|
|
- hakedenin o deliğe tıkılmasında hiçbir sakınca görmediğim f tipini protesto eder-bu da yeterince kötü benim gözümde- gibi görünüp de asıl amacı olay çıkarmak olan topluluğa trabzonluların verdiği alkışlanası cevap.
her ne kadar şiddeti hoş görmesem de herkese anladığı şekilde davranmak lazım diyorum
- mersin'deki bayrak yakma olayı ile kıvılcımlanan bir gerginliğin giderek büyüdüğünün bir işareti olan hadisedir. ayrıca f tipi ceza evinin hangi yönünün protesto edildiği de merak konusudur.
- kendini ifade etme ve gerçekten düşünme özürlü insanların türlü çeşit çakallardan gaz alıp içine girdiği akıl almaz eylem.
- trabzon halkının hemen hemen bir 5 sene içinde tekrarlayageldiği eylemdir. daha önce sinan kukul isimli terör örgütü üyesinin anma toplantısında, pkk mensubu 3-5 çakalın metropol çalışması yaptıkları hücre evinde buna benzer bir çok olay yaşanmıştır. trabzon halkının duyarlılığı bu bir nevi. haksızlığına inandığı bir eylem gördüğünde karadeniz hırçınlığına erişmesi ve birden fırtına patlatması gibi bir şeydir bu.
bu münferit olay göstermiştir ki;
1-insanlara özgürlük verilmeli ancak özgürlükler alanı sınırsız olamamalıdır.
2-türk halkının hassasiyetleri herkes tarafından her zaman dikkate alınmalıdır.
3-her iki tarafı da şu veya bu grup olarak nitelemek ve bu amaçla çeşitli sıfat veya yakışmalar kullanmalar doğru değildir.
4-f tipi cezaevine girmeden oranaın nasıl olduğu hakkında atıp tutmamalıdır. f tipi tecrit değildir.aksine * harika bir istirahat, kafa dinleme veya rehabilitasyon merkezidir.
5-f tipine karşı dhkp/c isimli terör örgütünün geliştirdiği eylem biçimleri oldukça farklıdır ve hemen her platformda bunu dışarı vurmaktadırlar.
6-kimse kemalizm veya başkaca bir sığınak aramadan halkı anlamaya çalışmalıdır. halka rağmen hiç bir hareket baki olamaz.
7-bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya* kalkışırsanız bu memlekette kavga da bitmez, kan da tükenmez.(fempusay, 07.04.2005 09:48 ~ 01.08.2005 18:45)
- f tipi neresini protesto ediyorlar ve neden? kısaca belirteyim ki f tipi cezaevlerinde koğuş sistemi olmadığından ve bölücü şerefsizler aynı mekanda toplanamadıklarından dolayı işlerini içerden (!) kolayca yürütemiyorlar. bunu da bir şekilde provake etmek lazım olduğundan sürekli bu çeşit yaygaralıklar yapılması normaldir.
f tipi cezaevlerinin nasıl yerler olduğunu öğrenmemiz açısından:
(bkz: http://www.ankaraf2.gov.tr/...)
- ülkemiz üzerinde dönen oyunlardan sadece birisi.az zamanda çok ve büyük işler başarıyorlar.bu kadar provakasyon bu kadar kısa zamanda yapılıyor.yakında üniversitelere de sıçratmaya çalışacaklardır elbet. sözlük yazarlarından bile gaz alan arkadaşlar olduğuna göre o günler yakındır.
- bu kadar alkışçısı olduğuna göre yıllardır bir şekilde saklı kalmış bir zihniyetin nasıl dehşet verici şekilde açığa çıktığının bir göstergesi olmuştur bu olaylar. ne zamandan beri bildiri dağıtmaya çalışan insanların ikibin kişi tarafından linç edilmeye çalışılması alkışlanacak bir davranış oldu. bu denli mi körleştik. bu olaya karşı durmak için sadece "insan" olmak yeterliyken neden bu olayı yanlış bulanlar"vatan haini" sayılıyor anlamıyorum. protesto edilen şeyle uzaktan yakından ilginiz olmayabilir,karşı olabilirsiniz,söz konusu olan bu değildir bildiri dağıtan insanları linç etmeye çalışmayı hiçbir mantık açıklayamaz.polisle bir çatışma olmuş ise yine polis zanlıları gözaltına alır ve ne yapılacaksa yapar. bu kadar basittir,ortada çok kötü bir olay varken yapılması gereken yapılmıştır diyenleri kınıyorum.o zaman polise de gerek yok. bundan sonra herkes yerini bilsin bir olay oldumu cümbür cemaat koşalım linç etmeye....
