|
|
- disco’dan bu yana çıkan elektronik dans müziklerinin çoğu amerika’da ortaya çıkmış ve avrupa’da gelişmişti. alman kökenli trance bu noktada bir istisna oldu. 90’ların başında house ve techno kendilerine belli bir yer edinmiş, acid house’un ortaya çıkışından sonra avrupa’da ve amerika’da ardarda yapılan büyük rave partilerle dans müziği hardcore etkisine girmişti. arayış içindeki müzisyenler hardcore’dan uzaklaşırken oldukça farklı yönlere gittiler. hardcore’a tepki sayılabilecek ambient, idm (intelligent dance music) gibi türler ortaya çıktı, techno avant-guarde ve minimal bir yola girdi. trance de bu arayış döneminin bir sonucuydu.
sihirli formül...
trance, 20 yıllık bir elektronik dans müziği zincirinin son halkalarından biriydi. electronic new wave, industrial, techno, acid house, 80’lerin psikadelik müzikleri gibi birçok kaynaktan besleniyordu. 20 yılın deneyiminden güç alan trance, son derece özgün ve yeni, bir yanıyla da insanlık tarihi kadar eskiydi. ilkel kabilelerden günümüze farklı kültürler ve dinlerde birçok noktada yeralan müzikle transa geçme geleneği, trance müzikte teknolojiyle buluşuyor, kabul görmesi kaçınılmaz bir formül gerçekleşmiş oluyordu.
hardcore ve rave’in yaygın olduğu bir zamanda ortaya çıkan trance, başlangıçta oldukça sert ve soğuktu. tempo ve ritmik yapı olarak techno’ya benziyordu. güçlü bas melodileri üzerine, acid house’un ortaya çıkmasına sebep olan tbr-303 ve çeşitli synthesizer kaynaklı seslerden oluşan üst melodiler trance’in belkemiğini oluşturdu. bu dönemde avrupa’da yaygın olarak dinlenen “euro” ya da “club” denen melodik bir house türevi de trance’in gelişiminde etkili oldu. euro’da tekrar edilen canlı ve duygusal melodiler, trance’te birtakım değişimlere uğrayarak neredeyse durmaksızın devam ediyordu. genellikle parça beat seviyesinin düşmesiyle bir noktada duruluyor, dinleyici melodiye odaklanıp bekletildikten sonra, beat canlanmış ve yenilenmiş bir halde tekrar müziğe giriyordu. böylece takip edilen melodi uzatılarak müzikte bir anlatı ortaya çıkıyordu.
frankfurt acperience...
1991 yılında dj dag lerner ve rolf elmer’ın “dance2trance” parçası trance müziğe adını verdi. bu sırada frankfurt kökenli harthouse, eye q records, r&s gibi label’lar trance’in gelişiminde önemli rol oynadı. harthouse’u kuran sven vath, heinz roth mathias hoffman bu yönde çalışmalar yaptılar. lerner ve rolf’un “we came in peace” ve hardfloor’un “hardtrance acperience” adlı parçaları erken dönem trance sound’unun belirleyicisi oldu. arpeggiators, spicelab, barbarella, oliver lieb, cosmic baby gibi isimler ardarda trance prodüksiyonları yaptılar.
ingiltere’den goa’ya...
paul oakenfold gibi dj’ler sayesinde ingiltere’de popülarite kazanan trance; acid trance, hard trance, ambient trance gibi alttürlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. avrupa’dan hindistan ve tayland’a kadar ulaştı, psytrance ve goatrance gibi belirgin ve güçlü bir yola girdi. fransa’da robert miles, bt ve sash gibi prodüktörlerin çalışmaları; almanya’da ise dj taucher ve paul van dyk gibi dj’lerin etkisiyle trance bugün dinlediğimiz haline yaklaşmaya başladı. sasha ve john digweed new york’taki twilo adlı kulüpte amerika’yı trance’le tanıştırdılar. 90’ların sonuna doğru vincent de moor ve ferry corsten gibi isimlerle trance mainstream chart’lara girmeye başladı. “carte blanche”, “out of the blue” gibi parçalar dünya çapında hit oldu. insanların bir zamanlar burun kıvırdığı trance tüm dünyayı sardı ve elektronik dans müziğine büyük ölçüde hakim oldu. trance yaygınlaştığı ölçüde kötü taklitler ve seviyesiz prodüksiyonlar da arttı. toplama trance albümleri kamyon dolusu satmaya başladı, her yıl yenilenen anthem’leri televizyondaki programların jingle’larına kadar girdi.
progressive yönelimler...
