dün akşamki bölümü de leziz olan dizi.
insanın içdünyasını gıdıklayacağının sinyallerini vermiştir.
ayrıca true blood içeceğinin reklamları da çok eğlenceli. http://www.bakiniz.com/...
bir de vampir meraklıları için bir çöpçatan sitesi hazırlamışlar. http://www.lovebitten.net/
elin oğlu ne eğleniyor be.
ilk iki bölümüyle kendinden bekleneni fazlasıyla vermiştir (ben o kadarını izleyebildim henüz). x-men'deki rouge rolünde izlediğimiz anna paquin, burada da gayet başarılı. muhteşem eğlenceli bir dizi.
jenerikte çalan müzik, duyduğum en iyilerinden birisi: bad things. ilk defa bir dizinin oyuncularının tanıtıldığı bölümü atlamıyorum, tamamını izliyorum sağolsun.
insanlarla birlikte yaşamaya çalışan vampirlerin hikayesi. sentetik kanla besleniyorlar ve insanlarla aynı haklara sahip olmak istiyorlar ama ırkçılık almış başını gidiyor. alan ball'un yine ilginç bir konuyu ele aldığını gördüm ve dizi de fena gitmiyor hani. bir de anna paquin her an ağlayacakmış gibi durmasa daha güzel olacakmış.
------------spoiler-------------------
ilk sezonun ikinci bölümünde gazetedeki manşetle de beni benden almış, güldürmüştür. gazetedeki manşet; angelina adopts vampire baby
(bkz: angelina jolie)
------------spoiler-------------------
ayrıca jenerik müziği yani jace everett'in bad things şarkısı gerçekten çok iyi, severek dinliyoruz.
true blood, charlaine harris'in the southern vampire mysteries adlı serisinin televizyona uyarlamasıdır. dizinin farkı, vampir karakterleri vergi ödeyen, milli duyguları olan ve toplumun bir parçası olmak isteyen varlıklar olarak sunarak, vampir stereotiplerine kafa tutmasıdır. bill compton rolünde başrolü anna paquin ile paylaşan stephen moyer'ın alıştığımız kaslı ya da sıska hollywood vampirlerinin aksine (edit: çok) hafiften göbekli olması, kanımca bir adada mahsur kalıp rimeli akmayan bayanlar ve aynı adada saçı uzamayan adamlardan sonra güzel bir değişiklik teşkil etmektedir.
dizi için hazırlanan web siteleri sadece lovebitten ile sınırlı kalmamıştır. bloodcopy.com'u ziyaret ederseniz, japonların sentetik kanı keşfetmeleri ile dizinin başlangıcı arasındaki, vampirlerin aralarındaki tartışmalar, varlıklarını ilan etmeleri, takip eden gösteriler, göçler, ölümler, vampir hakları tasarısının sunumu ve vampir hakları kuruluşları tarafından savunulması, tasarıya karşı olan kuruluşların tepkileri gibi olayları hem sitedeki "haberler" hem de kısa videolar aracılığıyla takip edebilirsiniz.
------------spoiler-------------------
bloodcopy, dizinin geçtiği hayali bon temps kasabasında yaşayan iki kafadarın gazetelerde anlayamadıkları bir ilan görüp, bu işin sırrını çözmek için kurdukları bir web sitedir. daha sonra bu ilanların dünyanın her yerinde gazetelerde ve dergilerde basıldığını fark ederler. site giderek popülerleşir ve ilanların sırrını çözerler, ilan onları revenantones.com adlı başka bir web sitesine ve gatekeeper'a götürür. bütün bunlar japonların sentetik kanı icat etmesiyle aynı zamanda meydana gelmektedir.
ayrıca vampir kanının bağımlıklık yapan yasadışı bir madde olarak satılması da ilginçtir.
açılış şarkısı bad things ile beni her seferinde kendine bağlayan, eğlendiren, korkutan, piano teli gibi geren, harika dizi. ilk sezonunu noktalamış, ikinci sezonu noktalamıştır.