- cezaevlerini protesto amacıyla bildiri dağıtan gruba polis engel olur.bildiriyi kontrol eder polisler..sonra da usulca merkeze götüreceklerdir.tam bu sırada (hani moda oldu ya artık) "la la türk bayrağını yakiyürler dıngızlar" dedikoduları çıkar.birden (artık nasıl oluyorsa) yığınca yurtsever,pardon,bayraksever,linç girişiminde bulunur..ha aynı kitle "bayrak yakmıyorlarmış lan cezaevlerini protesto ediyorlarmış" denilseydi linç girişimini durdurur muydu bilinmez (ki sözlükten okunduğu kadarıyla gayet tabi köteklenirlerdi) ama türk bayrağının yakılması olayı bir çok parti ve kuruluşa öyle bir prim,öyle bir gaz vermiştir ki,ülkede yolunda gitmeyen bir şeyi eleştirmenin cezası da ölüm olmuştur..
(bkz: neye niyet neye kısmet)
asıl çelişki,milliyetçi güruhun cumhuriyet ve hukuk rejimini savunup uğrunda canlarını verebileceklerini söylemesi,ancak böyle bir olay vuku bulduğunda "allahuekber" nidalarıyla tıpkı şeriat ülkelerindeki gibi "suçluları cezalandırma" yöntemine başvurmasıdır.
(bkz: takke düştü kel göründü)
- (bkz: gaz)
(bkz: faşizm)
(bkz: anlayamama kabiliyeti)
- bir zamanlar satanistler yüzünden, alternatif giyinen herkesin kedi kesici ilân edilmesi gibi şimdilerde de düzene karşı olan herhangi birinin bayrak yakmayla suçlanması sonucudur.
(bkz: objektif giri girme sanatı)(mavio, 07.04.2005 19:38)
- bu olayın gerçek şekli çıktı ortaya.
sol görüşlü dört genç bildiri dağıtmaktadır.bu sırada bir trafik polisi gençlere engel olmaya çalışır.gençler ile polis orda tartışmaya başlar.daha sonra diğer polisler gelir.esnaf da olaya müdahale etmeye çalışır.ne olduysa tam bu sırada olur.bölgede yerel yayın yapan "kasırga tv",yayınında "uzun sokak'da türk bayrağına hain saldırı" şeklinde bir altyazı geçer..bu haberi görüp de galeyana gelen halk hemen toplanır..bir polis(sanırım emniyet amiri) halkı sükunete davet ettiği sırada bile aynı kanalda aynı altyazı halen geçmektedir..gaza gelmiş halk,tıpkı sivas katliamında olduğu gibi şuurlarını kaybetmiş şekilde zırhlı aracı parçalamaya çalışır..olaylar sürer gider,bize izleyip lanet okumak düşer.
- bu gibi paranoyaların bir çok örneği var.
6- 7 eylül 1955,
yer: istanbul
düşman: azınlıklar,
hayal: atatürk'ün selanik'teki evine boma atılmış;
sonuç: ankara, istanbul ve izmir'deki rumların evlerinin yağmalanması, yakılıp, yıklıması.70 bin rum'un göç etmek zorunda bırakılması.
26 aralık 1978
yer: kahramanmaraş
düşman: aleviler
hayal: aleviler sünnilerin olduğu bir sinemayı bombalamış; aleviler camiileri ateşe vermiş
sonuç: maraş'ta alevi vatandaşların evlerine, işyerlerine saldırılar; 100'den fazla kişinin katledilmesi
4 nisan 1980
yer: çorum
düşman: aleviler
hayal: alaadin camii'sine aleviler bomba atmış
sonuç: 25 kişi öldü, 100 kişi kayboldu. alevilerin evleri barkları yıkıldı.
2 temmuz 1993
yer: sivas
düşman: ateistler
hayal: ateist aziz nesin allah'a kitaba sövüyormuş, sivas halkına aptal diyormuş
sonuç: madımak oteli'nin içindeki 37 aydın, sanatçı, yazar-çizerle birlikte yakılması.*
6 nisan 2005
yer: trabzon
düşman: kürtler
hayal: tecrit kaldırılsın diye bildiri dağıtan dört solcunun şehre pkk bayrağı asan kürtler olduğu
sonuç: dört kişinin 2000 "heyecan ve memleket sevgisi ile dolu" trabzonlu tarafından meydan dayağı yemesi, linç edilmeye kalkışılması.
