|
|
- hayata bakışımızı şekillendiren şeydir tam olarak.
ne büyük mutluluklar ne de büyük başarılar... sanırım insanları en çok etkileyen şeydir trajedi.
kahramanlık veya alakasız bile olsa büyük aşk kavramı trajedilerle kazınmıştır kafamıza. yüzlerce savaşçıyı deviren görevini yapan ve evinde huzurlu bir şekilde ölen kişi asla hikayelere ilham kaynağı olmaz bir kaleye tek başına saldırdığı rivayet edilen adam kadar.
veya bizim beynimizde, hiç bir aşk çekici değildir boktan bir şekilde bitmemişse...
eşiyle 90 yıl hiç kavga etmeden yaşayıp mutlu bir şekilde ölen adamın hikayesini kimse bilmez. fakat şizofrenleşip çöllere düşen mecnunun hikayesi ağızlara sakızdır. içinde acı vardır, içinde başarısızlık vardır. sonuçta durum kötüdür.
büyük aşk kavramı hep trajediyle özdeşleşmiştir... insanlar farkında olmasa bile trajedilere hayranlık beslemiş ve yine farkında olmadan kendi trajedilerini yaratma çabasına girmiştir. insanın doğasında olan bi şey sanırım; insan acıdan çekindiği kadar acıya hevesli oluyor. bu noktada gördüğümüz şey şu: bazen insanlar itiraf etmese bile hayatlarının en büyük amacı esaslı bir trajedi yaşamak sanırım. trajediyi ete kemiğe büründürmek gözüyle görüp kokusunu ciğerlerine çekip eliyle tutmak. ironik bir şekilde; trajedi yaşanabilecek en dip nokta olmasına rağmen bir insanın ulaşabileceği en üst seviye halini alıyor.
trajedi bir insanın en derin hayalidir diyerek amdan götten bir sosyal tespiti de burada noktalıyorum.
- istanbullu alternatif - rock grubu.
vokal: burak.
gitar: kutay & mehmet.
bass gitar: cenk.
davul: samuel
grubu dinlemek isteyenler için : http://www.myspace.com/...
- (bkz: tragedya)
- vladimir mayakovski'nin ilk eseridir. 1913 yılında basılmıştır.
ilk perdesinden alıntıdır;
"sevimli baylar!
onarın ruhumu sil baştan,
onarın da sızmasın boşluk içeri.
hakaret mi demektir tükürük?nerden bileyim.
kupkuru bir kadın gibiyim taştan.
sağdılar beni bir temiz.
sevimli baylar,
dilerseniz
önemli bir ozan dans edecek şimdi yavaştan."
- bu gece “öyle olur ya hani arada” dediğimiz -o gecelerden biri-
bir türlü uyumlu sesler çıkarmayı beceremediğim; –bir hayli uyumsuz, bana uymayı beceremeyen- bir mızıka, sessiz iç çekişler, hüzünlü gitar sololar; saklayamadığım hüzünlerimle birlikte bir köşede duruyor.
yalın olayım, her şey olduğu gibi öylece kalakalsın, –ben olduğum için- , aynı benim gibi anlaşılsın diye söylediğim her bir kelimenin kısa süreler sonra; tabulaşıp da anlaşılmadığını fark ediyorum, üstünden uzun bir vakit geçmeden.bir hayli de vakitlice.
tam vaktinde;
düşler bir emanet yortunun peşinde
bir trajediye misafir olmadan önce
üstelik bu trajedi trajikomik terliklerle*
bir kız tarafından sergilenmekte
sahne uyumu mızıkasıyla eş değerde
gözlerimi kapatıp ritmik düşsel tınıları bir çırpıda karalıyorum daha kalbe ulaşamadan.ellerim cebimde kim bilir hangi* sokakta bir kelebek etkisi* arayarak dolanıyorum.elim ayağıma dolanıyor. ayrıntılara takılıp kalmadan ama. nasıl olsa bundan sonrası ironinin ötesine gidemez.
sözde kalır.içte kalır.benim içimde kalır.
