güzeller güzeli truvalı helen. homeros'a göre odur yunanları ve truvalıları karşı karşıya getiren. kendisi atina'ya gitmiştir ama kalbi truvalıya uçmuştur. aşkıyla kaçmış gitmiştir truva'ya. yunanlar da bunu namus meselesi yapıp dayanmışlar truva'nın kapısına.
gerçek hikaye bu mudur bilinmez ama tarihin en büyük ve ilginç savaşlarından birinin kıvılcımını çakmıştır bu güzel kadın. belki tüm yunan ordusu onun için gelmedi truva kapısına ama iki kişi sırf onun için cenk etti.
"golden apple" denilen nane için kapışan athena, hera ve aphrodite, zeus'un tayiniyle jüri olan paris'in karşısına geçer. 3 yarışmacı kendisine çeşitli vaatlerde bulunur ve paris'in ibresi dünyanın en güzel kadınını vaat eden aphrodite'e döner. işte bahsi geçen kadın truvalı helen'dir. tabi o ara menelaus'un karısı spartalı helen'dir. bu meyveli hikaye ilk güzellik yarışmasında aphrodite'in birinci seçilmesi şeklinde de aktarılır; elli türlüsünü çeşitli yerlerde okuyabilirsiniz.
helen'in paris ile kaçması yunanlılarda nefret doğurur. ilyada'da günah keçisi ilan edildiği satırlara bol bol rastlanabilir. kendisinin de tutkularına yenik düştüğünü belirten, af dileyen demeçleri vardır. "etik değil ama benimki de gönül işte" derdi eminim, türkçe konuşabilse. troy'da da görüldüğü üzere istediği savaşçı bir menelaus değil, tırsak da olsa birlikte yaşlanıp çoluk çocuğa karışabileceği bir paris'tir. tabi sen aşk meşk derken koskoca savaşa neden ol. yoksa helen savaş için sadece bir kıvılcım mıydı? acaba mıydı? kahramanımızın başına bundan sonra neler gelecekti? bunları ilerleyen girilerimizde göreceğiz. [inşallah]