2000’lere doğru artık yılın dj’leri sıralamalarında sasha, digweed, paul oakenfold, paul van dyke gibi trance üstadları en üst sıralarda köşe kapmaca oynuyordu. onlar trance’in temel özelliklerinden ayrılmadan tarzlarını geliştirmeye, farklı türleri de müziklerine katmaya başladılar. ortalıkta dolanıp duran neşeli ve yüzeysel taklitlerin aksine, gitgide daha karanlık ve house’a yaklaşan soundlara doğru ilerlediler. progressive trance’le beraber trance, pop müziğin vokal gücünü de arkasına aldı. yapılan her yenilik bambaşka bir sonuç ortaya çıkardığından birbirinden son derece farklı soundlar gelişti ve trance etrafında dolanan dj’ler büyük ölçüde kişisel ve özgün tarzlar oluşturma imkanı buldular. tiesto, atb gibi yeni isimler boş kalan anthem sahasını doldururken, steve lawler, sander kleinenberg gibi isimler trance içinde farklı yönler çizdiler.
hare hare...
trance müziğin temelini oluşturan, insanı bir tür transa sokan yapı aslında müziğin temel özelliklerinden biri. bu özellik doğanın seslerinde de, hayvan seslerinde de, reggae’de de, bach’ın kanonlarında da var. bu özellik tekrara ve takip edilebilen bir melodiye bağlı. tekrarlar sıkıcı görünse de insanı transa sokan şey, bu sıkıcılığın kendisi. afrika kabile müziği, sufi müziği, ve birçok dindeki ilahiler de bu özelliği taşıyor. budizm’deki mantralara, hare krishna’ların ayin müziklerine baktığımızda sürekli tekrarlar ve belli bir melodi üzerindeki varyasyonların insanları güçlü bir şekilde etkilediğini görüyoruz. bu yapı dinleyicinin zihninde ayrıksı bir trans alanı oluşturuyor ve kişi varyasyonları takip ederken düşünme sürecine girerek bir iç yolculuğa çıkıyor. belli belirsiz sesler dinleyicinin dikkatinin hassaslaşmasına yolaçıyor. müziği oluşturan seslere belli anlamlar, roller yükleniyor ve melodinin akışı içinde bir anlatı oluşuyor.
kemerlerinizi bağlayın...
diğer müziklerde melodi kısa tutularak tekrar edildiyor. trance’te ise melodi bütün bir şarkıya yayıldığından parçanın içindeki anlatı kendi içinde giriş, gelişme ve sonucu olan anlatı bir öykü oluşturuyor. bu öyküler planlı bir set içinde anlamlı bir bütün olarak dizildiğinde ve işlendiğinde ise müzik dinleme deneyiminin kendisi bir iç yolculuğa dönüşüyor. üstelik malzeme aynı olsa da her dinleyici kendi zihninde kendi öyküsünü oluşturduğundan trance etkileşimli olma özelliğini de taşıyor. bu nedenle partilerde ve kulüplerde kalabalığı yönlendiren, yolculuğa çıkaran dj’lere halk arasında “pilot” adı veriliyor. insan psikolojisi, ortamın atmosferi, enerji etkileşimi trance konusunda son derece önemli. dolayısıyla, kendini müziğe katmayı reddeden dinleyiciler dj’i, suya götürüp susuz getiren dj’ler ise dinleyicileri üzüyor. pagan toplumlarında şaman davullarıyla yapılan trans ayinleri günlerce sürerdi. şimdi de kulüplerde ve partilerde teknolojinin şamanları olan dj’ler iç yolculuklarımıza yön veriyor. olumlu şartlar altında gerçekleşen bir trance partisinde ise bu yolculuğu kendine dair bir çok şey öğrenmiş, duygularına isim vermiş, hayat deneyimi edinmiş ve bunları tek bir söz söylemeden insanlarla paylaşmış olarak sonlandırmak mümkün. yapmanız gereken tek şey gözlerinizi kapayıp kendinizi açmak...
(bkz. http://www.preclub.com/...)(scar, 08.03.2004 00:47 ~ 00:51)
- (bkz. paul van dyk)
(bkz. armin van buuren)
(bkz. johan gielen)
- elektronik müzik türünün en güzel örneği.arkadaki beatler kesik ve doludur.rhytm sequencer ile yapılan baslar olaya ayrı bir güzellik katar.bu tarz müzikten hoşlanmayana bile kendini sevdirir.
