konuya ilişkin bir yaklaşım da bağımsız iletişim ağı bianet.org da şinasi hazinedar tarafından dile getirilmiştir:
trabzon'da linç provası talat'la başlamıştı
olay, artık 'linç'le eşanlam kazanan trabzon'da yaşandı o tarihlerde. empati grubu, mayıs 2003 tarihinde m. ali talat'ı "annan planı ve kıbrıs sorunu" konulu panele davet eder. ve tahmin ettiğiniz gibi hassasiyetler harekete geçer.
bia haber merkezi
19/04/2005 şinasi hazinedar bia (istanbul) - gecenin on ikisinde aklıma geldi.biraz da okuyanlar tebessüm etsin diye, ayniyle vaki, hatta kısaltarak anlatacağım bu olayı paylaşmak istedim.
olay, artık 'linç'le eşanlam kazanan trabzon'da yaşandı o tarihlerde.
empati grubu, dört arkadaşla oluşturduğumuz ve trabzon'da faaliyetlerini sürdüren, bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin de hâlâ, "niye sempati değil de empati" diye sormaya devam ettiği bir grup.
grup, 17 mayıs 2003 tarihinde trabzon'daki bir etkinliğine geçen hafta kktc başbakanı, bugün cumhurbaşkanı, o gün de ctp genel başkanı olan m. ali talat'ı davet eder. "annan planı ve kıbrıs sorunu" konulu panel , şehrin muhtelif yerlerine bez afişler asılarak duyurulur.
ve tahmin ettiğiniz gibi hassasiyetler harekete geçer.
bir tarih ve kültür kenti olan trabzon'un tüm kültür birikimlerinin rafine temsilcileri (!) tüm bilinç birikimleriyle trabzon kamuoyunu bilgilendirmeye başlarlar.
"bu adamın trabzon'da ne işi var?", "akel uşağı bu adam hangi yüzle bu kente geliyor?", "rum işbirlikçisinin trabzon'a gelmesine izin vermeyeceğiz", "rum pontus hayalini hortlatmak isteyenler devrede" gibi, gerçekten derin siyasal birikim ve analiz gerektiren yaklaşım biçimlerini, yazılı ve görüntülü basın marifetiyle ileterek kamuoyunu bilinçlendirme (!) görevini yerine getirirler.
bu görevi aktif olarak yürütenler arasında ulusal kanallara son trabzon olayları hakkında görüşlerini engin bilgi ve birikimiyle (!) aktaran bazı medya mensubu arkadaşlarımız da vardır.
bez afişlerimiz geceleyin hassasiyetlerin sorumluluk alanına girer ve yırtılırlar.
ertesi gün, sivillikten sivilliğin dışında her şeyi anlayan resmi stö'lerimiz, teker teker ne kadar demokrat olduklarına, demokrasiden ne anladıklarına, çoğulculuğu nasıl içselleştirdiklerine dair kamuoyu açıklamaları ile arz-ı endam ederken, (b)el altından da (en iyi bildikleri iştir), m. ali talat'ın trabzon'a gelmemesi, şehre sokulmayacağı, telefon edilip daha kötü şeyler olmadan bu panelin iptalinin bildirilmesi talimatları da, bugünün linç liderleri tarafından bana iletiliyor.
cevap net oluyor. trabzon'a kimin gelip gelmeyeceğine, kimin ne konuşacağına, bu hassasiyet tekelcileri karar veremezdi.
unutmadan, bu hassasiyet sahibi resmi ve en "en ci o" sivil toplum örgütlerimizi sahneye davet ederek, bir kez daha sizlerin onları selamlamanıza vesile olayım.
kamu-sen, ttb trabzon.temsilciliği, tmmob temsilciliği, mhp, bbp, sp, add, ha az kalsın unutuyordum, türkocağı ve utangaç olarak da chp.
adını unuttuklarım varsa kusura bakmasınlar.
