle toprağa gömmüştür. tabii ki bu ve benzeri iddialar modern jeoloji, evrimsel biyoloji ve paleontolojinin ortaya koyduğu gerçeklerle çürütülmüştür.
öyleyse neredeyse dünyadaki tüm kavimlerin böyle bir afetten bahsetme sebebi nedir? bunu genellikle birkaç şeye bağlıyorlar. bir volkan patlamasıyla akdeniz'de meydana gelmiş bir tsunami olduğu tahmin ediliyor. tahminî tarih bile veriyor arkeologlar: mö 1500. söylencelerin bir kısmı, özellikle üç büyük dinde bahsedilen kısmı, bu olaydan etkilenenlerden kaynaklanıyor olsa gerek.
bir yan iddia ise, o zamanlardaki tarım toplumlarının akarsu kenarlarına kurulduğu gerçeğinden yola çıkıyor. fırat, dicle, nil, amazon gibi akarsular ara sıra çok büyük taşkınlara yol açmış olsa gerek. bu da neden hem inkaların, hem çinlilerin benzer hikâyeler anlattığını açıklayabiliyor: o zamanlar sel herkesin başına ara sıra gelen bir felaketti zaten.
bir başka iddia ise çok gerilere, mö 10000'lere gidiyor. buzul çağının sona ermesiyle yükselen sular kıyılardaki bir çok köyü sular altında bırakmış olmalı deniliyor. bu olay da genellikle eski yunan efsanaleriyle ilişkilendiriliyor.
tıklamayanlar için dipnotu aynen şöyle : tarih kitapları her ne kadar yazının burada icat edildiğini ileri sürse de, hz. Âdem'e (as) sahife indirilmiş olması, aslında yazma ve okumanın ilk insana verildiğinin delilidir. efendimiz'e (sas) nâzil olan ilk beş âyette iki defa "oku!" emrinin, bir defa kalem kelimesinin buyrulması, nûn sûresinin başında cenab-ı hakk'ın kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin etmesi, bu iki mühim imtiyazın insanlık tarihinin sadece belli bir devrinden değil, hz. Âdem'den (as) itibâren bütün insanlara verildiğine işaret etmektedir.