ahmet mete ışıkara konferasında tsunami olasılığını sormak için ayağa kalkıp tsubasa sözcüğünün ağzından fırlamasıyla okul çapında şöhretlere neden olmuş futbolcu kahraman anime ...
ilkokul yıllarımızda andımızı söylemek için sıraya geçtiğimizde bir önceki bölümün değerlendirmesini yaptığımız efsane çizgi film.gerçi çizgi filmin adı o değil muhtemelen adını hatırlayamadım ama her ne boksa biz yinede çocukluk yıllarımızda dün tsubasa'yı izledin mi? diye sorardık
maçın birinde tusubasa yerden 200-250 metre yükseklikte bir rövaşata vuruyor.sonrasında top kaleye doğru giderken hakem süre bitti diye gol olan rövaşatayı saymıyor.bizde cocukluk yıllarımızda bile hakeme küfrediyoruz.çizgi filmi yapanların da futbol bilgisine şaşmak lazım.çocuğuz diye mi kaktırıyorlardı neydi bilmiyorum.basketbolda bile top elden çıktıktan sonra potaya giderken süre bitse bile basket geçerli oluyor bildiğim kadarıyla.yine de bayılırdık eğimli asfaltta taştan kalelerle oynadığımız futbol maçlarında kafamıza bir şapka takıp vakabayaşi miydi ne idi onun gibi takılır kaleden kaleye gol atardık.30 metrelik futbol asfaltımızda 100 metre aşağıya giden topu almaya üşenmezdik.çok arkadaşımız okul bahçesinde agaç gövdelerini kale yaparak oynadığımız maçlarda rövaşata denemesi yapmaktan belini çürüttü bu tsubasa'nın yüzünden.
animelerden anladığımız kadarıyla japonya'da çok yaygın bir erkek ismi. hazır lafı açılmışken japon kızlarında yaygın biçimde kullanılan ismin de sakura olduğu sinyallerini animelerin verdiğini belirtmek isterim.
en büyük kaptan bizim kaptan sloganını akla getirir. birçok çocuğun futbola başlamasına vesile olmuş, birçoklarının da bırakmasına neden olmuştur. zira hapılan hareketler dolayısıyla her çocuk bende kaptan olmalıyım, bende tsububasa olmalıyım diyerek başlamıştır futbola. her ne kadar hiçbiri saçını onun saçı kadar karizmatik şekillendiremese de.. ve futbolu bırakan kesim ise hani şu başlayanlar vardı ya onlardan bir önceki nesildir zira oradaki verkaçlar, kartal vuruşu, topu muz haline getirebilme becerisi hiç bir mahalle çocuğunda yoktur. biz bu işi bırakalım deyip vazgeçmişlerdir futboldan.
ayrıca maçlar gerçekten de hafta hafta oynanırdı ki orta sahaya yarım saatte gelmesi tezahuratlara bile konu olmuştur. 5 gün boyunca 1 maç verilirdi, dumura uğrardık.. ama şimdi her şeye rağmen olsa da izlesek, olsa da oynasak diyorum.