trento   

adana çık aradan

  1. göt kadar bi yer afedersin.

    ulan ucurtma 10 gündür ordasın yaza yaza bunu mu yazdın derseniz de cevabım şudur: evet.
    (ucurtma, 11.09.2006 21:02)
  2. an itibariyle 15 günümü geçirdiğim küçük kendi halinde italyan kasabası. saat 12'de her yeri kapanan, pazar cumartesi gibi eğlenceli olması gereken günlerde hayaletşehi tribine giren, trentino adlı özerk eyalete bağlı yer.

    şehir merkezinde otobüs ve tren istasyonlarının yanyana bulunması ve en uzun mesafeli otobs yoluluğunun 20 dakika sürmesi sanırım aklınızda bişey canlandırır. bölgede üniversite sezonunun açılmasıyla bir canlılık başlar çünkü sadece yüzbin kişilik olan nüfusa 20 bin kişilik bi öğrenci ordusu katılır. geceleri en gral mekan saat 1 de kapatır. zaten son otobüs 23.30'dadır. geceleri parti veren öğrencileri bezdiren polis çağıran amcalar teyzeler can sıkmaya daha 2. haftadan başlarlar.

    merkezde bulunan dante meydanı bildiğin "atatürk bulvarı" havasındadır. bi heykel etrafında ne kadar garabet, işi gücü olmayan, çapulcu, şarapçı varsa burda takılır. yerden izmarit toplayanından tut, "hajı bi yuro varmı bi yuro" diyen punkçı gençlere kadar fiks meydandır.

    otobüs duraklarında içilmemiş sigaralar vardır.

    kasaplarının vitrinlerinde götüne karanfil sokulmuş kuzular yoktur.

    otobüste gidip gelirken bir insanı kısa bir süre içinde birden çok görünce selam vermek zorunda olmak psikolojisi çerçevesinde iki üç yolculuk sonunda bi türlü ölemeyen teyzelerle ahbap çavuş muhabbeti kurulur.

    her taraf orman morman dolu. karadenizin renklerinin yerini hiçbir zaman tutamayacak bir bitki örtüsü bizim gibi metropolit insanların hep aradığı "pastoral dünya arzusu"nu çok rahat karşılar. bi süre sonra "lan bu bira 33'lük??" diyerek algının açılmasıyla isyan bayrakları dalgalanır.

    daha önceleri avusturya egemenliği altında bulunduğundan daha bir barok, gotik etkiler görülür etrafta. özellikle kiliselerde (ki güzelim istanbulumun silüetine baktığımızda gördüğümüz camilere "ne gerek var yaw" deriz.burda göt kadar mekanda 8 tane kilise var köyleri falan saymıyorum) italyan değil de alman mimarisi kokusu alınır. (çok anlarım mimariden. infodan aldığım kitapçığı çeviriyorum direk)

    povo borino dolayları genelde mühendislik fakültesi öğrencilerine ayrılmıştır. ne gariptir ki burada da mühendisler her türlü dünyevi zevkten mahrum kalsınlar diye allahın sktrettiği yere fakülteyi konduruvermişlerdir. (bir paket sigara alabilmek için 2 km yol gitmek gerekiyo mk)

    erasmus öğrencilerine bakarsanız trento tam öğrenciler için yapılmış bi yerdir. fakat bu anketin yapıldığı çevredeki erasmus öğrenclerinin tümü merkezde kalmaktadır. (bkz: kota dışı anket)

    bir kere olsun "kaptan orta kapı!" diye bağırmak nasip olmayacak otobüslerde iniş sadece orta kapıdan.

    otobüslere istediğiniz kapıdan binebiliyoruz. bileti de içerdeki makinaya bilinçli vatandaşlar olarak okutuyoruz. (yok lan ne okutucam sömürüyorum ibneleri)

    her neyse efendim şirin olmasına şirin ama bunalım bi memleket. 15 milyonluk kaosun içinden böylesine piisful bi yere gelince bocalama doğal oluyor. büyük ihtimalle de burada bulunacağım süre içerisinde adapte olamayacağım

    bi de en sevmediğim yönü herkes italyanca konuşuyor bi sik anlamıyorum.bu arada o kadar sıkıcı bi mekan ki kıçımı yırttım iki üç tane komik şey bulayım diye maymun oldum.

    taharet musluğu olayına girmiyorum.sonra.
    (ucurtma, 17.09.2006 19:39 ~ 19:48)
  3. az çok italya'dan veya italyanca'dan haberdar olanlar bilirler ki italyanlar ikiye ayrılır:
    1. tatilde deniz kenarına gitmeye sevenler
    2. tatilde dağa, kıra, bayıra çıkmayı sevenler.

