genellikle türk erkekleri üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğuna inandığım kızlardır. genellikle bir göçmenlik sonrası yurdumuza yerleşmiş olmakla birlikte edirneli ise mavi gözlü alımlı, tekirdağlı ise samimi ve dobra kırklarelili ise sevecen ve asi olmaktadırlar. dikkat gerektirirler. istanbul'un ve çanakkale'nin avrupa yakası kızları trakyalı kız özelliği sergilemez.
yemek yapmayı beceremezler. ya pırasa yaparlar, ya da brokoli. et yemeklerinden zerre kadar anlamadıkları gibi, kuzu eti ile sığır etini dahi birbirinden ayıramazlar. yumurta kırmayı da beceremezler. en iyi becerdikleri şey, superfresh'in hazır doğranmış ve şoklanmış patateslerini kızartmaktır; eğer onu da yakmazlarsa tabi...
sanılanın aksine çok iyi yemek pişirebilen,istisnanın kuralı bozamayacağı kadar iyi bir mutfak kültürüne sahip olan,çoğunlukla et yemeklerini seven,hamarat,düzenli ve gezmeyi,eğlenmeyi çok seven,bazen çok burnu havada görünen fakat tanıştıktan sonra fikrinizin değişebileceği kız türü.ayrıca sarışın veya esmer diye bir genelleme yapılamaz çünkü her tip kız vardır,seç beğen aldır.ama hepsi ayrı güzeldir
(bkz: çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır)
büyük çoğunluğu her açıdan renkli gözlerle bakarlar dünyaya, (hem renkli gözleriyle hemde renkli bakış açılarıyla). güzel süslü ve bakımlıdırlar. trakya sınırları içinde çok rahat giyinip hareket edebilirler. erkek arkadaşları ile ilgili çok rahat aileleriyle konuşabilirler. evlenene kadar sürekli çeyiz yaparlar. 17-18 yaşına geldiklerinde potansiyel gelin sayılırlar ve aileleri vermezse sevdiğine kaçarlar. evlendikten sonra gittikleri her yere düğününde takılan bütün takıları takıp ayaklı kuyumcu gibi gezerler. trakyalı olmayan erkekler onları çok rahat, açık saçık giyinen, hafif kızlar olarak görür ama yaklaşmaya çalıştıklarında böyle olmadığını acı bir şekilde anlarlar. onlar için artık çok geçtir, çoktan aşık olmuşlardır bile. genellikle okuyabildiği yere kadar okutulur çünkü trakya'da kızlar okutulmaz diye bir şey yoktur, tam tersi kızlar daha fazla okutulurlar. rakı içerler, hatta bir erkekle kapışabilecek kadar sağlam içerler. roman havasında çok güzel oynarlar. trakyalı kızlarla evlilik, birliktelik zordur, tabi eğer trakyalı değilseniz. çünkü trakyalı kızlar eli maşalı olurlar, ilişkilerinde söz sahibi olurlar.
(bkz: kendimden biliyorum)
doğu, iç anadolu insanlarıyla tanışınca "nasıl yani" tepkisini verebiliteleri yüksektir. avrupa'ya yaklaştıklarından mıdır yoksa zaten çoğu avrupa göçmeni olduklarından mıdır, ailelerinin de bakış açıları oldukça renklidir. küçük ilçelerde bile meşru şekilde dışarda içerler. istanbul'da içki konusunda caka satarlar*. okurlar*. sıradışı düşüncelere pek tepki vermezler, açık giyinirler. ege kızlarıyla benzer özelliğe sahiptirler.
bu tasvirler tipik trakya insanını temsil etmektedir. trakya insanı başlığına da yazılabilir. bol adet "karşılaştırma sonucu değerlendirme" içermektedir.
karşıdan bir kız gelmektedir, saçlar sarı gözler renkli... tam aşık olmak üzeresinizdir, yanınıza gelmeden önce müthiş bir parfüm kokusu tamamlar bu güzelliği ki o ne, kız konuşur, ve daha kötüsü siz onu duyarsınız:
-çarşıda ne yapicez be ya???
kaçarsınız, uzaklaşırsınız, geri döner bakar kaçarken bile o güzelliğe yeniden aşık olursunuz.
(bkz: bandırmanın kızları)
ilk bakıldığında soğuk gelirler ama tanıdıkça sıcaktırlar.eğer olurda bir cafe veya bir yerde bakışırsanız ama gidip tanışmazsanız bi daha bakmazlar,kendine güvenen medeni cesareti yüksek erkeklerden hoşlanırlar...
rahat kızlardır..kasmazlar , ağır satmanın da bi satma türü olduğunu bilirler bundan mütevellit dandirik soğuk sucak oyunlarına girmezler..çekirdek çıtlarken içki içip üstüne sarhoş olmayıp meyve getirirler..iyidirler..yaşamayı bilirler..
muhacir* ve pomak kırması bi edirneli olarak içinde bulunduğum gruptur. sıcakkanlı, rahat, neşeli, güzel, güleryüzlü hatunlardır bunlar. neşeleri ve beceriklilikleriyle* hem eğlenilecek kız hem evlenilecek kız kategorilerinin ikisine birden dahildirler.
bir adet doğu anadolu bölgesi ve bir adet iç anadolu bölgesi erkeğini madara etmiş kızlardır.
ortamda iki adet yeşil gözlü, beyaz tenli, ince uzun ve kumral trakyalı hatun ve iki adet kocaları vardır. kocalar bir olup trakya insanını eleştirirler, içkiye düşkünlüklerinden (içki masasında), çalışkan olmamalarından girip, umursamaz rahat yaşamlarından çıkmıştırlar. trakyalı kızlar gayet sakin ve rahat bir şekilde onları dinlemektedirler. sözleri bitince trakyalı damarı kabaran kızlardan biri;
- ikiniz de trakya ya göç gelmişsiniz, ikiniz de burda iş kurmuş trakya da karnınızı doyurmuşsunuz, sonra ikiniz de burda gözünüzü gönlünüzü açan beyaz kızları görüp aşık olup evlenmişsiniz ve hala ne konuşup durursunuz?
gecenin sonunda iki adet mağlup ve mahçup anadolu erkeği sus pus otururken karşılıklı kadeh tokuşturan iki adet trakyalı hatun zevkli sobbetlerine devam etmektedir.
sanılanın ve gösterilenin aksine ''bea.. yav..'' gibi kelimeleri kullanmayan kızlardır..
hatta kullanmazlar dahi diksiyonları çok düzgündür..çoğu göçmen olduğu için her türlü dilin konuşma havasına rahatça girebilirler..
çok güzellerdir bea, o yüzden tehlikelilerdir.
bir kere severseniz önünüzde iki hayat seçeneği kalır, oda ona bağlıdır
oda sizi severse mükkemmel bir hayat geçirirsiniz
ama sevmezse tüm hayatınız boyunca rakı şişesinde balık olursunuz
(bkz: rakı şişesinde balık olmak)
hele sizde trakyalıysanız o zaman tekirdağ şişesinde balık olursunuz (işte bu bittiğiniz andır)
(bkz: tekirdağ rakısı)