(ekşi sözlük'den alıntıdır)
- bu olaydan sonra linç eylemini proteste etmek için konuşmak isteyen küçük bir gruba yapılan kabalık linç girişimi tekar göstermiştir ki memleket hayvan çiftliğine dönmüş durumda. hukuk, özgürlük, iletişim, insan hakları ve diğer birçok medeni meziyetten habersiz bu düşünemeyen şempanzeler, sürülerinin verdiği cesaretle kah yılbaşında turistlere toplu taciz yaparlar kah canları istedikçe linç ederler. sonrasında attıkları sloganlar da hep aynı faşist tavrı sergiliyor. milliyetçilikle ve cehaletle bir toplumu yönetmek kolaydır belki ama unutulmamalıdır ki böyle bir toplulukta ne fikir üretilir ne de bilim.
- (bkz: boylumlama)
- ilkel avcı kabileler benzeri, akıl ve mantıktan uzak, saniyeler içinde şartlı refleks gibi galeyana gelip saldıran, uygun metodlarla kuzu gibi uyutulup ekmeği elinden alınan , güya milliyetçi,güya insanını seven, çokca cahil grupların en son travmatik marifeti. sebebini fazla uzakta aramayın "oh olsun" dermişcesine konuşmadığınız, lazım değil diyip okumadığınız, güce tapan büyük çoğunlukla sürüklendiğiniz sürece bu travmaları her yerde göreceksiniz.ve bir gün belki de kurbanı siz olacaksınız.
(fizalya, 11.04.2005 20:48 ~ 20:48)
- konuya ilişkin bir yaklaşım da bağımsız iletişim ağı bianet.org da şinasi hazinedar tarafından dile getirilmiştir:
trabzon'da linç provası talat'la başlamıştı
olay, artık 'linç'le eşanlam kazanan trabzon'da yaşandı o tarihlerde. empati grubu, mayıs 2003 tarihinde m. ali talat'ı "annan planı ve kıbrıs sorunu" konulu panele davet eder. ve tahmin ettiğiniz gibi hassasiyetler harekete geçer.
bia haber merkezi
19/04/2005 şinasi hazinedar bia (istanbul) - gecenin on ikisinde aklıma geldi.biraz da okuyanlar tebessüm etsin diye, ayniyle vaki, hatta kısaltarak anlatacağım bu olayı paylaşmak istedim.
olay, artık 'linç'le eşanlam kazanan trabzon'da yaşandı o tarihlerde.
empati grubu, dört arkadaşla oluşturduğumuz ve trabzon'da faaliyetlerini sürdüren, bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin de hâlâ, "niye sempati değil de empati" diye sormaya devam ettiği bir grup.
grup, 17 mayıs 2003 tarihinde trabzon'daki bir etkinliğine geçen hafta kktc başbakanı, bugün cumhurbaşkanı, o gün de ctp genel başkanı olan m. ali talat'ı davet eder. "annan planı ve kıbrıs sorunu" konulu panel , şehrin muhtelif yerlerine bez afişler asılarak duyurulur.
ve tahmin ettiğiniz gibi hassasiyetler harekete geçer.
bir tarih ve kültür kenti olan trabzon'un tüm kültür birikimlerinin rafine temsilcileri (!) tüm bilinç birikimleriyle trabzon kamuoyunu bilgilendirmeye başlarlar.
"bu adamın trabzon'da ne işi var?", "akel uşağı bu adam hangi yüzle bu kente geliyor?", "rum işbirlikçisinin trabzon'a gelmesine izin vermeyeceğiz", "rum pontus hayalini hortlatmak isteyenler devrede" gibi, gerçekten derin siyasal birikim ve analiz gerektiren yaklaşım biçimlerini, yazılı ve görüntülü basın marifetiyle ileterek kamuoyunu bilinçlendirme (!) görevini yerine getirirler.
bu görevi aktif olarak yürütenler arasında ulusal kanallara son trabzon olayları hakkında görüşlerini engin bilgi ve birikimiyle (!) aktaran bazı medya mensubu arkadaşlarımız da vardır.
bez afişlerimiz geceleyin hassasiyetlerin sorumluluk alanına girer ve yırtılırlar.