    işte bu ikinci tip italyanların tatil yeridir trento. dolayısıyla her tarafı denizle çevrilmiş olan italya'da yurtdışından bakanlar için pek de cazip bir yer değildir alplerin başlangıcında kalmış bu küçük şehir. fakat bizim bu ikinci tip italyanlarımız hava ısındı mı soluğu bu bölgede alır. tek tatil ayları olan ağustosu trento'nun dağları arasında üzüm bağlarını seyrederek geçirir.

    evet alabildiğine üzüm bağıdır. eylül en güzel dönemidir bu bağların. olgunlaşmış, toplanmayı bekler üzümler. bizim bu trentolular da toplar, bir de üstüne üzüm festivali yapar, dağıtırlar herkese. bildiğiniz okul çocuklarının değişik kostümler giydiği üzüm dolu süslenmiş arabalarla tarihi merkezde üzüm dağıtarak dolaşıp, duomo meydanında bir takım gösteriler yaptığı festivaldir bu. (keşke buraya fotoğraf da ekleyebilsek).

    e, bu kadar üzümün olduğu yerde ne olur? şarap olur. ama öle damacanalarla tüketilenden değildir trento'nun şarabı. küçük şişelerde şık şık paketlenip, fahiş fiyatlara satılandandır ki tadına bile bakamamışızdır.

    peki hep mi bu küçük şehirde durur buraya gelenler? yok. durmazlar. dedim ya alpler diye, vadilerle ve göllerle çevrilmiştir bölge. güneybatıda garda gölüne sınırdır, görülmeye değerdir. gölün biraz kuzeyinde termeler bulunur, hamam severler için. kuzeybatıya çıkınca ise val de sole vardır ki, sonbaharda muhteşem kent mobilyaları ve peyzaj tasarımlarının arasında saatlerce bakar kalırsınız ormanların rengine. kış ayları içinse ideal kayak merkezidir. kuzeyde tam bir alman şehri olan bolzano vardır, tepedeki kalesi görülmelidir. doğuda bulunan caldonazzo gölünün kıyısında çimlere uzanarak güneşlenilir, dağ manzaralarına karşı yüzülür. ve yine termelere rastlanır. güneydoğu ucundan çıkıldığında ise alpler geçilmiş, venedik'e doğru uzanan ovalara gelinmiştir.

    ve tekrar kent merkezine dönecek olursak, şehircilerin, mimarların, peyzajcıların ve kent mobilyalarıyla ilgilenen entascıların görmesi gereken şehirlerden biridir trento. çünkü hem küçük hem de italya'nın en zengin yerlerinden biridir. dolayısıyla adamlar uğraşmışlardır tasarımla. tarhi merkezde yol ve kaldırım kaplamaları bölgenin kendi taşlarından yapılmıştır. üzerinde eskiden denizin içlere kadar uzanmasından dolayı salyangoz gibi bir takım canlı fosillerinin izleri vardır. döşeyen ustalar da bunları bozmamış, kayılmasın diye üzerine attıkları tırtıkları atmaya gerek görmeden olduğu gibi döşemişlerdir. araç trafiğinin sınırlandırılmış olması ve yaya trafiğinden ayrı tutulması diğer italya kentleri gibi yaşam kolaylığı sağlar. üstelik kuzeyindeki kent bolzano birinci trento ikinci sırada olmak üzere italya'nın en çok bisiklet kullanılan ve dolayısıyla trafiği bisiklet yollarına göre de düzenlenen kentleridir.

    kentli profiline bakacak olursak, üniversite öğrencisinin yoğunluğu dikkat çeker. sosyal etkinliklere duyarlı, katılımcı bir gelenek vardır. yaklaşık 3 yaşından itibaren herkes buz pateni yapmayı ve kayak türevleri sporları bilirler. dolayısıyla daha sahaya çıktığınız anda sizin oralı olmadığınız herkes tarafından anlaşılır.

    konuşma aksanları ne dediklerine bakmayıp sadece dinlediğiniz anda komik gelir insana. melodik ve değişik bir vurgusu vardır. ç, ş seslerini bastırarak konuşurlar. ve cümleyi sırf vurgusundan dolayı anlayamazsınız.

    evet benim de bir yanım kütahyalı. bir evliya çelebi geni taşıyorum zannımca.
    (cappuccetto verde, 21.06.2007 14:21 ~ 15:17)
  4. alplerin yakınındaki italyan şehrine benzemeyen italyan kasabası.
    (nicknicktir, 06.03.2008 01:09 ~ 20.06.2008 12:43)