|
|
- (bkz: asan, hayva ye)
- her yazını şarköy'de geçiren bir trakyalı olarak, bu olgunun yalnızca konuşma dilinde kalmadığını ekleyebilirim. "ayırlı bayramlar" şeklinde çok telefon mesajı almışımdır, ya da "satılık harsa" şeklinde tabelalar görmüşümdür, gülmüşümdür. ayrıca trakyalı pek çok arkadaşın ismini "andan" sandığı "handan" isimli arkadaşım da olmuştur. nasıl ki her coğrafi bölgenin dil yapısında, ağzında türlü özgünlükler varsa, trakya bölgesinin konuşmasında da h olgusundan fazlası vardır ve bunda bulgaristan'dan göç etmenin ve bulgar - rus dillerinin etkisi büyüktür. ramazan kelimesini "ıramdan", cevdet'i "cevcet" şeklinde telaffuz etmeleri - istanbulda yaşamasaydım ben de öyle telaffuz edecektim - ve sürekli geniş zamanlı konuşmaları (- naparsın beya?) en belirgin örnekleridir.
- (bkz: amburger)
- bana en yakın örnek babamdır. şivesi gayet normal olmakta birlikte "h" harfini fütursuzca kullanmaktadır. var olan yerde yok sayıp olmayan yere koymak genel özellik. ayrıca aynı kelimedeki "h" harfini söylemeyip 1 saat sonra söyleyebilmektedir. bilimin açıklama getiremeyeceği bir olgudur kanımca.
- hayatın içinden bir örnek için:
http://img503.imageshack.us/...
"özelliği" kısmında kullanılan ibareye dikkatinizi çekerim.(finch, 06.09.2006 17:00 ~ 17:07)
- http://img46.imageshack.us/...
trakya üniversitesi güllapoğlu yerleşkesi içindeki büstün yandan kısmi görüntüsü. gerçektir bizzat ben çektim..
- (bkz: ansvoralberg) *
- itüdeki matematik hocalarında kısmen de olsa gözlemlenmiştir.limit konusunda sık sık geçen
"h" harfini "aş" şeklinde okumaları bütün matematikçilerin trakyalı olduğu intibası uyandırmıştır şahsımda.
- (bkz: hi5 e aybeş demek)
- trakyalıların nicklere konu olmuş bir deyişi vardır hani. belki konuyla ilgilidir
(bkz: epten aykırı gider be yav)
- gözümde gırtlak yapısı farklılığından kaynaklanan bir özellikten başka birşey değil bu olay. tekirdağ'da doğup büyümeme rağmen , ne annem ne de babam trakyalı olduğu için kendim bu özelliğe sahip değilim , aaağyır beya değilim. bu gayet normal gibi dursa da tam aksi bir durum var ki annesi uzunköprü , babası tekirdağ'lı olan bir tanıdığım hayatında bir iki yaz tatili dışında trakya'ya uğramamasına rağmen trakya insanının alfabemizin onuncu harfiyle arasındaki bu enteresan ilişkiye iyiden iyiye sahip. bu sebepledir ki bu olayın kalıtımsal olduğuna dair ciddi bir dogma sahibiyim.
(bkz: adi ordan be ayvan)
(bkz: üsmen dayı)
- (bkz: havrupa un devleti)
- bir trakyalı arkadaşımın bulunduğum şirkete gelmesi ve evini aramak için bana telefon konsolunu işaret edip "burdan kaçla at alınıyo" (9'a basarak dış hatta geçme isteği) demesi ve gülme krizlerine neden olan olgudur.
(iddqd, 15.04.2007 17:39)
- (bkz: ayrabol a gittim hayran içtim ayran kaldım)
orjinali:(bkz: hayrabolu ya gittim ayran içtim hayran kaldım)
- fransızlarda da buna benzer bi olay vardır.h harflerini pek bi yutarlar onlarda
- vakti zamanında anlamlandıramayıp babamdan bu vakayı açıklamasını istediğimde 'baba ben de trakyalıyım ama neden h leri söyleyebiliyorum' diye sormuştum. babam 'onlar okul eğitimi almamış insanlar yaşlılar falan' demişti. tabi küçüktüm daha, babam öyle diyorsa öyleydi.
sonra aradan seneler geçti ben kocaman oldum. eğitimimin 'okul' kısmını da iyice sindirdiğim zamanların birinde uşak a düştü yolum. yemek yemeye girdik bir yere. yemek siparişimi verdim, servis elemanı içecek olarak ne istediğimi sorunca ben gayet düzgün bir ses tonuyla 'ben bi hayran alıcam ' dedim. masadakiler koptu. eleman bozuntuya vermemeye çalıştı. ben de koptum kendime tabi. içgüdüseldi. ömrü trakya nın bağrında geçmiş olan ben ,orda tek bir h gafı yapmamış olan ben, anadolu toprağına geçince birden ilkel köklerime dönmüştüm. o zaman anladım ki babam da yanılabiliyormuş, ayrıca olay da 'eğitim' le bitmiyormuş. kanmış efendim, çekermiş.
- " özbilincin hafızanın tinsel katmanından ve soyut özlükten ayrışması ile, ilkesel ışığı arı olarak tüm semantik bağlamlardan bağımsız bir şekilde apaçık görmek mümkün olur. bu varoluş hali soyut ayrışık-bütünleşik sürecin bir parçası olarak trakya sıfatıyla varolmakta ve kültür altbilinci ile diyalektik bağlamda tanımlanan gölgeyi sahiplenme, kendini tanıma evresi olarak bir görüş ve çözümleme içeriğine bürünür. trakya bir sözün söyleniş biçimi olmaktan çıkıp bir imgenin bütünlüğüne ve bütünlüğün anlam dünyasındaki izdüşümüne bürünmesiyle h olgusu altdünyayı ışıktan ve özden ayırmaya başlar. bu bağlamda h olgusunun bütüncüllüğü trakya katmanından bağımsız olarak düşünebiliyorsa da bu özün tözden önce geldiği varsayımına tamamen ters düşer. "
hegel, georg wilhelm friedrich "trakya ve h olgusu" quarterly journal of philisophy 1876.
- h özürlülüğü vardır.hiç bir zaman doğru söyleyemezler.
|