chp'ye utangaç diyorum, şunun için. gerçi bu partimizin değerli sosyal demokrat belediye başkanı, son trabzon olaylarına, "tayad'lılar basın açıklamalarını kapalı, halkın olmayacağı mekanlarda yapsınlar" diye fevkalade siyasi bilinç yansıtan bir açıklama ile katkıda bulundu; ama o dönemin sayın il başkanı, panel günü partiye nezaket ziyaretinde bulunan m.ali talat'a, onur öymen'in kıbrıs'la ilgili kitabını "iyi okumanız ve kıbrıs meselesini öğrenmeniz" temennisiyle veriyordu.yani, bilmiyorsun, diyordu.
ayniyle gerçek ve temel fıkrası filan değil bu.
doktora çalışması annan planı olan, kıbrıs'ta yaşayan ve o günlerde kıbrıs'ta başbakanlığa aday olan birine sorumluluğunu hatırlatmak için onur öymen kitabı.
başöğretmenlik mübareklerin genlerine işlemiş. benim de kendilerine "parti içi demokrasi" kitabını okumalarını tavsiye ettiğimi hatırlıyorum.
konuyu dağıtmayalım. m. ali talat trabzon'a geliyor. hiç ama hiçbir otel sayın talat'a kalması için yer vermiyor.
hassasiyet sahibi güzel arkadaşlarımız bu konuda teyakkuza geçiyor ve yer verilmemesini sağlıyorlar.
m.ali talat, trabzon'a 30 km mesafedeki maçka sümela otel'de, şahsım adına ayrılan bir odada gecelemek zorunda kalıyor.
ve panel günü geliyor. hassasiyet sahipleri pontus'un kurulmasını önleyecekler ya.
öncesinde haber göndererek nezaket ve inceliklerini ifadede bulunuyorlar. "biz bir saat öncesinde salonu tamamen doldurarak m.ali talat'ın konuşmasını engelleyeceğiz."
dediklerini de yapıyorlar vallahi.
paneli yöneten olarak selamlama konuşmasını, tüm koltukları dolduran "hassasiyet" sahibi, ama demokratik birikim noksanı bu kalabalığa trabzon ticaret ve sanayi odası toplantı salonunda yaptıktan ve mikrofonu m. ali talat'a uzattıktan sonra olanlar oluyor.
tüm salon hep bir ağızdan istiklal marşı'nı söylemeye başlıyor.
sakın bayrağımızı, istiklal marşımızı kullanıyor, istismar ediyorlar, demeyin; beni inandıramazsınız. hatta sizin hassasiyetlerinizin noksanlığını bile düşünürüm.
ayağa kalkıyoruz, marş bitiyor. oturuluyor, konuşulacak. hassasiyet sahibi olanlar, bu sefer de demokratik haklarını kullanmayı devreye sokuyorlar ve susmamacasına alkışlıyorlar (bunlar için linç girişimi de demokratik hak kullanımı).
uzattım. emniyet müdürü olaya müdahale ediyor. dışarıya çıkış, el-kol-gününü göreceksin işaretleriyle gerçekleşiyor ve akabinde m. ali talat'ı dinlemek isteyenler salonu doldurarak paneli izliyorlar.
bu gün 'linç' için bülbül kesilen bir kısım medya ve ilerici-demokrat kesimler, o gün bırakın ses çıkarmayı, panele bile gelmiyorlar. onları da sahneye alayım isterseniz. ihd (o dönem başkanı chp'liydi), chp zaten yoktu ve kesk.
kim mi geliyor? ödp, mazlumder, memur sen.
evet, okuyan ve yalan diyen varsa, vallahi m. ali talat yaşıyor ve cumhurbaşkanı. ben de yaşıyorum.gazeteci ali öztürk de. ha bazıları da yaşıyor, ama tatlı sularda.
ben hâlâ açılışta söylediğim sözümdeyim. "m. ali talat başbakan olursa ne diyeceksiniz? kabul etmeyecek misiniz?"
ama düşünüyorum da, saçma sapan bir soruymuş benimki.
ben biliyorum ki, bugün, bu hassasiyet sahipleri, bayrağı ellerine aldıkları gibi m. ali talat'ın peşinden giderken beni bile çiğnerler. elini sıkmak için sıraya girerler.
bakın göreceksiniz. m. ali bey'i o stö'ler ya da üniversite, nasıl trabzon'a davet edecekler.
izleyin... izleyin... neler göreceksiniz. trabzon böyle bir yer aynı zamanda.
haberin orijinali için
http://www.bianet.org/...