piyasadaki tırt diziler gibi 40 dk değil de 55-60 dakikalara varan sürede olan, yapımcılığınıalan ball ın üstlendiği dizidir. bitsede gitsek mantığıyla çekilmediği hemen belli oluyor, sözü geçen sentetik kanın reklam kampanyaları, vampirlerin bir birey olarak kabul edilmelerini isterkenki afişler.. yani arkası boş bir yapım olmadığı aşikar. gerçekten üstünde uzun düşünülmüş detaylar var.
anna paquin bu role hiç gitmemiş bence, kitabı da okuyan biri olarak, hiç arada -sarı saçlar haricinde- benzerlik olduğunu düşünmüyorum, zaten oyuncuları kim seçtiyse erkeklere sömert davranmış, eric, jason, sam, rene, bill örneklerinde olduğu gibi. hele 25 lerinde olduğunu bastırarak söyleyen taramızın gerçekte 37 olduğunu öğrenince ohş dedim.
bu senekigolden globe ödüllerinde de en iyi tv dizisine aday gösterilmiştir.
eşinize dostunuza tavsiye etmeyin efenim bu diziyi. sonra yeğenleriyle arkadaşlarıyla topluca izleyip hepsinin yanında kıpkırmızı kesilince dönüp size saldırıyorlar. kendi başınıza izleyin. bad things dinleyin falan.
gelmiş geçmiş en iyi jeneriklerden birine sahip dizi. mad men'in jeneriğiyle yarışır o derece. ancak kalite açısından aynı şeyi söylemek pek mümkün değil gibi. konusunun enteresan olduğu kesin ama güzel mi değil mi henüz anlayamadım açıkçası. ha yeni buffy*'miz olabilir mi? asla hayır tabi ki.
sneak peek'de izlediğimiz üzre yeni sezonda bünyesine yeni yaratıkların katılacağı dizidir.sookie ve arkadaşı tara'yı daha çok çığlık atarken görmek isteyenler için iyi haber olsa gerek.
'hayallerimiz vardı bizim, yurt dışına gitmek mesela, bisikletle ege turu yapmak, çadır kurmak bilmediğimiz dağlarda, okulu bırakıp senaryo çalışmalarına başlamaktı örneğin hayalimiz...'
ayrı düştük; şimdi hayallerimiz de pamuk ipliğine bağlı tutunmaya çalışmakta yakamıza, farkındayız zor bu saatten sonra herşeyi geri getirmek, yurt odasının loş ışığında çektiğimiz cigaraların odayı saran kokusunda kurulan hayalleri, gece yarılarından sabahın ilk ışıklarına kadar süren o sohbetleri yitirdik apartman boşluklarında ve yitirdik onun gurur takıntısında...
birinci sezonda hiç bir atraksiyonunu görmediğim sıkıcı dizi. dizi boyunca bolca sevişme sahnesi mevcut olduğundan doğru düzgün senaristlerin konuyu toparlayamadıkları aşikardır. sevişme sahnelerine bolca araya serpiştirmelerindeki amaç acaba nedir hala merak konusu. sanıyorum ki 2. sezonda daha akıllıca bir çalışma yapabilirler diye tahmin ediyorum.
çok bereketli bir dizi bu. tek bölümünü izlemeden egotasticten takip etmeme rağmen haftalık mastürbasyon malzemesini çıkartmayı başarıyor. yanlışlıkla bir bölümüne denk gelsem dehidrasyondan bayılıp kalırım diye korkuyorum.
daha önceden zerre ilgimi çekmemiş olan vampirlik temasının, dizinin albenisiyle birleşmesi sonucu; ilk 4 bölüm itibariyle top 10'uma girmiş bulunuyor true blood.
dikkatimi çeken bir detay da; dizide nerdeyse beyaz herkesin zenciler gibi konuşması, zencilerin de ekstra zenci gibi konuşması.yo no man!
efendim artık olay sadece vampir mitolojisinden çıkmış, yunan tanrılarına kadar dayanmıştır. domuzlu hatun ne ayak demekten kendimi alamıyorum, aşk tanrıçası afrodit olduğuna dair ciddi şüphelerim var. 3. bölümde inek kafalı tırmık elli yaratık görmek de nasip oldu ya, daha da birşey denmez bunun üstüne..