(bkz. copy paste)*
(bkz. fruity loops)
(bkz. kılabır)
- saf eğlenceden başka bir şey vaadetmeyen elektronik müzik türü. kişiye özeldir. anlamayanların kesinlikle üzerine yorum yapmaması lazımdır*.
(evrim, 28.04.2004 11:46)
- son on yılın en popüler elektronik müzik türlerinden bir tanesi.insanlar uzun beatlerde transa geçip kendilerinden geçtikleri için trance adını almıştır.hollandalıların tekelinde sayılır.alt türleri vardır goa trance, psychedelic trance, progressive trance vb.türün en önemli temsilcileri
(bkz: dj tiesto(bkz: paul van dyke)
(bkz: armin van buuren)
(bkz: ferry corsten))
- (bkz: trans)
- sözlük anlamı ,kendinden geçme olarak karşımıza çıkan trance ; eski şaman topluluklarının şamanlarına yaptıkları , etnik kökenli müziktir.günümüzde trance müziğin bu kadar tutulmasındaki yegane sebep budur.o ruhu alıp elektronik müzik ile kaynaştırmak mühtiş bir başarıdır. trance müzik , var olduğu günden beri bu başarıyı hakedecek değeri her zaman görmüştür ve görecektir.
- www.tr-ance.com
- insanı başka alemlere uçuran, dinlendikçe dinlenen, delisi olduğum müzik türü..
- popülaritesini yavaş yavaş vocal trance'e devreden sihirli formül... en şık örnekleri http://di.fm/... adresinden dinlenebilir.
- (bkz: in trance)
- adı gibi transa geçiren, bir müzik türünden öte yaşam şekli.
- dj tiesto, armin van buuren, ferry corsten, paul van dyk gibi dj lerin günümüzde temsilcileri oldukları müzik türü. geçtiğimiz seneyle beraber pakito'da kanımca bu gruba dahil olmuştur. dinlemekten zevk aldığım, hastası olduğum müzik türüdür.
- her ne kadar clubber müziği gibi gözükse de durum öyle değildir. türkiye'de çok çarpıtılmış, bir çok yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. avrupa'da çok sayıda özellikle ibiza ve amsterdam'da bu türün dinleyicileri ve house party organizatörleri bulunmaktadır. ilk avrupa'da tanımlanmış clubber kavramı da ülkemizde maalesef yozlaştırılmıştır.
bir tarafta ortaköy, kuruçeşme gibi gece hayatının etkili olduğu bölgelerde bulunan club ve discolarda bu clubber olarak nitelendiren kişiler serdar ortaç, hande yener, tarkan, mustafa sandal gibi şarkıcıların eserlerini trance olarak algılamakta ve büyük hata yapmaktadırlar. buralarda yapılan müzik pop ve çeşitli altdalları olmasına rağmen trance olarak nitelendirenler az değildir.
öbür tarafta taksim clublarında yurdum krobırları papichulo ve cıstak müzik dediğimiz ilginç müzik türleri ile coşmakta, adeta ortamlara akmaktadırlar. burada bahsedilen müziklerde trance tanımına zarar vermektedir. peki öyleyse trance nedir?
trance tiesto, armin van buuren, paul van dyk, paul oakenfold, carl cox, sasha, john digweed, infected mushroom, deep dish gibi kişi ve gruplarca layıkıyla yapılan bir müzik türüdür. burada amaç dinleyicileri müzik dışında bir şeylere gerek kalmaksızın( bu olay junkieler tarafından genelde es geçilerek konser ve partilerde su tüketiminin artmasına neden olur) beyni transa sokmaktır.
- 90'lı yılların başında oluşmaya başlayan genellikle 130-150 bpm aralığında olan, şu anda dünyadaki en populer elektronik müzik türlerinden biri olan insanı kendinden geçirdiği sölenen (ki dorudur) müzik akımı. türkiye de malesef clubbing denilen kavram yüzünden genelde yanlış anlaşılmış ancak son yıllarda dünyaca ünlü djlerin ülkemize gelmesiyle kendini yavaş yavaş tanıtmaya başlamıştır. ancak ne yazık ki bir kısım patlangoç zihniyet yüzünden müzik deil daha çok partilerdeki başka alemler daha çok rağbet görmüştür.
son dönemlerde tech akımına kendini iice kaptırmış müzik türüdür ayrıca
(bkz: tech trance)
- nuxx , neorix, majkel, defactiva, trancesx
- (bkz: shpongle)
(bkz: infected mushroom)
(bkz: ott)
|