ertesi gün, sivillikten sivilliğin dışında her şeyi anlayan resmi stö'lerimiz, teker teker ne kadar demokrat olduklarına, demokrasiden ne anladıklarına, çoğulculuğu nasıl içselleştirdiklerine dair kamuoyu açıklamaları ile arz-ı endam ederken, (b)el altından da (en iyi bildikleri iştir), m. ali talat'ın trabzon'a gelmemesi, şehre sokulmayacağı, telefon edilip daha kötü şeyler olmadan bu panelin iptalinin bildirilmesi talimatları da, bugünün linç liderleri tarafından bana iletiliyor.
cevap net oluyor. trabzon'a kimin gelip gelmeyeceğine, kimin ne konuşacağına, bu hassasiyet tekelcileri karar veremezdi.
unutmadan, bu hassasiyet sahibi resmi ve en "en ci o" sivil toplum örgütlerimizi sahneye davet ederek, bir kez daha sizlerin onları selamlamanıza vesile olayım.
kamu-sen, ttb trabzon.temsilciliği, tmmob temsilciliği, mhp, bbp, sp, add, ha az kalsın unutuyordum, türkocağı ve utangaç olarak da chp.
adını unuttuklarım varsa kusura bakmasınlar.
chp'ye utangaç diyorum, şunun için. gerçi bu partimizin değerli sosyal demokrat belediye başkanı, son trabzon olaylarına, "tayad'lılar basın açıklamalarını kapalı, halkın olmayacağı mekanlarda yapsınlar" diye fevkalade siyasi bilinç yansıtan bir açıklama ile katkıda bulundu; ama o dönemin sayın il başkanı, panel günü partiye nezaket ziyaretinde bulunan m.ali talat'a, onur öymen'in kıbrıs'la ilgili kitabını "iyi okumanız ve kıbrıs meselesini öğrenmeniz" temennisiyle veriyordu.yani, bilmiyorsun, diyordu.
ayniyle gerçek ve temel fıkrası filan değil bu.
doktora çalışması annan planı olan, kıbrıs'ta yaşayan ve o günlerde kıbrıs'ta başbakanlığa aday olan birine sorumluluğunu hatırlatmak için onur öymen kitabı.
başöğretmenlik mübareklerin genlerine işlemiş. benim de kendilerine "parti içi demokrasi" kitabını okumalarını tavsiye ettiğimi hatırlıyorum.
konuyu dağıtmayalım. m. ali talat trabzon'a geliyor. hiç ama hiçbir otel sayın talat'a kalması için yer vermiyor.
hassasiyet sahibi güzel arkadaşlarımız bu konuda teyakkuza geçiyor ve yer verilmemesini sağlıyorlar.
m.ali talat, trabzon'a 30 km mesafedeki maçka sümela otel'de, şahsım adına ayrılan bir odada gecelemek zorunda kalıyor.
ve panel günü geliyor. hassasiyet sahipleri pontus'un kurulmasını önleyecekler ya.
öncesinde haber göndererek nezaket ve inceliklerini ifadede bulunuyorlar. "biz bir saat öncesinde salonu tamamen doldurarak m.ali talat'ın konuşmasını engelleyeceğiz."
dediklerini de yapıyorlar vallahi.
paneli yöneten olarak selamlama konuşmasını, tüm koltukları dolduran "hassasiyet" sahibi, ama demokratik birikim noksanı bu kalabalığa trabzon ticaret ve sanayi odası toplantı salonunda yaptıktan ve mikrofonu m. ali talat'a uzattıktan sonra olanlar oluyor.
tüm salon hep bir ağızdan istiklal marşı'nı söylemeye başlıyor.
sakın bayrağımızı, istiklal marşımızı kullanıyor, istismar ediyorlar, demeyin; beni inandıramazsınız. hatta sizin hassasiyetlerinizin noksanlığını bile düşünürüm.
ayağa kalkıyoruz, marş bitiyor. oturuluyor, konuşulacak. hassasiyet sahibi olanlar, bu sefer de demokratik haklarını kullanmayı devreye sokuyorlar ve susmamacasına alkışlıyorlar (bunlar için linç girişimi de demokratik hak kullanımı).
uzattım. emniyet müdürü olaya müdahale ediyor. dışarıya çıkış, el-kol-gününü göreceksin işaretleriyle gerçekleşiyor ve akabinde m. ali talat'ı dinlemek isteyenler salonu doldurarak paneli izliyorlar.
