açtığı başlıklardan ve nikinden de anlaşıldığı üzere kanada da yaşıyan aramıza yeni katılan yazarımız. istemeden de olsa iyi ayar veriyor laf arasında. hoşgelmiş.
kaç aydır içimde bulunan ukteyi başarıyla doldurmuş, beni çok sevindirmiş yazardır. ayrıca küsüratlı sayı verince inandırdım kendisini sanırım, biraz da saf. *
nefis yazar aynı zamanda güzel de yazar olan yazar. kendisi kuzenim olmakla beraber bu siteyi bana tavsiye etmiş olan can dostum yoldaşım kardeşimdir. kanada vatandaşlığı almam için önce beni kendisiyle evlenmeye ikna etmiş (bkz: biseksüel) daha sonra ise "french canada'da fransızca yeterlilik istiyorlar kanka başka bir şeye ihtiyaç yok" diyerek g.tü kurtarmamı sağlamıştır.
özlemlerini, dört ucu işlemeli, lavanta kokulu beyaz bir mendil gibi dürüp katlayıp kalbinin üzerine koymuş, burun direği sızladıkça onu kalp üzerinden alıp, lavantasını içine çeken, o arada dostlarına güzel kelamlar edebilen yazardır.
sürekli girilerini takip ettiğim yazar. aynı fikirleri paylaşsam da paylaşmasam da okunası girileri olan yazar. lakin "keşke toronto lu olmadan önce de yazabilseydi de oraların, dünya görüşüne yaptığı katkıların boyutunu anlayabilseydik" diyorum, sık sık kendi kendime.
tanımış olduğum için çok mutlu olduğum yazar. esprili, komik, pırıl pırıl bir insan. kendisi torontodaki huzur ortamının keyfini çıkarmakta, ama ailesini, sevdiklerini ve türk yemeklerini özlemektedir. en kısa zamanda kendisine iskender ve sivas usulü içli köfte göndereceğimdir.
meal: bu tespitin benim dehamla ilgisi yok, arkadaş 7 yazısından 5 tanesinde illa ki kanadakanadakanada diye not düşüyor, kör kör parmağım gözüne bir durum bu ve gözüme batıyor. yahu tamam kanada cennet vatan da batmayı geçtim, bu kadar göze sokmanın anlamı ne. olan var olmayan var, can bu çekiyor.
her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır. torontonian içinde 6 kasım 2007 öyle bir gün işte. resmi makamlar bugün onun geleceğini belirleyecek kararı verecekler.
ya gurbette özlemle ama hayatını garanti altına alarak yaşamına devam edecek ya da memleketine dönüp yaşam kavgasına kaldığı yerden devam edecek.
ilk bulduğum yerde sucuklu yumurtasına zehir koyup yedirmeyi düşündüğüm yazar.(sucuğu bulursak tabi) çünkü iskender yapan yer bulmuş kanada'da. can vereceğim ekran başında.
önümüzdeki günlerde göldeki buzları kırıp, canım balıkları afiyetle midesine indirecek olan, güzel körfezin güzel insanı. o balıkların üzerine rakıyı da götürecek sanırım. bunun konunun üzerine; "abi ben rakıları kapıp geliyorum" dedim adam demez mi; "ooo burda bütün rakılardan var hacı. yeni, mercan, efe vs.". fırsattan istifade bi kanada'ya gidelim dedik, lafı tıkıverdi ağzımıza. neyse benim içinde bi parça balık, bi yudum rakıyı götürüverir artık. *
torontonian şöyle bir şey söylemiş ekşi'de;
"bir de neden bilmiyorum turkiye disinda bir yerde yasadigim icin o ulke (kanada) hakkinda gayet ciliz bilgiye sahip olan sozlukte tematige kacmadan yazdikca yaziyordum ta ki ilgili moderator benim basliga "iki lafindan biri kanada olan kor parmagim gozume falan felan" modunda bir entry yazana kadar. anlayamamistim bu tutumu, simdi burdayim ve bu tarz sorunlarim yok sukurler olsun."
adım geçtiği için cevap hakkı doğmuş. lakin buradan ulaşamıyorum kendisine(hesabı kilitli). buraya ait mevzuları başka sözlüklerde de tartışmaya hevesli olmadığım için oraya da yazamıyorum. onçün özürlerimle birlikte, yanıtımı ulu orta yazacağım sevgili canadian.
sen yaşadığın ülke hakkında "marketlerde bisküvi satılıyor." şeklinde bilgilendirici demeçler vermeye devam ettikçe, ben de "uyuz oluyorum" deme joker hakkımı kullanmaya devam edeceğim ve bunun moderatör olmamla da, salaklığımla da zerre alakası yok. tamamen bir gönül meselesi bu. aah ah, beğenmeme özgürlüğünün, insanların (okurların, yazarların, cahillerin bile evet!) hepsinde bulunan bir hak olduğunu, moderatörlük sıfatı ile bunu karıştırmanın da saçma olduğunu açıklamak için buraya bir şeyler yazarım ama, gereği yok. senin için tüm söylediklerimi geri alıyor ve şunları yazıyorum:
"kanada hakkında yazdığı süper yazılarla nefsimi doyuran, beni orgazma ulaştıran süper yazardır. torontonian'ı pek çok seviyorum."
yüzünün hep gülmesini dilediğim, bir tanecik ağbiciğim, toronto' m rapter'ım, muz likörüm. *
gün gelecek, taksim' de muz likörüyle sarhoş olacak, izmir' de kumru yiyip küba' da purolarımızı tüttüreceğiz.. gün gelecek bana müthiş bir piano resitali sunacak, ben de yaş dolu gözlerimle ayakta alkışlayacağım onu..
artık biletini alsan da gelsen be immigrant insanı.. gözlerimiz yollarda kaldı.. *
abimdir. annem benden önce bir erkek çocuk doğursa ancak bu kadar sevebileceğimdir. bitanemdir, canımdır, kocaman kalbimin kocaman bir köşesine yerleşmiş yakışıklı insandır. koskocaman ve büsbüyük sevdiğimdir. prensesinin tek abisidir. prensesinin birtanesi, herşeyidir o. sevdiğimdir. seni seviyorum abimmmmmmmmm.
tıkandım kaldım her başlayışımın ilk satırında o kadar uzun ve sıradışı ki nickin rastgele kelimeler karaladım olmadı olduramadım ne yaptım ne ettimse uyduramadım tam oldu derken okudum bir kez daha. ben nerede yanlış yaptım imlam mı bozuk duygularım mı anlamı olmadı cümlelerin nice mutlu yıllara be delim!