*
*
(bkz: manifesto/!provezza)
- (bkz: ağlatı)
- her şey eşinizin size sizden soğuduğunu hissettiğini söylediği bir diyalog ile başlar. bu soğukluğu yok etmeye çalıştığınız bir dönemde rastlantıdan öte, allah'ın sevgili kulu olduğunuzu düşündürecek bir şekilde eşinizin sizi son birkaç haftadır bir erkekle aldattığını öğrenirsiniz. sonra eşinizin sizi aslında birkaç ay önce de başka bir erkekle aldattığını öğrenirsiniz. ayrılma kararı verirsiniz. avukatınızı ararsınız. işlemleri başlatması için yetki verirsiniz ama içinizden bir ses, size işlemleri başlatmamanız gerektiğini söyler. başlatmazsınız. beklersiniz. doğumgününüzde aramasını beklersiniz. sevgililer gününde aramasını beklersiniz. evlilik yıldönümünüzde, dayanamaz arar dersiniz. siz ararsınız. uçağa atla yanıma gel hemen dersiniz. gelmez. bu konuşmadan tam bir gün sonra, telefonunuz çalar. eşinizin numarasıdır ekrandaki. ama arayan patronudur. eşinizi acilen ameliyata almışlardır. ne olduğunu anlayamazsınız. ne yapmanız gerektiğini düşünmeden ilk uçakla yanına gidersiniz. eşinizin hamile olduğunu öğrenirsiniz. fakat dış gebelik nedeni ile bebeğinizi yitirirsiniz. eşinizin yumurtalıklarından birinin alındığını öğrenirsiniz. ne diyeceğinizi bilemezsiniz. başucundasınızdır, bütün gün ve gece konuşmak istersiniz fakat konuşamazsınız. ona dokunursanız iyileştireceğinizi hayal eder, yüzünü okşarsınız. uyanır. tartışırsınız. sizi odadan kovar. doğmamış çocuğunuzun acısı ile atatürk havalimanına kadar gözyaşlarınızla yol boyunca iz bırakırsınız.
hayır, eski türk filmi senaryosu değil. trajedinin, hem de en gerçeğinden ta kendisi.
- "dünyada yalnızca iki trajedi vardır,
biri kişinin istediğine sahip olmaması, diğeri ise sahip olmasıdır.
ikincisi en beteridir zira o gerçek trajedidir." *
bu tanımla asla melodrama alternatif olamayacak hadise.
hayatta yaşanmışlıklara ya da henüz yaşanamamış olanlara dair örnekleri çok, kuşkusuz hiçbiri insanın varoluş meselesinde yaşadığı trajedi kadar mühim olamaz.
- sonunda ağlayacağınızı bile bile okuduğunuz veya izlediğiniz eserlere verilen genel addır. eğer trajedide okuyucuyu veya izleyiciyi güldürmek isterseniz araya komik birşeyler sokuverirsiniz ve adı trajikomedi olur; ki bu bazı durumlarda ironi olarak da sayılabilir. örnek vermek gerekirse
romeo ve juliet bir trajedidir, hikaye içinde güldürmeye yönelik etmenler olsa dahi bu sadece izleyiciyinin ilgisini oyunda toplamak içindir, hikaye kötü sonla biter. yani asıl öğe trajedidir, hikaye acıklı sonla bitmesi için yazılmıştır.
türkiye'nin hali ise bir trajikomedidir, hikaye içindeki olaylar insanları güldürmeye yöneliktir ve bu güldürme için insanların hayatları feda edilmektedir. bu yöntem oldukça başarılı olmuştur, zira hem amerika hem de diğer ülkeler arka taraflarıyla bizi izleyip gülmektedirler. durum bizim için trajedik, onlar için trajikomiktir.(fl oz, 14.09.2008 00:30)
- umut asla eksik olmaz trajedilerden. trajik kahramanlar daima uğraşır, çabalar, geleceği dair planlar yapar. sorunlar çıktığı zaman onları çözmenin yollarını arar ve umutlarını korurlar. esasen umut, trajedinin yanında gelen bir yan özellik değil, bizzat onun en önemli parçalarından birisidir.
ayrıca tekrarlandığı zaman komik olma gibi bir özelliği de vardır.
|