bu gün 'linç' için bülbül kesilen bir kısım medya ve ilerici-demokrat kesimler, o gün bırakın ses çıkarmayı, panele bile gelmiyorlar. onları da sahneye alayım isterseniz. ihd (o dönem başkanı chp'liydi), chp zaten yoktu ve kesk.
kim mi geliyor? ödp, mazlumder, memur sen.
evet, okuyan ve yalan diyen varsa, vallahi m. ali talat yaşıyor ve cumhurbaşkanı. ben de yaşıyorum.gazeteci ali öztürk de. ha bazıları da yaşıyor, ama tatlı sularda.
ben hâlâ açılışta söylediğim sözümdeyim. "m. ali talat başbakan olursa ne diyeceksiniz? kabul etmeyecek misiniz?"
ama düşünüyorum da, saçma sapan bir soruymuş benimki.
ben biliyorum ki, bugün, bu hassasiyet sahipleri, bayrağı ellerine aldıkları gibi m. ali talat'ın peşinden giderken beni bile çiğnerler. elini sıkmak için sıraya girerler.
bakın göreceksiniz. m. ali bey'i o stö'ler ya da üniversite, nasıl trabzon'a davet edecekler.
izleyin... izleyin... neler göreceksiniz. trabzon böyle bir yer aynı zamanda.
haberin orijinali için http://www.bianet.org/...
- dünyada ahlakın özünü belirleyen, sınıflar gerçeği ve ideolojidir. 5 kişiyi binlerce kişinin linç etmeye çalışması, bir bayanı ortasına alıp tekmeler yağdırmak, zulme karşı çıkanları susturmaya çalışmak, yalan ve iftira; hangi sınıfın, hangi ideolojinin ahlakını yansıtıyor?
düşünün ki, gerçeği bilerek polisle işbirliği içinde "bayrak yaktılar" diye yalan yayıp linç ortamı yaratıyor.niye?siyasal çıkarları için.sömürü ve zulüm sisteminin koruyucusu genelkurmay'dan aldığı talimatın gereğini yerine getirmek için. provokasyonlarla,saldırılarla "güçlenmek" için. ve bu ahlak; yere düşürülmüş bir bayana, yüzlercesi birikmiş tekmeler yağdırıyor, saçlarından çekiştiriyor, yetmiyor, "verin onları bize parçalayacağız" çığlıkları atıyor. aradan birkaç gün geçiyor, bu kez de olayları incelemek üzere kentlerine gelen bir grup insanı, yani "misafirlerini" linç etmeye kalkışıyor.
"üç beş cahil" mi diyorsunuz bunları yapanlara?öyle değil,ama diyelim ki öyle olsun. mhp yönetiminin linç güruhunu savunan açıklamaları biliniyor.öte yandan;trabzon üzerine yapılan tv programlarında kanal kanal gezen mhp yöneticilerinden mehmet gül'ü alın.her şey ortaya çıkmış, ama hala bütün konuşmaları, bir bayrak yakma varmış üzerinden gelişiyor ve terör demagojisiyle, sahte milliyetçilik hamaseti ile linç güruhunu mazur gösteriyor.
bugün mhp denildiğinde en geniş halk kesimlerinin aklına ne gelir; oligarşik katliamlarda kullanılması gelir.haraççılık,susurluk,kafa kulak kesen,kollarında mhp amblemli özel timciler,adam kaçırıp ülkü ocakları'nda işkence yapan serseriler, çek senet mafyacıları, çuval cinayetleri(...) gelir.
türk halkı,yüzyıllar boyu zulmün karşısında olmuştur;sarayların,saltanatların,faşist devletin hizmetinde değil.mhp ise tam da bunlardır.ve bu durumunu belirleyen, temsil ettiği sınıfın,faşist ideolojisinin karakteridir.
maalesef,ipleri çözüldü!!
- vurun kahpeye günlerinden pek de ileri gidilemediğinin göstergesidir.
- ''heyecanlar,öfkeler,nefretler kızılacak şeyler değildir.aksine, daha çok çılgın heyecanlara ihtiyacımız var.hayat böyle birşeydir;ancak bu öfkeleri topluma zarar vermeden kullanabilmeliyiz,modern toplumların tedbiri aydınlanmadır,yoksa ilkel kabile savaşında birbirimizi doğrarız''
(bkz: nihat genç)
|